Getty Images - British GQ
Bond’un iyi ya da kötü, zamana meydan okuyan pek çok klişesi var. Arabalar, silahlar, havalı teknolojik oyuncaklar ve elbette bir “Bond kızı”, yani 007’nin başrolü paylaştığı romantik partneri. Ursula Andress’in canlandırdığı Honey Ryder’ın 1962 yapımı Dr. No’da Karayip Denizi’nden çıkıp karşımıza gelmesinden bu yana bu formül neredeyse değişmez bir kural. Ancak sıradaki “Bond kızı”nın kim olacağını konuşmak artık biraz demode geliyor. Eski Bond oyuncularından Léa Seydoux (No Time to Die), Naomie Harris (Skyfall, Spectre ve No Time to Die) ve Monica Bellucci (Spectre) de bu ifadeye karşı çıkan isimler arasında. Onların tercihi de bizimki de aynı: “Bond kadını.”
Böyle bir dil güncellemesinin 2026 için yerinde olduğunu söylemeye bile gerek yok. Ancak Amazon döneminin ilk filmi olacak yeni Bond yapımının bu konseptten tamamen vazgeçmesi pek olası görünmüyor. Ne de olsa bunlar Hollywood’un en hararetli rekabete sahne olan rollerinden ve şu anda bu yüzden pek çok isim konuşuluyor. Tahmin piyasası Kalshi’ye göre yarışın başını şimdilik Margaret Qualley çekiyor. Geçen yılki Akademi Ödülleri’nde bir Bond saygı gösterisinde yer almıştı, bizden söylemesi. Ancak Sydney Sweeney, Florence Pugh ve Anya Taylor-Joy gibi isimler de hemen arkasında.
Yıllardır süren spekülasyonlara, Polymarket’te yatırılan 1,2 milyon dolardan fazla paraya ve iş çıkışı içkilerinde duyabileceğinizden bile fazla abartılı söylentiye rağmen James Bond’un kendisini kimin oynayacağı henüz belli değilken, sıradaki kadın başrolü düşünmek için biraz acele ediyor olabiliriz. Şimdilik bizim favorimiz Slow Horses yıldızı Jack Lowden. Ancak henüz hiçbir şey kesinleşmiş değil. Yapımcı Amy Pascal’ın Deadline’a yaptığı son açıklamaya göre duyurunun yıl sonuna kadar yapılması bekleniyor.
O zamana kadar Bond evrenine katılacak sıradaki kadının kim olabileceğini düşünmememiz için hiçbir neden yok. Üstelik geçmiş Bond filmlerinin tek boyutlu karakterlerine ve tembel kadın düşmanı klişelerine geri dönmek yerine, bu kez daha eşitlikçi bir yaklaşım görmeyi umuyoruz. Lafı daha fazla uzatmadan, sıradaki Bond kadını olma ihtimali en yüksek isimleri sıralıyoruz.

Neden: Geçen yılki Akademi Ödülleri’nde gerçekleştirilen James Bond saygı gösterisinde baş dansçılardan biri oldukça tanıdık bir isimdi. Saten, kırmızı bir elbise giyen Margaret Qualley, Bond temasının güçlü üflemeli çalgıları eşliğinde tango yapmaya başlamadan önce şakacı bir şekilde parmağını dudaklarına götürdü. Işıltılı Oscar sahnesinden uzakta da Qualley’de aradığınız her şey var. Once Upon a Time in Hollywood, The Substance ve Poor Things’deki incelikli performanslarının gösterdiği gibi son derece yetenekli ve çok yönlü bir oyuncu. Oyunculuk yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu görmek istiyorsanız Spike Jonze’un yönettiği Kenzo World filmine dönüp bir göz atın.
Neden olmasın: Qualley şu anda kadın başrol yarışında . Şarkı söyleyebiliyor, dans edebiliyor, oyunculuk yapabiliyor ve gerisini siz tamamlayın. Bir dezavantaj bulmamız gerekirse Qualley’nin rakiplerinin çoğuna kıyasla daha bağımsız sinema, arthouse veya en azından alternatif tarafa yakın durması olabilir.

Neden: Geçen ekim ayında Sydney Sweeney en iyi yaptığı şeyi yaptı: Manşetlere çıktı. Bir sonraki Bond kadını olabileceğine dair söylentiler dolaşırken oyuncunun Variety röportajında konu sorulduğunda tam yedi (!) saniye duraksadığı bildirildi. Ardından, “Dürüst olmak gerekirse Bond söylentilerinin tamamını bilmiyorum ama serinin her zaman büyük bir hayranı oldum ve ne yapacaklarını görmek için heyecanlı ve meraklıyım,” dedi. Sonra da espriyi patlattı: “Bence James Bond olsam daha çok eğlenirdim.” Sweeney’nin Amazon’un patronu Jeff Bezos ile de bağlantısı var. Bezos daha önce oyuncunun iç çamaşırı markası SYRN’e finansal destek sağlamıştı.
Neden olmasın: Günümüzün hararetli ve kutuplaştırıcı popüler kültür ortamında Sweeney biraz “ya sev ya nefret et” türünden bir isim olabiliyor. Geçen yıl American Eagle için hazırlanan ve büyük tartışma yaratan “Sydney Sweeney Has Great Jeans” kampanyasının ardından oyuncu kısa süre önce tahmin piyasası Novig’in reklamı için soyundu ve sosyal medyada bir kez daha hararetli tartışmaların başlamasına yol açtı.

Neden: Chase Infiniti, çıkış yaptığı One Battle After Another filmindeki rolüyle adeta “One Nomination After Another”, yani birbiri ardına adaylıklar aldı. Üstelik sonuna kadar hak ederek. 26 yaşındaki oyuncu, devrimci olma yolundaki Willa Ferguson rolünde tam anlamıyla bir keşifti. Bond kadını için beklenmedik ama ideal bir tercih olabilir mi? Variety’nin “İzlenmesi Gereken 10 Oyuncu” listesinde yer alıyor, BAFTA’nın “Breakthrough US” programının katılımcılarından biri ve Ateez ile Tyler, The Creator gibi isimlerin kliplerinde yer alarak müzik videosu dünyasında da kendine bir alan açıyor. Başka bir deyişle şu anda zamanın ruhunu bundan daha iyi yakalayan bir isim bulmak zor. Bond ekibi de “heyecan uyandıran, sürükleyici ve farklı” bir şey aradığına göre Infiniti tam da dengeleri değiştirecek türden sıra dışı bir tercih olabilir.
Neden olmasın: Henüz 26 yaşında olan Infiniti, Bond kadınlarının ortalama yaş aralığının alt sınırında kalıyor. Léa Seydoux son Bond filmi No Time to Die’daki rolüne geri döndüğünde 36 yaşındaydı. Infiniti birkaç rolde etkileyici performanslar sergilemiş olsa da bilet sattıracak ölçüde ana akım bir yıldız gücüne henüz sahip değil. Belki de Infiniti’nin zamanı henüz gelmedi.

Neden: Florence Pugh daha önce bir “pond girl”, yani “gölet kızı” oldu. Little Women’da Amy rolündeyken buzun içine düşmüştü. Peki bir “Bond girl” olabilir mi? Düzgün diksiyonu, ihtişamlı görünümü, Bond tarzı gece elbiselerine ve zamansız bir stile olan düşkünlüğüyle role oldukça doğal bir şekilde uyuyor. Daha da önemlisi, sektörün en iyi ve gerçek hayatta en komik oyuncularından biri. Black Widow, Thunderbolts*, Oppenheimer ve Midsommar sayesinde beyazperdedeki yıldız aurasını fazlasıyla kanıtladı.
Neden olmasın: Çünkü belki de zaten bir Bond karakterini oynayacak. Daha önce çıkan söylentilere göre Amazon MGM Studios, planlanan bir James Bond spin-off’unda Miss Moneypenny’yi canlandırması için Pugh’yu düşünüyor. Eğer durum buysa 007’nin partneri rolünü de üstlenmesi pek mümkün değil. Yine de onu henüz listenizden çıkarmayın. Miss Moneypenny meselesi şimdilik yalnızca bir söylenti.

Neden: Anya Taylor-Joy kısa süre önce Bond 26’nın kadın başrolü için yeniden güçlü adaylardan biri hâline geldi. Bunun arkasındaki mantık da ikna edici. Kameranın arkasında oturacak Denis Villeneuve, Taylor-Joy’un büyük bir hayranı ve onu Dune’dan Bond evrenine taşımak isteyebilir. Taylor-Joy eylül ayında tahmin piyasası Kalshi’de Sydney Sweeney’yi geride bırakarak en olası üçüncü aday konumuna yükseldi. Ekrandaki manyetik etkisini The Queen’s Gambit, The Menu ve Furiosa: A Mad Max Saga gibi yapımlarda kanıtlayan Taylor-Joy, 007’nin yeni filmi için müthiş bir femme fatale olabilir.
Neden olmasın: Taylor-Joy’un programı fazlasıyla yoğun. Önünde Dune: Part Three’ün tanıtım süreci ve The Lord of the Rings: The Hunt for Gollum çekimleri var. Bond’u hizaya sokacak zamanı gerçekten var mı?

Neden: Bir süre Tom Holland’ın Örümcek Adam maskesini çıkarıp PPK tabancasını eline alabileceğine dair söylentiler dolaşıyordu. Ancak bahis şirketleri ve sektör içinden gelen yorumlara bakılırsa internetteki genel kanı artık Holland’ın yarıştan çekildiği yönünde. Eşi Zendaya ise hâlâ güçlü adaylardan biri. Tam anlamıyla A+ listesinin zirvesinde yer alan bir yıldız. The Odyssey, Euphoria, Dune, Challengers, kısacası son beş yılda izlediğiniz hemen her şeyde karşımıza çıktı. Amazon MGM için en prestijli tercihlerden biri olurdu.
Neden olmasın: Kelimenin tam anlamıyla dünyanın en ünlü oyuncularından biri. Bu da muhtemelen tek başına altı filmlik bir Obsession serisini finanse edebilecek büyüklükte bir ücret talep edebileceği anlamına geliyor. Üstelik casusluk dünyasına şimdiye kadar en çok yaklaştığı rol, Disney Channel komedisi K.C. Undercover’da öğrenci ve amatör dedektif K.C. Cooper’ı canlandırmasıydı. Yine de yanlış anlamayın, Bond filminde ipleri eline aldığını görmeyi çok isteriz.

Neden: Jodie Comer daha önce tek bir şartla Bond kötü karakterini oynayacağını söylemişti: Senaryoyu Phoebe Waller-Bridge’in yazması. Ne yazık ki Bond 26’nın senaryosunu Waller-Bridge yazmıyor. Peki Comer yine de filmde bir şekilde yer alabilir mi? Suikastçı deneyimi fazlasıyla var. Bunun için Killing Eve’deki elektrik yüklü Villanelle performansına bakmanız yeterli. Üstelik günümüz Britanya’sının en sevilen oyuncularından biri olması, teklif gelmesi hâlinde onu seyircinin gönlünü kolayca kazanacak bir tercih hâline getiriyor.
Neden olmasın: Daha önce röportajlarında Bond fikrine pek sıcak bakmadığını belli etmişti. 2021’de kendisinin 007 rolü için adı geçtiğinde LadBible’a, “Villanelle’in bana ait olduğunu hissediyorum [...] O Bond’du ama daha iyiydi,” demişti. Yine de JC’nin JB’de bir şekilde karşımıza çıkma ihtimalini tamamen göz ardı etmeyin. Yarış hâlâ sonuna kadar açık.
BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.