British GQ
Dedem gittiği her yere cebinde bir cep saatiyle giderdi. Öyle lüks ya da koleksiyonluk bir model değildi. Büyük bir İsviçre saat markasının ürünü de değildi. Yanılmıyorsam 1940'larda bir pazar tezgahından almıştı. Ama ona gözü gibi bakardı. Gümüş kasası yıllar içinde darbelerle yıpranmış, zinciri ise çoktan eski ihtişamını kaybetmişti. Ben onunla oynamaya başladığımda neredeyse antika görünüyordu. Ama ne kadar düşerse düşsün zamanı hiç şaşmazdı. Tüvit kasketiyle birlikte evden çıkarken asla geride bırakmadığı birkaç eşyadan biriydi. Audemars Piguet x Swatch Royal Pop hakkındaki ilk söylentiler ortaya çıkana kadar o cep saati uzun zamandır aklıma bile gelmemişti.
NurPhoto/Getty Images
Lansmandan önce GQ'nun saat editörü Mike Christensen'a Instagram'dan yazıp herhangi bir şey duyup duymadığını sordum. Tek cevabı bir göz emojisi oldu. Saat dünyasında bunun anlamı gayet nettir. "Evet biliyorum ama söyleyemem." Resmi görseller yayımlandığında ise dürüst olmak gerekirse beklediğim etkiyi yaratmadı. Pek çok kişi gibi benim de aklımdaki ilk soru şuydu. Audemars Piguet ile Swatch neden 2026 yılında bir cep saati üretmeye karar vermişti?
İlk bakışta bu fikir zamanın ruhuyla tamamen ters düşüyordu. Akıllı yüzüklerden sürücüsüz otomobillere, her geçen gün daha da tuhaflaşan giyilebilir teknolojilere kadar her şey hayatımızın bir parçası. Hatta kahve makinem bile internete bağlı. Teknoloji şirketleri geleceğin daha akıllı, daha bağlantılı ve sürekli çevrim içi olması gerektiğine bizi ikna etmeye çalışırken biyoseramikten üretilmiş rengarenk bir cep saati sunmak doğrusu beklenmedik bir hamleydi.
İnternet de aynı tepkiyi verdi. Royal Pop tanıtılır tanıtılmaz Instagram, onu kol saatine dönüştürmeye çalışan paylaşımlarla doldu. Birbiri ardına kayış üreten markalar ortaya çıktı. Herkes bu saati "düzeltmenin" yollarını arıyordu. Sanki asıl sorun onun cep saati olmasıydı.
Sonra Royal Pop'u gerçek hayatta görmeye başladım. İlk karşılaşmam Paris'teydi. "Huit Blanc" renk seçeneğiydi. Bence koleksiyonun en iyisi de o. Acne Studios Camero çantasına iliştirilmişti ve yanında neon pembe bir Labubu sallanıyordu. İlk refleksim göz devirmek oldu. Sonra insanların durup saati incelemeye başladığını fark ettim. Fotoğraf çekmek istiyor, ne olduğunu soruyor, yakından görmek için sıraya giriyorlardı. Birkaç hafta sonra bu kez Hong Kong'da bir Swatch mağazasında karşıma çıktı. Satış danışmanı saati yalnızca uzaktan incelememe izin verdi. O an kendimi yeniden sekiz yaşında, dedemin cep saatiyle oynarken buldum.
Bloomberg/Getty Images
Bir süre sonra fark ettim ki Royal Pop'un anlatmaya çalıştığı hikaye aslında son derece basitti. Tek yaptığı zamanı göstermekti ve tam da bu yüzden anlam kazandı. Gösterişliydi, gürültülüydü. Muhtemelen yıllardır Audemars Piguet koleksiyonu yapan birçok kişinin sinirini bozacak kadar da cesurdu. Ama aynı zamanda eğlenceliydi. Yeni bir uygulama değildi. Hayatınızı optimize edeceğini söyleyen başka bir teknoloji ürünü de değildi. Birileri havalı olacağını düşündüğü için üretilmiş tuhaf ama çekici bir nesneydi. Dijitalleşen dünyada analog kalmaktan çekinmeyen bir obje.
Üzerine düşündükçe Royal Pop'un ilk bakışta göründüğü kadar rastgele bir fikir olmadığını fark ettim. Kablolu kulaklıklara geri dönen arkadaşlarım var. Analog fotoğraf makineleri yeniden popüler. Bazıları iPhone 17'sini bırakıp Motorola Razr kullanmaya başladı. Aslında yalnızca işlevselliğe bakarsanız mekanik saatlerin kendisi bile pek mantıklı değil. Telefonunuz saati gösteriyor. Bilgisayarınız gösteriyor. Mikrodalganız bile gösteriyor. Kimse bir mekanik saati gerçekten ihtiyacı olduğu için satın almıyor. İnsanlar onları kendilerinde uyandırdığı his için istiyor.
Doğal olarak ben de Royal Pop'un peşine düştüm. Hong Kong, Shenzhen ve Seul'deki neredeyse bütün Swatch mağazalarını dolaştım. Aldığım cevap hep aynıydı: Tükendi. Bir noktada eşime şehir şehir dolaşıp bir cep saati aradığımı açıklamak zorunda kaldım. Sneaker takıntılı olduğum dönemi de benimle geçiren eşim bu kez gerçekten aklımı kaçırdığımı düşündü, haklıydı da…
Mike Kemp/Getty Images
Ama Paris'te bir çantadan sarkan Royal Pop'u ilk gördüğüm an ile yüzüncü kez "Üzgünüz, tükendi." cevabını duyduğum an arasında bir yerde bu saate yanlış yerden baktığımı anladım. Audemars Piguet ile Swatch bir akıllı saat daha üretseydi muhtemelen kimse dönüp bakmayacaktı. Onun yerine bilerek kullanışsız bir obje tasarladılar. Telefonunuza bağlanmıyor, uykunuzu takip etmiyor, e-postalarınızı özetlemiyor, size su içmeyi hatırlatmıyor...
Sadece bir cep saati ve yapay zekanın, akıllı gözlüklerin ve ev robotlarının konuşulduğu bir yılda bu, yeni bir ekrandan çok daha ilginç geliyor. Belki gelecek her zaman daha fazla teknoloji eklemekle ilgili değildir. Belki bazen en ileri fikir geriye dönmektir ve eminim dedem de bir yerlerde, bunu anlamamın neden bu kadar uzun sürdüğünü merak ediyordur.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ UK WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.