
Tiffany & Co., Ocak 2026’da LVMH Watch Week’e ikinci kez katılarak saatçilik alanındaki köklü mirasını ve yeni saat koleksiyonlarını tanıtıyor. Grup bünyesindeki dokuz seçkin marka ile birlikte yer alan Tiffany & Co., bu özel buluşmada mücevher estetiğinden ilham alan ve yüksek saatçilik anlayışını yansıtan yeni kronograf koleksiyonunu ve üç yeni modelini sunuyor.
175 yılı aşkın saatçilik geçmişini kutlayan Tiffany & Co., bu yeni lansmanlarını The Tiffany Archives’ten seçilen nadir saatler ve tarihi belgeler eşliğinde tanıtıyor. Marka, LVMH Watch Week boyunca saatçilik hikayesini dört ana başlık altında aktarıyor: Saatçilik Mirası, Taş Yerleştirme Sanatı, Tasarım Mirası ve Kökenler.
Saatçilik Mirası başlığı altında, Tiffany & Co.’nun kronograf üretimindeki köklü geçmişi öne çıkıyor. 1866 yılında tanıtılan ve Amerika’nın ilk kronograflarından biri olarak kabul edilen Tiffany Timing Watch’un 160. yılı bu anlatının merkezinde yer alıyor. Bu mirası onurlandıran marka, Tiffany Timer’ın çağdaş bir yorumunu sunuyor. Yalnızca 60 adetle sınırlı olarak üretilen ve platin kasayla sunulan bu yeni koleksiyon, baget kesim pırlantalardan oluşan indeksleri ve özel olarak uyarlanan El Primero kronograf mekanizmasının rotoruna yerleştirilen 18 ayar altın Bird on a Rock detayıyla öne çıkıyor.

adidas Originals, globalde satışa sunduğu ilk Türk lokal koleksiyonu “Benji + Lamia x adidas Originals” ile yerel yaratıcılığı uluslararası sahneye taşıyor. Bünyamin Aydın ve Lamia Al-Otaishan Aydın’ın adidas global tasarım ekipleriyle birlikte hayata geçirdiği koleksiyon; adidas Originals’ın ikonik siluetlerinden ilham alan, zanaat, kültür ve çağdaş estetiği bir araya getiren iki özel tasarımdan oluşuyor.
Koleksiyonda markanın ikonik ayakkabısı Tokyo, Bünyamin Aydın’ın çok katmanlı tasarım yaklaşımıyla yeniden yorumlanırken; bir diğer ikonik model Japan HI ise Lamia Aydın’ın kültürel referanslardan beslenen estetik diliyle modern bir kimlik kazanıyor.

Moda Evi, Demna imzasını taşıyan yeni Gucci döneminin başlangıcını işaret eden gardıropları gözler önüne seren Gucci: La Famiglia adlı yeni kampanyasını tanıttı. Tavizsiz derecede seksi, gösterişli ve cesur bir ruh taşıyan bu yeni dönem, Gucci için yeni bir çağın habercisi.
İlk kez eylül ayında tanıtılan La Famiglia koleksiyonu, Demna’nın Şubat ayında açıklanacak kişisel Gucci vizyonuna doğru ilerlerken, markanın arşivleri ve farklı dönemlere yayılan görsel kodları üzerine sürdürdüğü kapsamlı araştırmanın bir yansıması niteliğinde.
Catherine Opie tarafından fotoğraflanan kampanyada her karakter, tutumları, estetik dili ve Gucci’nin “Gucciness” olarak tanımlanan ortak zihniyetini şekillendiren bakış açısıyla, Moda Evi’nin kimliğinin farklı bir yüzünü temsil ediyor.

Adrien Brody iş birliğiyle ilgili duygularını şu sözlerle paylaşıyor:
“Lacoste’un en yeni gözlük kampanyasının global elçisi olarak Lacoste ailesine katılmaktan büyük onur duyuyorum. Lacoste benim için her zaman stil, özgünlük ve ustalığı temsil etti. Bu yeni kampanya ile dostluğumuzu ve iş birliğimizi sürdürmekten büyük mutluluk duyuyorum.”
Kendine özgü sanatsal vizyonu, doğal zarafeti ve cesur seçimlerle şekillenen kariyeriyle Adrien Brody, Lacoste ruhunu mükemmel bir şekilde temsil ediyor. Bu iş birliği, iki taraf arasındaki güçlü ve uzun soluklu bir ilişkinin doğal bir devamı niteliğini taşıyor.

Yelken sporunun en prestijli arenası olan America’s Cup, 2027 yazında Napoli’nin tarihi sularında düzenleniyor. TUDOR, cesaretin ve mühendisliğin buluştuğu bu eşsiz mücadelede dalgalarla yeniden buluşuyor.
Modern yelken tarihinin en ikonik takımlarından biri olarak kabul edilen Alinghi, performans odaklı yaklaşımıyla sınırları yeniden tanımlıyor. 2000 yılında İsviçre’de kurulan ekip, 2003 ve 2007’de kazandığı zaferlerle America’s Cup tarihine kalıcı bir iz bırakıyor. Alinghi, Ar-Ge, ileri mühendislik ve yeni nesil tekne tasarımını merkeze alan vizyonuyla dikkat çekiyor; veri analizi ve performans optimizasyonunu rekabetin kalbine yerleştiriyor. 38. America’s Cup’ta TUDOR’un ana sponsor olarak takıma katılması, bu cesur vizyonu Born to Dare felsefesiyle güçlü biçimde tamamlıyor. Takım artık TUDOR Team Alinghi adıyla yarışıyor ve Napoli’de Société Nautique de Genève bayrağı altında mücadele ediyor.

Louis Vuitton, ikonik monogramının 130. yılını özel koleksiyonlar ve yıl boyunca sürecek kapsamlı bir kutlamayla taçlandırıyor.
1896 yılında, Maison’un vizyoner kurucusu Louis Vuitton’a bir saygı duruşu olarak oğlu Georges Vuitton tarafından yaratılan Monogram kanvas, zaman içinde en kalıcı ve en saygın sembollerden biri haline gelmiştir. Bir motifin ötesinde Monogram; mirasın, kültürün ve inovasyonun yaşayan bir simgesi olarak evrensel bir ayrıcalık işareti niteliği taşımaktadır. Bugün Louis Vuitton, ikonik kanvasının yaratılışının 130. yılını özel koleksiyonlar ve bu kutlamaya adanan vitrinlerle gururla kutluyor. Ocak 2026 itibarıyla, Maison’un gerçek birer miras başyapıtı olarak kabul edilen ikonik Monogram çantalarına saygı duruşunda bulunulurken; aynı zamanda Monogram’a adanan yeni ve özel edisyon çanta koleksiyonları da ilk kez tanıtılacak.


Japon markanın 1881’e uzanan köklerinden ilham alan bu özel seri, kurucu Kintaro Hattori’nin vizyonuna net bir selam niteliğinde. King Seiko, Prospex, Presage ve Astron koleksiyonlarına yayılan dört adet sınırlı üretim model, Seiko’nun “güzellik ve neşe ile hayatları zenginleştirme” felsefesini vurgulayan altın tonlu detaylarla öne çıkıyor.
Her bir saat, markanın arşivlerinden süzülen ince referanslar taşıyor: erken dönem Seiko modellerinde görülen zarif gravürler, ilk cep saatinin formuna yapılan bilinçli göndermeler ve nostaljiyle modernliği dengeleyen tasarım dokunuşları. Sonuç, geçmişi romantize etmeyen ama ona saygı duyan, koleksiyonluk bir dörtleme.

The Peninsula, “Live at The Lobby’’ ile caz müziğin seçkin isimlerini bir araya getirmeye devam ediyor. The Lobby’nin, Yolcu Terminali'nin zarif izlerini taşıyan benzersiz atmosferinde gerçekleşecek performanslar, müzik ve lezzetin iç içe geçtiği etkileyici bir deneyim sunuyor.
İstanbul Boğazı'nın kıyısında, Tarihî Yarımada manzarasına hakim benzersiz konumuyla
The Peninsula Istanbul, “Live at The Lobby’’ sahnesinde misafirlerini 17 Ocak - 7 Şubat tarihleri arasında herCumartesi müziğin büyülü atmosferine davet ediyor. Caz dünyasının güçlü seslerinden Monika Bulanda, Eylül Ergül, Brenda Berin ve Lisa Olivant klasikleşmiş melodilerden özgün yorumlara uzanan seçkileriyle müzikseverlere etkileyici bir performans sunuyor.

İstanbul’un modern ritmi içinde yükselen Agata, tasarımın zarafetini, bilimin kesinliğini ve duyguların sezgisel dünyasını bir araya getirerek şehre yeni bir deneyim dili kazandırıyor. Gemstone estetiğinden ilham alan Agata, her kokteyli bir his, her ziyareti çok katmanlı bir yolculuk haline getiriyor.
Şehrin yeni nesil deneyim barı Agata, modern miksolojisiyle Akaretler’e farklı bir perspektif kazandırıyor.