
15 Haziran 2008…
A Milli Takımı Euro 2008’deki son grup maçında Çek Cumhuriyeti karşısında 75. dakikaya girilirken, 2-0 geride… Galibiyet ve gruptan çıkmak için büyük bir mucizeye ihtiyacımız var. 76. Dakikada önce 21 yaşındaki Arda Turan sahne alıyor ve bizi umutlandırıyor. Bu golden sonra Türkiye art arda ataklarla Çek Cumhuriyeti’ni sıkıştırırken Hamit Altıntop’un ortasında Petr Čech kariyerinin en büyük hatalarından birini yapıyor. Golden saniyeler sonra Nihat Kahveci bu kez çok şık bir plaseyle Čech’i geçiyor ve maçı 3-2 kazanan milliler çeyrek finale yükseliyor.
Premier League tarihinin en büyük kalecilerinden sayılan Čech’in kariyerinde üst üste iki hata yaptığı belki de tek maç… Jübilesinden sonra bile Türkiye maçını hâlâ unutamadığını söylüyor.

Bu sayıda onun hikâyesine yer verme sebebimiz, başarılı bir kariyerle anıldıktan sonra yeniden bir başka yolculuğa başlayabilecek cesarete sahip olması.
Bir Chelsea efsanesi ve Çek Cumhuriyeti tarihinin en büyük sporcularından biri olan Čech, bir spor dalında en iyilerden biri olarak emekliye ayrılırken, bir başka spor alanında yeniden profesyonelleşmeye karar verdi. Kimse bu kararın sağlıklı olduğunu düşünmüyordu. Oysa onun kendine güveni tamdı. Konfor alanının dışına çıkarak hissetmeyi umduğu heyecana kısa sürede kavuşacaktı.
Bugün Petr Čech’in adını Google’da arattığınızda karşınıza “Haringey Huskies” adı çıkıyor. Bu, Birleşik Krallık’ın ikinci seviye buz hokeyi ligi NIHL’de mücadele eden Londra ekibinin adı. Aynı zamanda Čech’in tam yedi yıldır sürdürdüğü buz hokeyi kariyerinin son durağı…
Čech deyince akla gelen ilk nesne siyah koruma kaskı… Şimdilerde Chelsea Müzesi’nde sergilenen bu parça, futbolu bıraktıktan sonra buz hokeyine geçmesinin hikâyesini de temsil ediyor. 2007 yılında Chelsea-Reading deplasmanında, Čech henüz 24 yaşındayken, rakip takım oyuncusuyla kafa kafaya çarpışıyor. O denli şiddetli bir çarpışma yaşıyor ki 2-3 gün boyunca kendine gelemiyor, bir süreliğine hafızasını kaybediyor. Doktorlar ve yakınları çok korkuyor. Futbola dönebileceğine ise kimse inanmıyor. Čech, o günleri anarken kendisini en kötü senaryoya hazırlamaya çalıştığını anlatıyor.
Kafatasındaki hasarın iyileşmesi yaklaşık 3 ay sürse de travma geçmek bilmiyor. Čech kendince bir çözüm buluyor. Önce antrenmanlarda kafatasını korumak için kask kullanmaya başlıyor. Sahalara döndüğünde de kaskı bir daha çıkarmıyor. Bu, Yeni Zelanda’da imal edilen ve ragbi oyuncularının taktığı kasklardan… O zamanlar elbette kimse Čech’in bu kaskı 12,5 yıl boyunca takacağını bilmiyor. Dönemin Chelsea Teknik Direktörü José Mourinho, Çek kalecinin sahalara döndüğü maç öncesinde “Dünyanın en iyi kalecisi sahalara çıkmaya hazır. 50 milyon pound’luk bir oyuncu” diyor.
Sahalara döndükten sonra potansiyelinin tümünü kullanmaya başaran Čech, yaşadığı sakatlıkla spora olan bakışının da evrildiğini vurguluyor. Dönüşümünü, “Hayatınızı veya kariyerinizi tehdit eden bir sakatlıktan iyileşip geri döndüğünüzde üzerinizdeki baskı azalıyor. O günden sonra, yaşadığım her andan tat almaya çalıştım. Her maçın son maçım olabileceğini düşünerek hareket ettim. Hep pozitiftim. Bu büyük bir mutluluk ve tatmindi” sözleriyle anlatıyor.

Čech işte bu sakatlıktan sonra her tür baskıya göğüs geriyor. Hatta bunun da ötesine geçip o baskıyla birlikte yaşamaktan keyif alıyor. Kalecilikteki performansı üstün mental dayanıklılığıyla birleşiyor. Geliştirdiği şampiyonlara özgü pozitif psikoloji, futbol kariyerinde liderlik özelliğini öne çıkarırken, sektöre veda ettiğinde de yeni maceralara yelken açmasını kolaylaştırıyor.
Kramponlar yerine buz patenleri, kaskatı bir kask, kalın ve darbeye dayanıklı eldivenler… Üzerinde Chelsea veya Arsenal forması yok. Bunun yerine dizlikler ve korumalıklar bulunuyor. Halı sahada kaleci olmakla buz hokeyinde kalecilik yapmak temelde kaleyi golden savunmak üzerine kurulsa da, iki spor dalının asılında benzerlikten çok farklılıklarıyla öne çıktığı söylenebilir.
En temel fark ve -buz hokeyindeki zorluk- buzda kayma becerisi… Bu nedenle tarihte her iki sporu da profesyonel düzeyde oynamış pek kimse yok.
En ilginç örneklerden biri 20. yüzyılın en iyi kalecilerinden sayılan, Sovyetler Birliği efsanesi Lev Yaşin. Yaşin’in 1954’te buz hokeyinden emekli olmasından bu yana bunu başaran ilk isim Čech olacak. O da tıpkı Lev Yaşin gibi bir öncü.
Uzmanlara göre çocukken buzda kaymadıysanız sonrasında bu sporda profesyonelleşmeniz neredeyse imkansız. Buz hokeyi kalecisinin buz üzerinde iyi bir dengeye sahip olabilmesi için de çocukluktan itibaren buzda kaymaya aşina olması, kısaca iyi bir patenci olması gerekiyor.
Çocukluğunda paten kaymayı öğrenen Čech için pozisyon almakta zaten bir sorun yok. Buz hokeyi kaskını takıp kaleye geçtiği daha ilk maçında parlıyor. Penaltı kurtarmayı başarıyor ve maçın yıldızı seçiliyor. 2. seviye ligde başladığı kariyerine 1. seviyede devam ediyor.
Čech, başarılı performansıyla İngiliz buz hokeyi liglerinde kendisine saygın bir yer edinmeyi başardı. 2021-2022 sezonunda takımıyla birlikte kazandığı lig, kupa ve play-off şampiyonlukları ile zirveye çıktı. Futbol kariyerinde Premier League’de defalarca kırdığı “clean sheet” (gol yememe) rekorlarını buza da taşıyan Čech, Guildford Phoenix formasıyla, maç başına yenen gol istatistiğinde ligin en iyisi oldu. Gol kurtarışlarıyla taraftarların gönlünü kazanan Çek kaleci, 2023 yılında 41 yaşındayken, Birleşik Krallık’ın ikinci seviye buz hokeyi ligi NIHL’den Belfast Giants’a transfer oldu.
44 yaşındaki Čech şimdilerde kariyerini NIHL takımı Haringey Huskies’te sürdürürken, cesaretiyle milyonlarca kişiye ilham vermeye devam ediyor.