Getty Images
Bazıları kırmızı halıyı başlı başına bir performans alanı gibi görmeyi seviyor; Cillian Murphy ise bunun tam tersini yapıyor. Ortaya çıkıyor, olduğu yerde duruyor ve bir şekilde tüm salonu ele geçiriyor. Londra’daki 28 Years Later: The Bone Temple dünya prömiyerinde de herkese şunu yeniden hatırlattı: Bazen kendini tutmak, yapılabilecek en büyük güç gösterisi.
Basın alanına, Marylebone merkezli Anglo-Italian imzalı kruvaze bir takımla sakin ve sessiz bir şekilde girdi. İtalya’da elde dikilen bu takım; yumuşak omuz yapısı, keskin ve dışa doğru açılan sivri yakaları ve kaplumbağa kabuğu düğmeleriyle dikkat çekiyor. Kumaş ise Somerset’te Fox Brothers tarafından dokunmuş, özellikle vintage görünsün diye tasarlanmış bir nailhead flanel. Baştan sona kışlık, ciddi ve fazlasıyla Murphy.

Altına siyah bir balıkçı yaka tercih etmişti (bilgi olsun, o da Anglo-Italian). Gömlek yok, kravat yok, gereksiz katmanlar yok. Sadece temiz çizgiler ve hafif bir ruh hâli. Deri botları ise cilalı, ölçülü ve bir Oscar ödüllüsünden bekleyeceğiniz kadar yerinde — zaten mesele de tam olarak bu.
Murphy’yi bu kadar iyi yapan şey yalnızca kıyafetler değil; onlar etrafında kopmayan gürültü. Stilisti Rose Forde, 2024’te British Vogue’a verdiği bir röportajda şöyle demişti: “Kırmızı halı özellikle çok gürültülü olabilir. Daha fazlasını deneme, daha fazlasını söyleme eğilimi vardır. Aşırı stil yapmak çok kolaydır. Ama Cillian’da doğal bir cool’luk var — rahatlık ve umursamazlık. ‘Moda adamı’ olmaktan çok, stil yayıyor.” Ve bu rahatlık burada ciddi bir iş görüyor.
Aynı havayı Oppenheimer basın turunda da görmüştük: yumuşak terzilik, düşük profilli renkler, zorlanmış hiçbir şey yok. Görünen o ki tarih kendini tekrar ediyor. 28 Years Later: The Bone Temple turu daha yeni başladı ve yıl bitmeden gelecek yeni Peaky Blinders filmiyle ufukta bolca Cillian Murphy var.
Eğer çıta buysa, bizi fazlasıyla iyi bir dönem bekliyor.
BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.