Biri yolu gözetliyor

Trafikte sıkılmaktan vakit bulduysanız belki fark etmişsinizdir; hemen hemen her motosikletlinin kaskında bir aksiyon kamerası sabitlenmiş durumda. Sürücüler gün boyunca yaptıkları her kilometreyi en ince ayrıntısına kadar kayda alıyorlar. Motosiklet sürücülerine büyük şehir trafiğinde biraz uzaylı gibi bakıldığını farkındayım. Peki ama neden böyle bir gereksinim duyuyorlar? Amaçları, Mecidiyeköy ışıklarındaki maveralarını eşe dosta gösterip hava yapmak mıdır sizce? Ya da hepsi de, günün sıradan anlarından hatıralar saklamayı amaçlıyor olabilir mi?

03 Ekim 2017

Biri yolu gözetliyor

2011 yılında gösterime girdiğinde olay olmuştu ‘Black Mirror’ dizisi. Kısa bir filmi andıran ve birbirinden bağımsız konular işleyen bölümlerinde, bohem hayatlar içinde hiç görmediğimiz teknolojileri, ekranda ilk kez onun sayesinde tanımıştık. Hakkında birçok teori de üretildi. Kimilerine göre çok yaratıcı bir kurgulama, kimilerine göre ise ismi lazım değil bazı ülkelerin, çok yakında piyasaya sürecekleri teknolojik ürünler hakkında toplum üzerinde yaptığı bir tür kabul testiydi. Zaman içinde ikinci sav daha da güçlenmeye başladı. Keza bu ürünlerden bazıları piyasa sürülmeye hazırlanıyor.

Örneğin ‘The Entire History of You’ bölümünde göze takılan ve günün her anını göz görüntüsüyle beyindeki bir çipe depolayan teknolojinin ilk benzeri, yine 2011 yılında, çocukluğunda bir gözünü kaybetmiş olan Rob Spence’in gözünün yerine bir kamera yerleştirilmesiyle hayata geçti. Spence, bu teknoloji sayesinde görüntüyü akıllı telefonlarda görüntüleyebiliyor ve kaydediyordu. Hemen ardından 2014 senesinin sonunda Google’ın herkesin kullanabileceği Smart Lens üzerine çalıştığını duyurması ve 2016 yılında benzeri bir projenin Samsung’un da Ar-Ge sürecinde yer aldığı haberleri olayın seyrini değiştirdi. Göz kırpma hareketleriyle kayda başlayan, fotoğraf çekebilen lenslerin eli kulağında. Çok yakında sayelerinde özel hayatın tanımı ve sınırları yeniden çizilecek gibi görünüyor.

Gelelim günümüze. Bu teknoloji kullanımının biraz daha ilkel versiyonu, son günlerde İstanbul yollarında çok görünür oldu. Trafikte sıkılmaktan vakit bulduysanız belki fark etmişsinizdir; hemen hemen her motosikletlinin kaskında bir aksiyon kamerası sabitlenmiş durumda. Sürücüler gün boyunca yaptıkları her kilometreyi en ince ayrıntısına kadar kayda alıyorlar. Motosiklet sürücülerine büyük şehir trafiğinde biraz uzaylı gibi bakıldığını farkındayım. Peki ama neden böyle bir gereksinim duyuyorlar? Amaçları, Mecidiyeköy ışıklarındaki maveralarını eşe dosta gösterip hava yapmak mıdır sizce? Ya da hepsi de, günün sıradan anlarından hatıralar saklamayı amaçlıyor olabilir mi?

Aslında cevap Google ve YouTube’ta saklı. Kuzey Doğu ülkelerinden yayın yapan video kanallarını biraz kurcalarsanız ‘yol kazaları’ başlığı altında birbirinden ilginç video kayıtlarına rastlayabilirsiniz. Bazıları gayet komedi, bir kısmı ise trajik. “Tamam ama böyle bir arşiv nasıl oluştu, her araçta bir kamera mı var” sorusunun cevabı: Evet. Bir çoğunun ön konsolunda yolu gözleyen bir kamera bulunuyor. Amaç aslında çok basit: Trafik memurları arasında yolsuzluğun oldukça yaygın olduğu bu coğrafyada, hem ruhsatın arasında haddinden fazla nakit görmek isteyenleri engellemek hem de olası kazalarda kendini savunabilmek.

Benzeri bir teknolojinin ülkemizde sadece motosiklet kullanıcıları tarafından tercih edilmesinin ise tek bir sebebi var: Otomobil sürücülerinin kendilerinden esirgediği saygıyı, en azından göz korkutma yöntemiyle sağlamaya çalışmak.  Yani “Düz yolda beni sıkıştıranı, üzerime kıranı sosyal medyada ifşa ederim, gerekirse emniyete gösterecek delilimi kendim toplarım” düşüncesi çığ gibi büyüyor. Sosyal medya platformları, karşılıklı bağrışan otomobil ve motosiklet sürücülerinin videolarıyla dolu. Aracın plakasının kadrajın tam ortasında yer aldığı birçok video “Paylaşın ünlü olsun” mottosuyla elden ele geziyor.

Motosiklet sürücüleri, aslında naif bir şekilde kendi güvenlik önlemlerini yaratmaya çalışıyorlar. Yazın deli sıcağında bile tam takım giyinerek yola çıkacak kadar motosiklet tutkunu olan insanlar, kendilerini kollamak için sosyal bir harekete kalkışıyor. İmkansızlıklar, her birini kendi hikâyesinin yönetmeni ve kameramanı olmaya itti.

Bu şu demek sevgili okurlar, canım otomobil sürücüleri ve saygıdeğer yurttaşlarım: Motosikletleri fark edin! Hatta bir adım ötesine gidip bir kez  bile olsa motosiklet üzerinde gitmeyi deneyin. Trafiksiz bir İstanbul’un tadını çıkarmaya çalışın.

Ama şimdi de daha denemeden hoşlanmadığınızı söyleyeceksiniz. En güzeli ufak adımlarla başlamak. Akıllı telefonunuzu elinize alın, YouTube’un arama bölümüne ‘Long way round’ yazın; motosiklet dünyasına minik bir adım atmak üzeresiniz.