İz bırakmadan yaşlanma sanatı

Önemli bir toplantı için hazırladığınız sunumu buruşuk bir kağıtla yapmıyor, işe ütüsüz gömlekle gitmiyorsunuz. O halde neden zamanından önce yaşlanma izleri taşıyan bir cilde sahip olasınız? Anti-aging dünyasına erken giren kazanır.

27 Ağustos 2017

İz bırakmadan yaşlanma sanatı

Uzun süre kapalı mekanda bulunmak, bilgisayar başında geçen zaman, stres, güneş ışınları ve daha pek çok nedenden dolayı cildiniz gün boyu savaş veriyor. Yaşadığınız her anın izi teninize işleniyor. Kimi bu yaşlanma sürecini genetik şansından dolayı avantaja çevirebilirken, pek çok erkek bu şansı biraz bakımla yakalayabiliyor.

Yaşlanmak doğal bir süreç ancak cildinize doğru ve yeterli bir bakım uygulamıyorsanız, yaşlanmanın izlerini de taşımaya mahkumsunuz demektir. Geçen zamanla birlikte cildinizdeki peptit ve kolajenlerin azalmasıyla elmacık kemiklerinin altında çukurlar, çenede sarkmalar, gülme çizgileri, göz çevresinde kırışıklık ve torbalanmalar oluşur. Ama doğru bir bakımla sağlıklı ve bakımlı yaş almanın pek çok yolu var. Yeter ki bu konuda istikrarlı olun.

Cilt bakımını hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde pek çok faydasını göreceksiniz. En yaygın hata, heveslenerek aldığınız kremin bir haftada etkisini görmeyi beklemek, değişim olmayınca da kullanmaktan vazgeçmek. Unutmayın ki hiçbir cilt bakım ürünü etkisini bu kadar kısa sürede göstermez, sadece cildinizde daha canlı ve temiz bir görünüm hissetmeye başlarsınız. Olumlu etkiler ancak bir ay düzenli kullanımdan sonra belirmeye başlar. Eğer buna rağmen bir değişim yaşamıyorsanız o zaman bir uzmana danışarak cildinizin ihtiyacı olan içeriklere sahip ürünleri kullanabilirsiniz.

NE ZAMAN BAŞLAMALI?

Anti-aging özelliği olan kremleri çizgileriniz derinleşmeden önce kullanmaya başlamalısınız. Alın bölgesi ve gülme çizgileri ilk göze çarpan bölgelerdir. Zamanından önce belirginleşen hatlar için cilt bakımının yanı sıra medikal estetik müdahaleleri de deneyebilirsiniz. Bu konuda pek çok erkeğin endişeleri var ama her müdahalenin botokstan ibaret olmadığını bilmelisiniz. Cildinizde halihazırda bulunan kimyasalların tembelleşmesi, düzenli çalışmaması, doku ve yağ kaybı gibi etkenlerle oluşmaya başlayan kırışıklıklar, sentetik olmayan kimyasalların cilde enjekte edilmesiyle doldurularak yaşlanmanın önüne geçilebiliyor.

 

YAŞLANMA SAÇTAN BAŞLAR KARIN BÖLGESİNE İNER

Erkeklerde yaşlanma ve anti-aging sürecini medikal estetik uzmanı ve Dermamed Poliklinikleri kurucu ortağı Dr. Levent Türbedar’dan dinledik:

*** Nereli olduğunuz bile önemli: Genetik yapınız ne kadar iyiyse bu yaşlanma sürecinize o kadar iyi yansıyor. İnsanların nereli olduklarına kadar pek çok şey önemli çünkü herkes değişik yaşlanıyor. Erkek en başta saçlarından yaşlanmaya başlıyor. İkinci olarak hareketsizlik, özensiz bir hayat, stresli iş yaşantısı, düzensiz beslenmeden dolayı karın bölgesindeki yağlanma dikkat çekiyor. Olduğundan yaşlı görünmeye yol açan bu yağlanma, erkeklerin kendilerini spor salonlarına atmalarıyla sonuçlanıyor.

*** İş hayatında nasıl göründüğünüz önemli: Ne kadar sağlıklı ve genç bir cilde sahip olursanız iş hayatında da o kadar öne çıkarsınız. Ama maalesef bizde erkekler kendi başlarına değil partnerlerinin desteğiyle geliyor. Estetiğin sentetik, suni olduğunu düşünüyorlar. Bilinmesi gereken en önemli şey şu, uzmanlar halihazırda cildinizde olan yapıyı yeniliyor, sentetik ürünler kullanmıyor. Zamanından önce kırışıklıklarla sorun yaşıyorsanız estetik müdahalelerle bu sorunlarınızın önüne geçebilirsiniz.

*** Yanak çukurlarına dikkat: Gözaltı çukurları ve yanak çizgileri, erkeklerin yüzünde ilk yaşlanma belirtilerinin oluşmaya başladığı yerlerdir. Elmacık kemikleri altında yanaklarda çukurlar, çene altında sarkmalar belirir. Gölgelenmeden dolayı renk değişikliği meydana gelir, bu da sizi olduğunuzdan çok daha yaşlı gösterir. Bu belirtiler cildin kolajen üretiminde azalma olduğu ya da kolajen üretemediği anlamına gelir.

 

BUNLARI BİLİN

KOLAJEN: Kemik, deri, kıkırdak, tendon ve dokuların içinde bulunan, fibroblast olarak bilinen hücrelerin ürettiği kolajen, sert ve lastiğe benzer dokuya sahip bir protein. Cildin en derin tabakası olan dermise destek görevi görürler. 40’lı yaşlardan itibaren kolajen üretimi yavaşlamaya başlar ve yeni üretimin kalitesi eskisi kadar iyi olmaz. Uygun bakım ürünlerinden yardım almanız gerekir.

ELASTİN: Cilde esnekliğini veren aminoasitler içeren, kolajen gibi bir proteindir. Elastin de zamanla ciltte azalır, bu eksiklik sarkık ve kırışık bir görünüme yol açar.

SERBEST RADİKALLER: Endüstri atıkları, güneş ışınları, kozmik ışınlar, özellikle otomobil egzozlarından çıkan gazlar, ağır metaller, virüsler, sigara, alkol, stres gibi çevresel faktörlere denir. Serbest radikaller pek çok ciddi hastalığın habercisi olduğu gibi, erken yaşlanmanın da en büyük sebeplerinden biridir. Yaşamak için ihtiyacımız olan oksijen, aynı zamanda serbest radikallerin de kaynağıdır. Oksijenin yanı sıra petrokimya ürünleri, ilaçlar ve hatta yiyeceklerde bulunan bazı bileşikler de serbest radikal oluşumuna neden olur.

 

NASIL YAŞLANACAĞIM?

* Gözaltı torbaları

Kaslar, yağ ve dokudaki yapısal değişimler gözaltı torbaları ve çukurlarına neden olur. Düzensiz uyku, yorgunluk, içkili geceler, gözaltınızda toplanarak torbaların oluşmasına zemin hazırlar. Eğer alerjik bir yapınız varsa kırmızı-mor halkalar, içki-sigara kullanıyorsanız ve iyi bir uyku düzeniniz de yoksa torba ve çizgilerin yanı sıra koyu halkalar da oluşmaya başlar. İyi bir gözaltı kremiyle yorgun bakışları silebilirsiniz.

* Nazolabial çizgiler (Gülme çizgileri)

Burun ve dudak çevresinde oluşan çizgilere denir. Genetik faktörlerin yanı sıra güneş, stres, sigara ve içki kullanımı gibi faktörlerle derinleşen belirgin çizgilerdir. Belli bir cilt bakım alışkanlığınız yoksa yani cildinizi yeterince temizleyip nemlendirmiyorsanız bu çizgilerin 35 yaşından sonra belirginleştiğini görebilirsiniz.

* Yanak çukurları

Aşırı kilo kaybı yağ dokusunu etkiler, bu da elmacık kemiklerinizin altında çukurlar oluşmasına neden olur.

* Alın çizgileri

Yüz mimiklerinin de tetiklediği alın çizgileri, aynı zamanda kuruluk problemi yaşayanlarda derinleşmeye başlar. Farkında olmadan günde binlerce kez alnınızı elliyor ya da kırıştırıyorsunuz. Derinleşebilecek çizgilerin önüne geçmek için iyi bir kırışıklık karşıtı nemlendirici kullanmalısınız.

 

CİLDİN YAŞLANMASINA  YOL AÇAN GERÇEKLER

Güneş dostunuz değil

Cildinizi zararlı UVA ve UVB ışınlarına karşı korunmasız bırakmak, kırışıklıkların oluşumuna zemin hazırlar. Güneşin cilde yansıyan ya da direkt ulaşan ışınları, serbest radikaller yaratır ve doğal kolajen seviyelerini azaltır. Mevsim ne olursa olsun, cildinize mutlaka SPF 30 koruma faktörlü nemlendirici sürün.

Susuz kalmayın

Yeteri kadar su içmemek iç organlar gibi cildi de etkiliyor. Gün içinde bol su, vücudun nemlendirilmesi için en doğru yol. Böylece ciltte dehidrasyondan oluşan ince çizgilerin ve solgun rengin önüne geçip daha zinde bir görünüme kavuşabilirsiniz.

Sporu hayatınızdan eksik etmeyin

Spor sadece güzel ve zinde bir vücuda sahip olmanızı sağlamaz, bu sağlıklı görünüm cildinize de yansır. Gün içinde çeşitli nedenlerden dolayı maruz kalınan kimyasallar spor yaparken terle birlikte vücudunuzdan atılır. Spor aynı zamanda lenfatik sistemin yani hem vücudun işlemesini sağlayan donanımın hem de kan dolaşımının harekete geçmesini sağlar. İyi çalışan kan dolaşım sistemi, cildin de doğal parıltısını kazanmasını sağlar.

Sigaradan uzak durun

Sigara sadece genel sağlık durumunda değil ciltte de kendini hemen belli eden sorunlara yol açıyor. Kolajen ve elastin parçalanmasını hızlandırıyor, vücutta depolanan C vitamininin azalmasına neden oluyor. Uzun vadede karşılaşacağınız kuruluk da cabası.

Beslenmenize dikkat edin

Akne, tembel sindirim sistemi, aşırı terleme hep beslenme tarzınızla ilgili yaşadığınız sorunlardır. Sindirim sistemi iyi işleyen bir vücut, iyi bir cilde sahip olur. Önemli olan, neyi ne kadar yediğiniz değil, neyi ne kadar sindirebildiğiniz ve nasıl parçalayabildiğinizdir. Düzgün parçalanmayan besinler şişkinliğe yol açar, bu da cildin solgun görünmesine neden olur. Doğru beslenerek sağlıklı ve canlı görünmenizde büyük rol oynar. Havuç, tatlı patates gibi sebzeler kolajeni yeniden yapılandırmaya yardımcı olan A vitamini içerirler. Kereviz, kolajen üretimine yardımcı olan kükürtleri içerir. Dut, ahududu gibi meyveler kolajen seviyesini artırır ve serbest radikallerin yol açtığı zararları ortadan kaldırır. Ispanak gibi yoğun C vitamini içeren koyu sebzeler kolajen üretimini tetikler.

DNA’nıza zarar vermeyin

 

Yaşlanmanın en önemli nedenlerinden biri de akıp geçen zaman değil, metabolizmanın son ürünü olan serbest radikallerin yol açtığı DNA hasarları. Cildiniz gün boyu DNA’nıza zarar veren çevresel faktörlere maruz kalıyor. Hasar görmüş DNA, hasarlı hücre üretimi yapmaya başlıyor. Kolajen üretimi sağlıksız olursa, yüzünüzde kırışıklık ve derin çizgi oluşumu artıyor. DNA hasarları erkeklerde sperm kalitesini de bozuyor.