FutureGrail
Bir Rolex için yarım milyon dolar ödeyecek olsaydınız, büyük ihtimalle tercih edeceğiniz model bir Datejust olmazdı.
Bir “Paul Newman” Daytona mı? Elbette. Kusursuz bir geçmişe sahip nadir “MilSub” Rolex Submariner varyasyonu mu? Kesinlikle. Peki beyaz kadranlı ve Jubilee bilezikli paslanmaz çelik bir Rolex Datejust? Kâğıt üzerinde bakıldığında neredeyse sıradan denecek kadar mütevazı görünüyor.
Yine de görünüşte oldukça sade olan bir Rolex Datejust ref. 16220, FutureGrail’in mayıs müzayedesinde alıcı primi hariç 520 bin dolara satıldı. Böylece satış öncesi belirlenen 100 bin ila 200 bin dolarlık tahmini değeri açık ara geride bıraktı ve merhum usta saatçi George Daniels tarafından modifiye edilmiş bir Rolex için yeni bir rekor kırdı. Bu sonuç, koleksiyonculuk dünyasında bağlamın her şey olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Bu saati önemli kılan şey Rolex olması değil, Daniels'ın onun üzerinde yaptığı çalışmalar. 20. yüzyılın en büyük saat ustalarından biri olarak kabul edilen George Daniels, modern saatçiliğin neredeyse efsanevi figürlerinden biri. İngiliz saat ustası, kasasından kadranına ve mekanizmasına kadar bir saatin tamamını el işçiliğiyle üretebilen son zanaatkârlardan biriydi. Hatta bu yöntemi anlatan kitabı da bizzat kendisi yazdı. Günümüzde markalar ve saat ustaları hâlâ bu yaklaşımı “Daniels Metodu” olarak adlandırıyor. Bu Datejust'ı ilginç kılan şey ise, son derece titiz ve el yapımı eserleriyle tanınan bağımsız bir saat ustasının, İsviçre'nin en büyük ve en ticari lüks saat markasının en çok satan modeli üzerinde çalışmış olması.
Daniels Datejust, ustanın en önemli buluşlarından birini sergiliyor. Daniels onlarca yıl boyunca mekanik saatleri yüzyıllardır etkileyen bir sorunu çözmeye çalıştı: eşapman sistemindeki sürtünme. Eşapman, mekanizmaya aktarılan enerjiyi kontrollü şekilde dağıtan parçadır. Daniels'ın çözümü ise koaksiyel eşapman oldu. Bu dahiyane sistem, parçalar arasındaki kaymalı sürtünmeyi ciddi ölçüde azaltarak uzun vadeli stabiliteyi artırıyor ve yağlama ihtiyacını azaltıyordu. Pratikte bu, saatin daha seyrek servis gerektirmesi ve zaman tutma hassasiyetini daha uzun süre koruması anlamına geliyordu.
Daniels'ın sistemi, modern dönemde mekanik saatçilikte ortaya çıkan gerçekten devrim niteliğindeki az sayıdaki gelişmeden biri olarak kabul ediliyor. İsviçre saat endüstrisini yıllarca bu teknolojiyi benimsemeye ikna etmeye çalışan Daniels, sonunda Omega'da istekli bir ortak buldu. Marka, teknolojiyi endüstriyel ölçekte üretime uyarladı ve 1999 yılında onu kimliğinin temel taşlarından biri hâline getirdi. Bugün Omega'nın modern Master Chronometer kalibreleri, Daniels'ın koaksiyel eşapmanının endüstriyel versiyonları üzerine inşa ediliyor.
FutureGrail'de satılan Datejust ise erken dönem bir koaksiyel eşapmanlı Omega'dan bile daha nadir bir şeyi temsil ediyor: George Daniels'ın bizzat kendi elleriyle modifiye ettiği bir saat. Yaklaşık 1988 yılında üretilen bu model, ustanın muhtemelen 1990'ların ortalarında geliştirdiği ve bizzat monte ettiği bir koaksiyel eşapman sistemine sahip. Bu da teknolojinin seri üretime geçmesinden önce gerçekleşmiş olabilir. Sonuç olarak bu saat, geleneksel Rolex saatçiliği ile modern çağın en önemli teknik yeniliklerinden biri arasında bir köprü niteliği taşıyor.
Yarım milyon dolarlık satış sonucu aynı zamanda günümüz saat piyasasının ne kadar canlı olduğunu da gösteriyor. Manşetler çoğu zaman spekülatif modern saatlerdeki yavaşlamaya odaklansa da koleksiyoncular gerçekten nadir ve tarihsel açıdan önemli saatlerin peşinden gitmeye devam ediyor. Son yıllarda Phillips gibi müzayede evlerinde önemli sonuçlar elde edildi. Özellikle üst düzey Patek Philippe, Rolex ve bağımsız saatçilik örnekleri yoğun rekabet yaratmayı sürdürüyor. Hatta müzayede evinin son Cenevre etkinliği olan The Geneva Watch Auction: XXIII, 74,8 milyon İsviçre frangı yani yaklaşık 96,3 milyon dolar gelir elde ederek tarihin en yüksek hasılatlı tek saat müzayedesi oldu.
40'tan fazla ülkeden katılımcının yer aldığı ve satılan tüm lotların alıcı bulduğu belirtilen FutureGrail müzayedesi de bu eğilimin mükemmel bir örneği olarak öne çıkıyor.
Bir Datejust için yarım milyon dolar ödemek ilk bakışta saçma görünebilir. Ancak bunun aslında sıradan bir Datejust olmadığını fark ettiğinizde tablo değişiyor. Bu saat, modern saatçiliği sonsuza kadar değiştiren bir buluşa imza atan adamın dokunduğu, somut bir saatçilik tarihi parçası.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.