Akmerkez Özel Ödülü: Kenzo Takada

Gelenek ve disiplinin en güçlü olduğu topraklarda yetişmiş ancak kendi yoluna gidebilmek için aykırılıklara fırsat vermiş bir sanatçı... Modaya en popüler zamanında ters açılardan bakabilmiş, günümüzün birçok tasarımcısına ilham vermiş bir vizyoner... En doğudan en batıya, daha doğmamış olandan zaten yıllardır burada olana, enine boyuna, düzüne, tersine modaya kendi formatını atabilmiş bir yaratıcı... Karşınızda Kenzo Takada...

28 Kasım 2013

Akmerkez Özel Ödülü: Kenzo Takada

Her şeyin başlangıç noktası, 1939 doğumlu Kenzo Takada’nın 18 yaşı. Ailesinin zoruyla Kobe Üniversitesi’nde edebiyat okuyan bir genç o zamanlar. Ama içindeki ateş, bir ilke imza atmasını sağlayacak kadar harlı yanıyor. Tokyo’daki Bunka Moda Koleji’ne kabul edilen ilk erkek öğrenci kendisi. Çok geçmeden, 1960’ta okuldaki başarısı sayesinde Japonya’nın prestijli moda ödülü Soen’i kazanacak kadar da hızlı.

Eğitim, ödüller ve Tokyo’da bir departman mağazasındaki ilk çalışma deneyiminin ardından, kendisine Japonya sınırlarının dar geldiğini düşünen Kenzo, çocukluk hayallerinin peşine takılıp 1964’te Paris’e taşınır. Yerleşmesi biraz zaman alsa da o arada kendi tasarımlarını yaratmayı ihmal etmez. Bu süre boyunca ilhamını modern modanın devrimci tasarımcısı André Courrèges’den alır. Hazırladığı 30 kıyafetten beşi tasarımcı Louis Féraud’dan kabul görür.

20’li yaşlarına veda ederken, Paris’te Jungle Jap adıyla yarattığı ilk modaevi, cesareti ve orijinalliğiyle tüm dünyanın ilgi merkezi oluverir. 30’larına geldiğinde çocukluk hayallerinin hemen hemen hepsini gerçekleştiren tasarımcı, Paris’te moda gurularının üssü olan Galerie Vivienne’de ilk koleksiyonunu sergileme fırsatı bulur.

Bir harmanlama üstadı

Sadece moda âleminin değil tüm dünyanın ilgi merkezine oturması çok da şaşırtıcı değil elbette. Kenzo modanın ne denli yaratıcı bir alan ve birçok farklı kitlenin de temsilcisi olabileceğini göstermek için hep alternatif yollar yaratmış bir isim. Stili bir Japon’un yarattığı vahşi ve romantik bir ormanın içine sürükleyebilecek kadar cesur, iddialı renkleri hayvan desenleri ve ekoselerle karıştırabilecek kadar neşeli bir tasarımcı. Parizyen şıklığı, geleneksel Japon yalınlığıyla harmanlayarak her defasında hayranlık yaratacak bir denge kurabilen bir sanatçı.

80’lerin başında yarattığı erkek koleksiyonlarında cesur baskıları ilk kez kullanma cesareti de yine ona ait. Markasının erkek tasarımlarının başındaki Humberto Leon, Kenzo’nun eğlenceli geçmişinden beslenmenin, büyük bir keyif ve lüks olduğunu söylüyor.

Klasik defile mantığını ilk günlerde kıran mizah dürtüsü sağ olsun, 1977’de meşhur Stüdyo 54’te Grace Jones’un performansıyla biten Kenzo defilesi ya da 1978-79’da sirk çadırında, kapanışı bir filin üstünde yaptığı şovlarını canlı canlı izleyebilmek ne büyük şans olurdu...

Yazının tamamı ve çok daha fazlası GQ Türkiye Aralık sayısında ve GQ Türkiye iPad edisyonunda...


Timberland ile İkonik Adımlar

MODA | Timberland ile İkonik Adımlar

New Balance’in İkonik Ayakkabısı: 801 Silhouette

MODA | New Balance’in İkonik Ayakkabısı: 801 Silhouette

Sezonun Sokak Stilini 3 Aşamada Yakala

MODA | Sezonun Sokak Stilini 3 Aşamada Yakala

Yeni Nesil Takım Elbise Timothée Chalamet'nin Giydiği Gibi Giyilir!

MODA | Yeni Nesil Takım Elbise Timothée Chalamet'nin Giydiği Gibi Giyilir!

Aradığınız O Palto Eddie Redmayne'in Üzerinde

MODA | Aradığınız O Palto Eddie Redmayne'in Üzerinde

Bristol Studio ve adidas Originals’in Yeni İş Birliği Basketboldan İlham Alıyor

MODA | Bristol Studio ve adidas Originals’in Yeni İş Birliği Basketboldan İlham Alıyor

Daha Fazla Göster