Atkı nasıl takılır
Bir atkı kadar basit görünen başka bir aksesuar bulmak zor. Temelde omuzların üzerine ve boynun etrafına dolanan büyük bir kumaş parçası. Ama bu sadeliğine rağmen pek çok erkek onu nasıl kombinleyeceğini bilmiyor. Tek bir yanlış hamleyle salon halısını omzuna atmış gibi görünmek mümkün. Deplasmanda yanlış tribüne düşmüş bir futbol taraftarı gibi. Öğle yemeği menüsüne göz diken bir finansçı gibi. Yukarıdakilerin hepsi de olabilir. Çoğu erkeğin yaşadığı sorun, o tek yanlış adımı bir türlü tespit edememesi.
Atkılar neredeyse zamanın başlangıcından beri var. Tamam, belki abartıyoruz ama çok da uzak değil. Bazı tarihçiler MÖ 1350 civarında Kraliçe Nefertiti’nin ilk atkı kullanan kişi olduğunu söyler. Diğerleri ise MÖ 230’a gider ve Çinli askerlerin rütbelerini belirtmek için atkı kullandığını anlatır. Tüm bunların bize söylediği tek şey şu: Atkıyı nasıl takacağımızı yanlış yapmak için yüzyıllarımız olmuş.
Uzmanlara göre bir atkıyı ya kurtaran ya da batıran şey materyali. Peregrine’in sahibi Tom Glover, “Atkı tasarımında dikkate alınması gereken en önemli detay kesinlikle kullanılan malzeme,” diyor. “Biz genellikle Merino yününü tercih ediyoruz; çünkü yumuşaklık, sıcaklık ve nefes alabilirlik arasında mükemmel bir denge sunuyor. Doğal bir yalıtım sağlıyor, sizi aşırı ısıtmadan sıcak tutuyor ve ince lifleri sayesinde diğer yün türlerinin yaratabileceği kaşıntıyı önlüyor.”
Tasarımcılar arasında genel kanı, yünün en doğru tercih olduğu yönünde. Mfpen’den Sigurd Bank, “Bence yüzde 100 yün olmalı,” diyor. Ancak bu eşiği geçtikten sonra karşınıza yeni bir engel çıkıyor: doğru ölçüyü bulmak. “Mevsime göre ölçü önemli,” diyor Glover. “Soğuk aylarda kalın ve oversized bir atkı idealdir; daha hafif ve ince modeller ise geçiş mevsimlerinde harika bir tamamlayıcı olur.”
Ölçü, göründüğünden daha karmaşık bir mesele. Jude Law gibi ünlü isimlerle çalışan stilist Brodie Reardon, vücut tipinin de etkili olduğunu söylüyor. “Daha uzun gövdeye sahip kişilerin atkıyla daha iyi göründüğünü düşünüyorum,” diyor Reardon. “Atkı birine fazla uzun gelirse, oranlar bozulur ve tüm görünüm dağılabilir. Boya göre atkıyı kısaltmak gibi çözümler var ama genel olarak atkıyı uzun boylularda daha çok seviyorum.”
Boyunuz kısaysa panik yapmayın. Atkı takmak illa geleneksel olmak zorunda değil. Hatta kendinizi belli kalıplara sokmak, atkının kötü görünmesinin ana nedenlerinden biri. Bazen fark yaratmak asıl mesele. “Jude için atkıda daha klasik bir stil tercih ediyorum,” diyor Reardon. “Boyundan serbestçe sarkması ya da boyna bağlanması gibi. Ama başkaları ve kendim için, kapüşonlu bir sweatshirt’ün üstüne atkıyı kapüşonun etrafına sarmayı seviyorum. Hatta kemer gibi kullanabilir, pantolonun ya da kolunuzun etrafına dolayabilirsiniz. Önemli olan küçük ama etkili bir detay katmak.”
Atkıyı doğru takmanın üç başlı ejderhası var: ölçü, materyal ve stil. Ama bir de kendinizi ayırmanızı sağlayacak renk meselesi var. Couverture & The Garbstore’un kadın giyim alıcısı Akiko Takamura, “renk patlaması” öneriyor ve “logosuz tasarımları” tercih etmenin altını çiziyor. Bank ise net: “Nasıl istiyorsanız öyle takın!” Glover’a göre ise uzun ömürlü ve kaliteli bir atkıya yatırım yapmak kilit nokta. Bir de toplu taşımada unutmamayı hatırlatıyor.
Doğru uzunluk, materyal ve stili seçtikten sonra işin son adımı bakım. Kaşmir bir atkınız varsa Takamura, “tüylenmeyi gidermek için nazikçe bir kaşmir tarağı kullanın,” diyor. Yün atkılarda ise Bank, ara sıra dışarı asıp havalandırmayı tercih ediyor. Glover’a göre yıkamak da bir seçenek: “Merino yününden yapılmış atkılar için soğuk suda elde yıkamayı öneriyoruz,” diyor ve hızlı bir tazeleme için özel bir sprey tavsiye ediyor.
En başta da söylediğimiz gibi, atkıyı doğru takmayı öğrenmek zor. Ama artık bu sefer işi berbat etmemeniz için elinizde sağlam bir liste var. Görsel öğrenmeyi tercih edenler içinse, işi ustalıkla yapan bazı ünlü isimleri bir araya getirdik.

Calum Harper’ın kişisel stilini nadiren görürüz. Model genelde seçmelere giderken giydiği üniformasıyla karşımıza çıkar. Bu yüzden onun tam bir “konfor tutkunu” olduğunu bilmek güzel. Belirgin Dior logolu ve uçları püsküllü bir atkı tercih etmiş. Tahminimizce dünyayı dolaşmadığı zamanlarda, rahat kombinleri iyi göstermeyi seviyor.

Loyle Carner sahte bir şey yapacak biri değil. Şarkı sözleri ve işine olan tutkusu bunu zaten anlatıyor. Stil tarafında ise tam bir bukalemun. Atkıyı gizli bir katman gibi kullanıyor; diz boyu bir paltonun altına yerleştirerek gereksiz sıcaklık (ve muhtemelen rahatsızlık) olmadan katmanlı bir görünüm yaratıyor.

Başka bir hayatta Colman Domingo bir aristokrat olabilirdi. En azından öyle giyiniyor. Ceketten sarkan gösterişli mücevherler, hayali bir aile armasından çıkmış gibi duran bebek mavisi ve çikolata kahvesi renk kombinasyonu… Hepsi ipek bir atkıyla tamamlanıyor. Bu, zirve seviyesinde asil bir stil.

Timothée Chalamet kuralları her zaman yıkacak. İpek atkı, kısa boy, Yankees deri ceketin üstünde. Klasik bir erkek giyimi örneği sayılmaz. Ama atkıların stil kodlarını nasıl esnetebileceğinin harika bir örneği.

Idris Elba her şeyin ustası. Oyuncu, DJ, MMA dövüşçüsü, yarış pilotu… Şimdi sırada atkı ustalığı var. O takımın altında gömlek bile olmayabilir. Hem rahat hissettiğinizi hem de role uygun göründüğünüz izlenimini vermeyi başarıyor.

Her erkeğin itiraf etmediği tuhaf bir fantezisi vardır. Kimisi bir şövalye gibi savaş meydanında ölmek ister. Kimisi James Bond olmak. İlki zor. İkincisi ise bir atkıyla anında mümkün. Daniel Craig, atkıyı geleneksel şekilde takmanın poster çocuğu. Renkleri ve materyalleri uyumlu eşleştirerek tek bir yanlış adım atmıyor.

James Norton olabilecek en basic seçimi yaptı. Ve bu işe yaradı. Bu kombin, belki de şimdiye kadarki en prototipik Britanya stili. Adidas Samba’lar. Diz boyu yün bir palto. Üzerine ekose bir atkı. Norton, bu işin en kolay yolunu gösteriyor: Atkıyı başınızın üzerinden dolayın ve günü kapatın.
BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.