GQ India
Onlarca yıl boyunca “moda saati” ifadesi bir hakaret gibiydi; kadranına ünlü bir logo yapıştırılmış ucuz kuvars saatler için kullanılan bir terimdi. Ancak o dönem artık geride kaldı. Chanel, Hermès ve Louis Vuitton gibi moda evleri üretim atölyeleri satın alıyor, kendilerine ait kalibreleri mükemmelleştiriyor ve köklü saat markalarını kendi oyunlarında geride bırakacak tasarımlar ortaya koyuyor. Bugün “moda” kelimesi, bu saatler sayesinde ana akım saatçilik dilinin ayrılmaz bir parçası hâline geldi.

Cartier hiçbir zaman bir moda evi olmasa da markanın kökeni saatçiliğe dayanmıyordu. 1917’de tanıtılan Cartier Tank, bir mücevher üreticisinin saatçilik efsanesi yaratmasının en belirgin örneğidir. I. Dünya Savaşı’nda kullanılan Renault tanklarının siluetlerinden ilham alan dikdörtgen kasası ve entegre boynuzları saat tasarımında devrim yarattı. Andy Warhol’dan Prenses Diana’ya kadar pek çok isim tarafından takılan Tank, Roma rakamlarını ve safir kabarşonları zamansız, cinsiyetsiz bir zarafetle dengeleyerek yüksek sosyete sofistikasyonunu tanımlayan geometrik bir ustalık örneği olmaya devam ediyor.

Chanel, 2000 yılında J12’yi piyasaya sürdüğünde yalnızca bir saat tanıtmadı; yüksek teknoloji seramiği lüksün temel unsurlarından biri hâline getirdi. Yarış yatlarının akıcı hatlarından ilham alan J12’nin monokrom parlaklığı ve sportif-şık silueti, kadınlara yönelik klasik elbise saatlerinin kalıplarını yıktı. Günümüzde Kenissi üretimi Caliber 12.1 ile donatılan model, ciddi saat koleksiyoncularının saygısını kazanırken moda dünyasının “it-girl” estetiğinin de nihai aksesuarı olmayı sürdürüyor.

1978’de Henri d’Origny tarafından tasarlanan Arceau, Hermès’in binicilik köklerine şiirsel bir saygı duruşudur. Asimetrik boynuzları üzengi formundadır ve eğik, oyunbaz rakamlar dörtnala koşan bir atın hareketini çağrıştırır. Güzel görünümünün ötesinde Hermès, mekanizmalara büyük yatırım yapmış; Arceau çoğu zaman “Le Temps Voyageur” veya “L’Heure de la Lune” gibi karmaşık komplikasyonlara ev sahipliği yaparak zamanı deneyimleme biçimimizi yeniden tanımlamıştır.

2002’de tanıtılan Tambour’un davul biçimli kasası, çağdaş saatçiliğin en ayırt edici siluetlerinden biridir. Fransızcada “davul” anlamına gelen adı, en erken cep saatlerine bir gönderme niteliğindedir. Yakın zamanda entegre bilezikli sportif bir saat olarak yeniden yorumlanan Tambour’un bezeline saat indekslerine karşılık gelecek şekilde “L-O-U-I-S-V-U-I-T-T-O-N” harfleri işlenmiştir. Paris’in seyahat mirasıyla Cenevre zanaatkârlığını buluşturan güçlü bir ifade parçasıdır.

Alessandro Michele’in kreatif direktörlüğünde Gucci Grip, saat kadranı tanımını kökten sorguladı. Bir kaykaycının ayakkabısının tahtayı “kavrayışından” ilham alan bu alışılmadık saat, saat, dakika ve tarih için üç küçük pencereli yekpare metal bir yüzeye sahiptir. En ikonik modellerden biri olan Gucci Grip, ibreler yerine dijital tarzda mekanik bir gösterim kullanarak Gucci’nin sınırları zorlayan cesur tasarımı her şeyin üzerinde tuttuğunu kanıtlayan retro-fütüristik bir başyapıttır.

Chiffre Rouge, Dior Homme’un keskin ve asimetrik terziliğinin saat formundaki karşılığıdır. Benzersiz kasasında kurma kolunu koruyan sağ tarafta büyük bir “omuz” bulunur ve Christian Dior’un uğurlu sayısı olan 8, parlak kırmızıyla vurgulanan tek tarih göstergesidir. Çoğu zaman efsanevi Zenith El Primero mekanizmalarıyla çalışan model, yüksek moda estetiğinin titizliği ile yüksek frekanslı mekanik saatçiliğin gerekliliklerinin kusursuz biçimde örtüştüğü nadir örneklerden biridir.

“Old Money” estetiğini Ralph Lauren kadar iyi anlayan az tasarımcı vardır ve Stirrup saat bu anlayışın saatçilik manifestosudur. Kasa, markanın DNA’sını tanımlayan binicilik yaşam tarzına gönderme yapan gerçek bir üzengi formundadır. Jaeger-LeCoultre ve Piaget gibi üreticilerden gelen yüksek kaliteli İsviçre mekanizmalarının kullanılması, Stirrup’un yalnızca bir moda ifadesi değil, aynı zamanda rafine bir hassasiyet aracı ve zamansız Amerikan lüksünün simgesi olmasını sağlamıştır.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ INDIA WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.