Kolaj: Eva Baron; Getty Images
John F. Kennedy Jr. takım elbiseyle bisiklete binen ilk erkek değildi. Aynı şekilde, başkanlık hanedanının varisi ve People dergisinin 1988’de seçtiği “Yaşayan En Seksi Erkek”, ters takılmış Kangol şapkayı, ince çizgili takım elbiseyi ya da jean’le yelek giymeyi de icat etmedi. Sadece bunları neredeyse herkesten daha iyi yaptı. 1990’larda dünyanın en çok fotoğraflanan erkeklerinden biri olmasının ve zamansız ölümünün üzerinden neredeyse 30 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün hala erkek giyimi moodboard’larının vazgeçilmezlerinden biri olmasının büyük nedenlerinden biri de bu. Yine de ne kadar uğraşırsanız uğraşın ve kaynağa ne kadar sadık kalırsanız kalın, JFK Jr.’ın stilini birebir kopyalamaya yönelik her girişim sizi Washington Square Park’taki bir benzerlik yarışmasında ikinci olmuş biri gibi gösterecektir.
John-John’la en parlak döneminde karşılaşmış herhangi birine sorun, ki benim deneyimime göre bu, 1990’larda Manhattan’da yaşamış neredeyse herkes demek, size ilk olarak onun çekim gücünden, cazibesinden ve tüm beklentilerin aksine gerçekte fotoğraflardakinden bile daha yakışıklı olduğundan söz edecektir. Bunu biliyorum çünkü yakın zamanda JFK Jr.’ın stili hakkında bir kitap yazdım ve geçen yılın önemli bir bölümünü fotoğraflarını didik didik inceleyerek, biyografiler okuyarak, onu tanıyan insanlarla konuşarak ve genel olarak kendimi onun dünyasına kaptırarak geçirdim. Vardığım sonuçlardan biri şu: Muhtemelen patenlerle JFK Jr. kadar havalı görünmeyeceksiniz ama tam teşekküllü bir Kennedy cosplay’ine girişmeden onun stil kitabından ödünç alabileceğiniz birkaç hareket var.
JFK Jr.’ın gardırobu dört temel üzerine kuruluydu: terzilik, preppy temel parçalar, iş giyimi ve spor giyim. Ancak en unutulmaz görünümlerinden bazılarını ortaya çıkaran şey, bunları kendine özgü biçimde bir araya getirmesiydi. Örneğin takım elbiseyle ters takılmış beyzbol şapkası, tüvit blazer’ın altında balıkçı yaka kazak ya da kumaş pantolonla yürüyüş botları. İlginç biçimde, düz kesim jean, düğmeli klasik gömlek ve blazer kombinasyonu JFK Jr. stilinin adeta kısa yolu haline gelmiş olsa da onun bu kombini giydiğine dair hiçbir kanıt görmedim. Hatta genel olarak jean’i pek sık giymezdi. Bazıları annesinin jean’lerin özensiz göründüğünü düşündüğünü söylüyor, bazılarıysa bana jean’lerin onun hareketli yaşam tarzına pek uymadığını anlattı. Yine de Ralph Lauren’dan Jerry Seinfeld’a kadar pek çok başka 90’lar stil ikonu bu görünümü başarıyla taşıdı ve uygulaması da oldukça kolay. JFK Jr.’ın stilindeki her şeyde olduğu gibi mesele bu kombinasyonları olduğu gibi kopyalamak değil, onları işe yarar hale getiren kontrast dengesini anlamak. JFK Jr.’ın stilinin en tutarlı unsurlarından biri, birbiriyle çelişen aksesuarlara duyduğu sevgiydi. Koleksiyonundaki kasketlerden sürekli kullandığı cüzdan zincirine ve Oakley Eye Jacket güneş gözlüklerine kadar. Bunlardan bazıları pratikti. Cüzdanını ve anahtarlarını o kadar sık kaybediyordu ki onları pantolonuna zincirle bağlaması gerekiyordu. Bazılarıysa renklere olan sevgisini, sıra dışı örgü şapkalar, kayak tutkusunu, polar saç bantları, ve seyahat merakını, Hindistan ve Tayland gezilerinden aldığı çeşitli şapkalar, yansıtıyordu. Bazı aksesuarlar size diğerlerinden daha çok yakışacaktır ama onlarla kişisel bir bağınız varsa çok daha iyi. Ve en önemlisi, her kombinde yalnızca tek bir dikkat çekici aksesuara bağlı kalın. Aksesuarlardan söz etmişken, JFK Jr. tam bir atkı insanıydı ve atkıyı eşofman altı ve sneaker’dan en iyi lacivert takım elbisesine kadar hemen her şeyle eşleştirirdi. Atkıyı boynuna gevşekçe bırakmak yerine genellikle şık bir overhand düğüm ya da klasik Paris düğümü atardı. Her ikisi de görünüme daha resmi bir hava veriyor. Soğuk günlerde kalın bir atkıyı mont yerine dış giyim parçası olarak kullanmayı da severdi. Genellikle örgü bir şapkayla birlikte, atkıyı sweatshirt’ünün üzerine atardı. En iyi sonucu almak için kıyafetinizin geri kalanıyla fazla uyumlu bir atkı seçmeyin. JFK Jr.’ın gardırobunu incelerken beni en çok şaşırtan şeylerden biri saat koleksiyonuydu. Aristotle Onassis’in ona hediye ettiği ve uzun zamandır kayıp olan Rolex Daytona’yı taktığına dair herhangi bir kanıt bulamadım. O saat bir gün ortaya çıkarsa, Paul Newman’ınkine ciddi bir rakip olurdu. Ancak koleksiyonunda Victorinox Swiss Army field watch’tan Swatch kronografa ve vintage Rolex Oyster Perpetual’a kadar alışılmadık derecede geniş bir yelpazede başka saatler tespit ettim. Bu da JFK Jr. hakkında bildiğimiz diğer her şeyle uyumlu. Tek bir stile, markaya ya da fiyat aralığına bağlı değildi ve ucuz bir quartz saatten aldığı keyif, lüks mekanik bir saatten aldığı kadar fazlaydı. Upper East Side’da büyüyen zengin bir çocuk olarak JFK Jr.’ın gardırobunda bolca blazer, chino ve polo vardı. Spor yapmayı çok seven bir spor salonu müdavimiydi, dolayısıyla çok sayıda eşofmanı, tişörtü ve sneaker’ı da vardı. Downtown sosyetesinin bir parçasıydı, bu yüzden bolca iyi takım elbise ve smokine de sahipti. Bunun yanında East Village’daki Russian & Turkish Baths ve New York Athletic Club gibi New York kurumlarına ait kıskandıracak bir grafik tişört koleksiyonu vardı. Ayrıca hip-hop tarihinde dönüm noktalarından biri olan 1984 NYC Fresh Festival gibi etkinlikleri anan tişörtleri de bulunuyordu. Benim için öne çıkan ve stilini bu kadar kendine özgü kılan şey, JFK Jr.’ın gardırobunun kim olduğunun, nereden geldiğinin ve neleri sevdiğinin gerçek bir yansıması olması. Belki de ondan öğrenebileceğimiz en önemli stil dersi bu: İyi kişisel stil, kıyafetlerin kendisinden çok onları bireyselliğinizi ifade edecek şekilde giymekle ilgili.
Tarzları karıştırın


Beklenmedik bir aksesuar ekleyin


Atkıyı mont yerine kullanın


Saat konusunda tek bir türe bağlı kalmayın


İlgi çekici olun

BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.