Rekorların Kırıldığı 49,5 Milyon Dolarlık Şimdiye Kadarki En Çılgın Rolex Müzayedesi British GQ
Saat

Rekorların Kırıldığı 49,5 Milyon Dolarlık Şimdiye Kadarki En Çılgın Rolex Müzayedesi

Phillips’in düzenlediği özel yardım müzayedesinde Roger Federer ve Leonardo DiCaprio, dünyada yalnızca birer adet bulunan dört Rolex Daytona’nın rekor bir toplam bedelle satılmasına tanıklık etti. Bu, bir yardım müzayedesine şimdiye kadar tek seferde sunulan en büyük saat grubuydu. Doğal olarak çekici elinde tutan isim efsanevi müzayedeci Aurel Bacs’tı. Neler yaşandığını anlatması için onunla konuştuk.

Olayları abartmayı seven biri değilim ama Londra’nın merkezinde bu gece yaşananlar saatçilik tarihine yazılacak türdendi. Değerli metallerden yapılmış, akıl almaz ölçüde mücevherlerle süslü ve her birinden yalnızca bir adet bulunan dört Rolex Daytona, toplam 37,3 milyon sterline alıcı buldu. Elde edilen paranın her kuruşu Federer Foundation ile Leonardo DiCaprio’nun Re:wild yardım kuruluşu arasında yarı yarıya paylaştırıldı.

Phillips müzayede evi Rolex adına açık artırmayı yürütürken Rolex Testimonee’leri Federer ve DiCaprio, bu sıra dışı Rolex Daytona’lardan biriyle ayrılmaya hevesli, dünyanın en varlıklı saat koleksiyonerlerinden oluşan son derece seçkin bir grupla bir araya geldi. Böylesine büyük bir etkinlikte salondaki çekişmeyi, dört bir yandan gelen tutkulu teklifleri ve nihayetinde çekici yönetebilecek özellikle bir kişi vardı. Adı Aurel Bacs. Mesleği: Müzayedeciliğin GOAT’u.

Birleşik Krallık’ın en saygın saat uzmanlarından Nick Foulkes, müzayedenin ardından eve dönerken takside bana, hala gördüklerinin heyecanını yaşarken, “Çok, çok etkileyiciydi. Müthiş bir müzayedeci. İnsanlardan teklif almakta inanılmaz iyi. Teşvik olsun diye Roger Federer’le tenis dersi bile teklif etti ve buna benzer şeyler yaptı, o yüzden oldukça eğlenceliydi,” diyor. DiCaprio’nun iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ne kadar tutkulu olduğuna şaşırdığını söyleyen Foulkes, Mick Jagger ve Jon Bon Jovi’yi de salonda gördüğünü ve onların da gerçek anlamda “o sırada neredeydin?” dedirtecek bu ana bizzat tanıklık ettiğini anlatıyor.

Kazanan teklif sahiplerinden üçü telefondaydı, biri ise salondaydı. Foulkes, “Aslında dünyanın zenginler listesi gibiydi ama bildiğimiz zenginler listesi değil. Oradaki koleksiyonerlerden birkaçını tanıyordum ve hepsi ciddi para harcayan insanlar,” diyor. “500 bin sterlinden başladılar ve eski günlerin borsa işlem salonlarındaki gibi bağırıyorlardı: ‘Bir milyon!’, ‘İki milyon!’, ‘Üç milyon!’, ‘Dört milyon!’ Ancak altı milyon civarında biraz sakinleşti. Her lot ne kadar sürdü, 15 dakika kadar mı?” Foulkes ayrıca bir noktada Bacs’ın müşterilerden birine, “Ertesi sabah uyandığınızda bunlardan birini satın almamış olduğunuza gerçekten pişman olacaksınız,” dediğini anlatıyor. “İşin güzel yanı, bütün alıcıları kişisel olarak tanıyor. Dolayısıyla bir teklifin salona ulaşmasını beklerken parmaklarını masaya vurup durmuyor.” 

Rekorların Kırıldığı 49,5 Milyon Dolarlık Şimdiye Kadarki En Çılgın Rolex MüzayedesiSol: 18 ayar Everose altın Rolex Daytona Summer, 10,3 milyon sterline satıldı. Sağ: 18 ayar beyaz altın Rolex Daytona Spring, 6,8 milyon sterline satıldı. British GQ

“Tamamen keşfedilmemiş sulara giriyoruz,” demişti Bacs bana müzayededen bir hafta önce. Ve gerçekten de haklı çıktı. 18 ayar Everose altın Daytona Summer, 10,3 milyon sterline kadar çıktı. Turkuaz kadranı ve “heart of ruby” taşından alt kadranlarıyla saat, hazır olun, saat imleri için 18 ayar pembe altın yuvalara yerleştirilmiş sekiz baget kesim pembe safir ve üç kare kesim pembe safir, 36 trapez kesim pembe safirle süslü bir bezel ve 54 parlak kesim pırlantayla kaplanmış boynuzlar ve kurma kolu korumasına sahip.

Müzayedenin hemen ardından, heyecanı hala açıkça hissedilen Bacs, “Bu, saatçilik dünyası için tarihi bir an. Rolex ile gerçekleştirilen bu ilk yardım müzayedesinde rol oynamaktan ve Federer Foundation ile Re:wild’ın önemli çalışmalarını desteklemekten büyük onur duyuyoruz,” dedi. “Kürsüde durup salondaki enerjiyi ve tutkuyu görmek bir ayrıcalıktı. Herkes mükemmellik, zanaatkarlık ve her şeyden önemlisi olumlu bir fark yaratma kararlılığı gibi ortak değerler etrafında birleşmişti. Toplanan bu olağanüstü miktar, gelecek nesillere ve doğal dünyamızın korunmasına anlamlı bir katkı sağlayacak.”

Nisan ayında, saat endüstrisinin Cenevre’de düzenlenen en büyük yıllık fuarı Watches and Wonders’da bu Rolex’leri herkesten önce görme fırsatı bulmuştum. Tam anlamıyla büyülenmiştim ve sır saklama yemini ettirilmişti. Kesinlikle gizli, “Fotoğraf yok, tatlım” türünden bir durumdu. Bu da beni düşünmeye itmişti: Bu saatlere ne olacaktı? Bir dahaki sefere nerede ortaya çıkacaklardı?

Rekorların Kırıldığı 49,5 Milyon Dolarlık Şimdiye Kadarki En Çılgın Rolex MüzayedesiSol: Platin Rolex Daytona Winter, 10 milyon sterline satıldı. Sağ: 18 ayar sarı altın Rolex Daytona Autumn, 10,2 milyon sterline satıldı. British GQ

Bacs, Cenevre’deki masasından bana, “Senin gibi ben de onları vitrinde gördüm. Dokunamadım, fotoğraflarını çekmedim ve zihnimi hızla başka şeylere çevirdim,” dedi. “Notting Hill’de Hugh Grant’in Julia Roberts’a söylediği bir söz vardır: ‘Seninle tanışmak gerçeküstüydü. Gerçeküstü ama güzeldi.’ Bu saatleri görmek benim için de öyleydi. Başka bir galaksiden gelen saatlerle tek seferlik bir tanışma ve ardından veda. Dünyanın en büyük Rolex dostlarından, koleksiyonerlerinden, elçilerinden ya da en üst düzey VIP’lerinden bir ya da ikisine çoktan ayrılmış olduklarını varsaydım.”

Birkaç ay ileri saralım. Bacs, kendisini uzun zamandır görülen en çok beklenen müzayedelerden birini yönetirken bulacağını bilmiyordu. Bundan dokuz yıl önce Paul Newman’ın kendi Rolex Daytona’sını 17,75 milyon dolara satmış ve böylece bir müzayedede satılan vintage kol saati için dünya rekoru kırmıştı. Saatçilik tarihinin en çılgın ve en büyük merakla beklenen müzayedelerinden birindeki rolünü konuşmak için onunla bir araya geldim. 

Rekorların Kırıldığı 49,5 Milyon Dolarlık Şimdiye Kadarki En Çılgın Rolex MüzayedesiBritish GQ

GQ: Teklifi nasıl aldınız?

Aurel Bacs: Her şey bana gelen bir kısa mesajla başladı. Cenevre’deki ofisimdeydim, mesajı okudum ve tabii böyle bir mesaj aldığınızda “Acaba ne olabilir?” diye düşünüyorsunuz. Ardından yaptığımız görüşmede konsept, fikir, proje, katılımcılar ve saatlerin tamamı benimle paylaşıldı. Sanırım ikiyle ikiyi bir araya getirip “Vay canına,” demem bir saniyeden kısa sürdü.

Herhangi bir kalp ya da başparmak emojisiyle cevap verdiniz mi?

[Gülüyor] Çok dijital bir insan değilim, emoji insanı da sayılmam. Mesajlarım genellikle şöyle başlar: “Sevgili Michael, umarım bu mesaj sizi iyi bulur. Nazik sorunuz için çok teşekkür ederim. Sizinle konuşmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Sevgiler.”

Ünlü kültürü bu anı nasıl etkiliyor?

Paul Newman’ın Daytona’sını piyasaya çıkarma şansına eriştim ve normal bir Paul Newman Daytona’nın değerinin 150 katına sattık. Marlon Brando’nun Rolex GMT’sini piyasaya çıkardık ve belki de normal değerinin 200 katına satıldı. Dolayısıyla ikonik ve tarihi kişiliklerin bir etkinlik, bir obje ya da bir amaçla ilişkilendirildiğinde insanların buna dikkat kesildiğini inkar edemeyiz.

Ama burada asıl önemli olan şu: Rolex bu dört saati liste fiyatlarından en sadık koleksiyonerlerinden birine satabilir, elde ettiği parayı alıp iki yardım kuruluşu arasında yüzde 50-50 paylaştırabilirdi. Bunun yerine bu girişim, bu iki değerli beyefendinin, tarihin en yetenekli tenisçilerinden biri ve Hollywood’un en yetenekli oyuncularından biri olmanın dışında yaptıkları işler konusunda bambaşka bir farkındalık yaratıyor.

Bu müzayede konusunda ne kadar heyecanlı olduğunuzu bize biraz anlatır mısınız?

Bu harika girişimi kesinlikle benimsiyor ve her şeyden önce insanlık adına takdir ediyorum. Rolex dünya çapında iyi amaçlara en fazla bağış yapan kuruluşlardan biri. Sanat olabilir, spor olabilir, her tür proje olabilir. Hepimiz bunun ne kadar parlak ve oyunun kurallarını değiştiren bir girişim olduğunun farkına varmalıyız.

İyi bir amaç, inanılmaz tek örnekler ve spot ışıkları... Bu neredeyse kusursuz Venn diyagramı, saatlerin ulaşabileceği satış rakamını nasıl artırabilir?

Bu proje açıklandığından beri son haftalarda bana en çok sorulan sorulardan biri, “Ne kadara satılacaklar?” ya da “Gerçekçi bir şansım olması için masaya ne kadar koymam gerekiyor?” oldu. İnsanlar, “Sen saat uzmanısın, bilmen gerekir,” diyor. Gerçek şu ki hiçbir fikrim yok. Hatta biri “Ben tam olarak biliyorum,” derse ona itiraz etmeye cesaret ederim. Bir şey bir amaçla bağlantılı hale geldiğinde paha biçilemez oluyor çünkü daha fazla aslanın ve filin yaşayacağı ya da çocukların okula gidebileceği düşüncesinin yarattığı duyguya, heyecana ve motivasyona nasıl fiyat biçebilirsiniz? Artık satın aldığınız şey bir saat değil. İnsanlıkla bağlantılı bir proje.

Dördü arasından favori bir saatiniz var mı?

Koleksiyonerlerle bu saatler hakkında yaptığım konuşmaların yüzde 50’si onun, bunun ya da benim favorimin hangisi olduğu ve neden olduğu üzerine. En şaşırtıcı olan ise herkesin yaklaşımının farklı olması. Prestij açısından platin her zaman altının üzerinde yer alır. Ancak daha da çok gördüğüm şey, insanların favorilerini entelektüel değerlendirmelerden çok görünüş ve renklere göre seçmesi. Biri bana, “Beyaz altın olan, mor ve yeşil renkleriyle tam Wimbledon havasında. Roger Federer’in favorisi o olurdu, o yüzden ben de onu almak isterim,” dedi. Bir başkası, “Opal, farklı kırmızı, mavi ve mora çalan parıltılarıyla en büyüleyici olan,” diyor. Bazıları, “Sarı ve yeşil, Brezilya bayrağı. Annem Brezilyalı. Benim almam gereken bu,” dedi. Bazılarıysa daha entelektüel yaklaştı ve “Bu taş diğerinden daha nadir. Bunun üzerinde çalışmak daha zor. Bu daha kırılgan. Kullanabilecekleri bir kadran elde edene kadar bu heart taşından bir kadran yapmak için muhtemelen 10 deneme yapmış ve hepsini kırmışlardır,” dedi. 10 koleksiyonere sorarsanız, şu ya da bu parçanın neden favorileri olduğuna dair 11 farklı cevap alırsınız.

Müzayedede siz hangi saati taktınız?

Hayatımdaki çok önemli bir anı işaretleyen bir yazıya sahip vintage bir Daytona. Eşimden geldiği için onu bir tılsım gibi takıyorum.

“Şimdiye kadarki en pahalı kol saatini satan adam” meselesine değindik. Bu aklınızda mı?

Hiç değil. Dünyanın önde gelen müzayedecileri olarak insanlar bizden mümkün olan en iyi sonucu elde etmemizi bekliyor ama ben hiçbir zaman bir müzayedeye “Bugün bir dünya rekoru kırmamız gerekiyor,” diyerek girmedim. Bu müzayede için Rolex yönetimiyle yaptığım bütün görüşmelerde de kimsenin, “Aurel, sana güveniyoruz. Dünya rekorunu kırmamız gerekiyor,” gibi bir şeyi gündeme getirmediğini doğrulayabilirim. Hatta bir toplantıda biri “Sana güveniyoruz. Bunu sen gerçekleştir,” gibi bir şey söylese bundan oldukça rahatsız olurdum. Roger, Leo, Rolex ve Phillips’in ortak noktası, pazartesiden cumaya normal hayatlarımızda yaptığımız işe hepimizin büyük bir tutkuyla bağlı olması. Elinizden gelenin en iyisini yaptığınız sürece sonuç ikinci planda kalıyor.

Böyle durumlarda geriliyor musunuz?

Evet, elbette kesinlikle geriliyorum. Gerilmek, bunun sizin için önemli olduğunun, nelerin söz konusu olduğunun farkında olduğunuzun ve zaferin garanti olmadığını anlayacak kadar mütevazı olduğunuzun göstergesidir. Etkinlikten önceki iki gece hiç uyumadım. Bu, saatçilik dünyasının Ay’a inişi gibi.

BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası