Alem buysa, kral onlar

Dünyanın en zenginleri artık işadamları, futbolcular ya da komedyenler değil.

22 Ağustos 2017

Alem buysa, kral onlar

O kaba saba, kara kuru çocuklar, itilip kakılmışlığın kitabını yazmak için çıktıkları yollara isimlerini pırlanta harflerle işleyip tabela diye çaktı. Ninelerine otobüs koltuğunu çok görenlerin torunlarına albüm satıp altın varaklı yataklarda yattı. Para artık rap’çilerde!

Bu yıl meslek seçip üniversiteye girecek gençlere ve o gençlerin ebeveynine bir iyi, bir kötü haberim, bir de kahve yanı kurabiyesi misali minicik bir teselli notum var. Önce iyi: Geleceğin mesleğini buldum, açıklıyorum. Öğretmenlikti, mühendislikti, avukatlık ya da doktorluktu... Unutun. Para rap’çilikte! Yalnız para mı? İtibar da orada. Toplum içinde saydırıp sevdirme, bir eli yağda diğeri balda bir ömür sürdürme, faturaları gününde ödetip emeklilikte küçük ve sevimli bir kasabada balık tutturma garantisi kalan çok az meslekten biri.

Gelelim kötü habere: Rap’çiliğin okulu yok.

Ve şimdi de kurabiye: Okulu yok ama hocası var.

Jay-Z, Dr. Dre, Rick Ross, Puff Daddy, Kanye West, ASAP Rocky... İşte hocalarınızdan bir kısmı. Kimi kendine tişört tasarlayacak kadar modadan anlıyor, kimi haleti ruhiyesini ayarlama amaçlı, kimyadan. Bazısı sinema biliyor, bazısı TV. Ama emin olmanız gereken bir şey var ki, hepsi pek tabii ki müzik ve ilginç bir şekilde ekonomi profesörü. En büyük zevkleri stüdyodaki düğmeler ve ceplerindeki parayla oynamak.

Peki neden? New York’un kenar mahallelerinde gazoz ve hamburgerle büyüyen, çok küçük yaşta belayla tanışıp hayata isyan eden, bunu müziğine yansıtıp sonra da köşeyi dönen bu adamların olayı ne? Rap neden artık başkaldırı ve isyandan ziyade altın kolye, pahalı parfüm ve 60 odalı malikaneyle ilişkili bir şey? Rap öldü mü yoksa bir bildiği mi var?

17-08/22/gettyimages-482241200.jpg

İbreti âlem olmaya, gönüllüyüm ben ortada

Bundan 10 yıl evvel Amerika’da yaşanan Katrina Kasırgası’ndan sonra Kanye West, NBC’ye çıkıp takır takır konuşmuştu, hatırlar mısınız? O zamanki ABD Başkanı George W. Bush’a çatıp, “Siyahlar Bush’un umrunda bile değil” demişti. Tabii, Kanye West o zamanlar bugünkü Kanye West değildi.

Bugünkü Kanye’nin yerinde 50 Cent vardı ve Katrina’yla filan ilgilenecek vakti yoktu. Çünkü yeni albümü The Massacre ile bizzat ortalığı kasıp kavurmakla meşguldü. 50 Cent, o vakitler, kelimenin tam anlamıyla para basıyor; etrafını, müziğini, geleceğini önemsemeden sadece küpünü doldurmaya odaklanıyordu. Sonu fena oldu. Rap’in “Lehman Kardeşler”i haline geldi. İflasını açıkladı. Bugün tabii ki hâlâ çok parası var ama işte musluk damlamayı kesti.

Rap; isyan etmenin, başkaldırmanın, genç olmanın diğer adı. Amerika’da hele, yerine başka bir tür koymanın imkanı yok. Rap’çiler de zeki insanlar. Bunu biliyor ve güçlerini akıllıca kullanmanın yollarını arıyorlar. Âlem buysa madem, kral da biziz diyorlar.

Ama artık bir şeyi akıllarında tutarak: Ne iş yaparlarsa yapsınlar, hangi modaevinin sırtı, hangi parfümün boynu, hangi saatin kolu olurlarsa olsunlar, özünde müzisyen olduklarını unutmayarak. 50 Cent’i akıllarında tutarak. Bulundukları yere kolay gelmediklerini her fırsatta hatırlayıp oradan kolay kolay inmeyeceklerini de hatırlatarak.

17-08/22/gettyimages-481725060.jpg

James Franco’nun derdi

Siyah rap’çiler zafere kolay ulaşmadı çünkü. Parlamaya başladıkları 2000’lerin başından bu yana çok çalıştılar. Çok da eleştirildiler. Her işe el atmaları, moda günlerinin, gizli partilerin, açılış ve kokteyllerin aranan isimleri haline gelmeleri alay konusu oldu.

Onlara ilk taşı, hatta üçüncü ve beşinci taşı, içimizdeki günahsız, aktör, yapımcı, senarist, müzisyen, komedyen, ressam, yazar James Franco attı. Atmaya da devam ediyor. Sırfbu bile, yani Franco’nun ABDli rap’çilere kafayı takmış olması bile durumu özetliyor aslında. Adamlar şu an ülkenin en şöhretli insanları. Ve ülkenin en şöhretli insanı James Franco’nun dilindeler. “Adamlar” derken gerçekten adamlardan söz ediyoruz bu arada. Siyah rap’çi kadınlar ortada yok!

Beğenelim ya da beğenmeyelim, durum bu. Para rap’çilerde, şan şöhret de öyle. Bir süre daha da böyle olacak gibi duruyor. Olsun da. Kaliforniyalı Sanayiciler Derneği’nden gelen portakal şeklindeki başarı ödülü ve Connecticut Belediyesi’nin gönderdiği Yılın En İyi Rap Sanatçısı plaketinin önünde, boynunda iki kilo çeken altın kolyesiyle deri koltuğuna gömülmüş iri yarı bir rap’çi düşünün. Diyor ki, hani bir zamanlar beğenmediğiniz, kokuyor dediğiniz, maymuna benzettiğiniz, otobüse almadığınız, en pis işlerde çalıştırdığınız fakir ama gururlu çocuk vardı ya, işte o benim!

Üstüne sözü olan?..

DOĞALGAZ MASRAFI ÇOK OLMASIN?

*** 50 Cent’in malikanesinde 52 oda, 25 banyo, bir dans kulübü ve bir kumarhane bulunuyor.

*** Drake’in malikanesinde bir şelale, 24 koltuklu bir sinema salonu, beş ahır ve bir şarap mahzeni var.

*** Kanye West’in geniş bir alana yayılan bağların içinde bulunan evinde, devasa bir kütüphane bulunuyor.

*** Jay-Z kirada oturuyor. Karısı Beyoncé’le oturdukları evin aylık kirası 150 bin dolar. Bahçelerinde de bir sonsuz havuz (infinity pool) yer alıyor.