Swatch, Getty Images
Şu anda Times Square’deki Swatch mağazasının önünde her şey satılık. Düzinelerce insan, Swatch x Audemars Piguet Royal Pop koleksiyonunun çıkışını beklemek için burada kamp kurmuş durumda. Kuyruk ilk kez pazar günü, yani saatin resmi lansmanından altı gün önce oluşmaya başladı. New York’ta sıra beklemek aslında sıradışı bir durum değil. İster Kith mağazası olsun ister yeni açılan şirin bir matcha mekânı, birçok yere girmek için uzun süre beklemek gerekiyor. Ancak Swatch mağazasının etrafını saran, yorgun görünümlü Supreme giyimli sıra bekleyenlerde farklı bir hava var.
Yedinci Cadde’nin en kirli ve en gürültülü kısmında ilerlerken, Naked Cowboy ve Broadway bilet simsarlarının arasından sıyrılıyorum. Swatch mağazasına ulaştığımda bölgenin adeta bir pazarı andıran atmosferi daha da yoğunlaşıyor. Hatta sıranın kendisi bile satışta. Kuyruktaki yerler 200 ila 600 dolar arasında değişen fiyatlarla el değiştiriyor. (Ne yazık ki bu fiyata sandalye dahil değil. Bazıları katlanabilir kamp sandalyesi kullanırken bazıları resmen evindeki döşemeli yemek masası sandalyesini getirmiş.) Profesyonel sıra bekleyicilerinden bazıları 1.000 doların üzerinde teklifler aldıklarını söylüyor. Yüksek bir ücret ödemek iyi bir sıra garantisi vermediği gibi fiyatlar da sabit değil. Şu anda sırada iki ayrı yere sahip olan 21 yaşındaki Sin, “Yerimi şimdi isterseniz 250 dolar,” diyor. “Ama öne geçersem o fiyat değişebilir.” Daha fazla sıra yeri almayı düşünüp düşünmediğini sorduğumdaysa anında karşılık veriyor: “Bana yer teklif eden mi var?”
West 45th Street’i dolduran insanların büyük kısmının burada yeniden satış yapmak için bulunduğunu söylemeye gerek yok. Audemars Piguet x Swatch işbirliği olan Royal Pop cep saatleri, görseller yayınlanmadan önce bile yoğun ilgi yaratmıştı. Koleksiyon hem farklı bir parçayı koleksiyonuna katmak isteyen deneyimli saat meraklılarını hem de Audemars Piguet gibi lüks saat markalarını hâlâ erişilemez gören yeni nesil saat tutkunlarını cezbetmiş durumda. Swatch Group CEO’su Nick Hayek, bu ilginin ikinci el piyasasına taşacağını önceden tahmin ettiğini söylüyor. GQ’ya verdiği röportajda, “Bu kaçınılmaz. İnsanlar ürünün sınırlı olacağını biliyor. Son derece seçici bir satış olacak. İnternette satılmıyor. Sadece mağazadan alınabiliyor,” diyor. Sekiz farklı renk seçeneğiyle gelen cep saatlerinin satış fiyatı yaklaşık 400 dolar olacak ancak sıradaki satıcılar bunları 1.500 ila 3.200 dolar arasında yeniden satabileceklerini düşünüyor.
Sırada oldukça değerli sayılan 13. sıraya sahip olan 26 yaşındaki Delorenzo şöyle diyor: “En fazla, maksimum 1.500 dolar.” Yanında da mutfağından söküp getirdiği o meşhur yemek sandalyesi duruyor. “Ama şu an iyi hissediyorum, belki 1.000 dolardan koyarım.” Birçok kişi ticari niyetlerini açık açık kabul etmekte isteksiz davranıyor ve birden fazla saat alabilirlerse ya da rengi gerçekten hoşlarına giderse saatleri kendilerinde tutabileceklerini söylüyorlar. (Muhtemelen müşterilerin günde yalnızca bir adet satın alabileceğini belirten küçük yazıları okumadılar.) Bazıları içinse asıl caydırıcı unsur tasarımın kendisi olmuş. Sin, “Başta saat için gelmiştim,” diyor. “Sonra bunun cep saati olduğunu öğrendim. Şimdi burada sadece sıra yeri satıyorum.”
Delorenzo gibi, bazılarıysa tasarımı problem etmiyor. “Yalan söylemeyeceğim, ortalık yıkılıyor,” diyor. “Mahallede herkes bunu istiyor. Üzerinde AP yazıyorsa zaten hava atarlar.” Hatta saati romantik bir jest olarak hediye etmeyi düşündüğünü de söylüyor. “Belki bir kıza veririm, gününü güzelleştiririm,” diye sırıtıyor. Swatch mağazasının önündeki birkaç romantik ruh da benzer şekilde düşünüyor. 23 yaşındaki Alex ise şöyle diyor: “Birçok kız bunu Birkin çantalarına takmak için heyecanlı.” Sonra ekliyor: “Labubu gibi ama daha pahalı.”


Times Square’deki Swatch mağazasının dışında satışa sunulan Chrome Hearts logolu ürünler ve Pokémon kartları. (sol). 200 dolara satılması beklenen birkaç paket Pokémon kartı. (sağ)
Sıradakilerin önünde hâlâ yaklaşık 72 saatten fazla süre olduğu için erzaklar hayati önem taşıyor. Zaman geçirmek için Nintendo DS’ini getirmediğine pişman olmuş ama vardiyası boyunca enerjik kalmasını sağlayacak bir şişe Coca-Cola getirmeyi unutmamış. Bazıları ise çok daha hazırlıklı gelmiş. Alex yanında “iki somun sandviç, iki takım kıyafet ve bir galon su” getirdiğini söylüyor.
Tüm bu fırsatçı kalabalığın arasında şaşırtıcı derecede samimi bir atmosfer de var. İnsanlar sıradaki sandalyeleri birbirlerine emanet ederek blok aşağıdaki Marriott tuvaletine kaçamak ziyaretler yapıyor. Birileri topluca paylaşmak için almış gibi duran Uglies Chips paketleri elden ele dolaşıyor. Krista, “Güzel bir topluluk oluştu ve buradaki herkes gerçekten dost canlısı,” diyor. “Sanki burada olmam Tanrı’nın planıymış gibi hissediyorum.”
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.