Petrolden kurtulmak

Türkiye onu SAAB'ı alma çabalarıyla tanıdı ama onun asıl rüyası dünyayı petrolden kurtarmak!

10 Ağustos 2012

Petrolden kurtulmak

 

Zamier Ahmed’i size tanıtmak için, SAAB’ı satın almak isteyen Türk şirketi BrightWell’in General Motors’a kafa tutan ortağı ve yıllardır yenilikçi enerji girişimlerini destekleyen bir yatırımcı olduğunu söylemek yeterli olur herhalde. Sürekli geleceğe ve çevreye daha faydalı olabilecek teknolojik ve enerji üretimi fikirleri peşinde koşan ve bu konuda partizanca çaba sarf eden çok sık göremeyeceğiniz türde bir iş adamı. O ve ortağı Alphan Manas kendilerine zor, ama iyi olanı seçmişler.

BrightWell’in yeni girişimlerinden Prolo Oil, bitkisel ve hayvansal yağlardan poliüretan poliol üretiyor. Zamier Ahmed doğal yolla üretilen poliollerin faydasını şöyle özetliyor:

"Türkiye 2009’da 39 milyar dolar değerinde ham petrol ithal etti. Aynı yılın sonunda bu rakam, 45 milyar dolara kadar çıktı. Devletin bu işe ayırdığı bütçe çok büyük ve bizim yaptığımız işin ana fikri petrole dayalı endüstrilere bağımlılığı en aza indirmek.

Organik poliol herhangi bir doğal yağı alıp DNA’sını değiştiren bir işleme tabi tutarak elde ediliyor. Bu maddeden araba yapılabilir; yer döşemeleri, duvar kaplamaları hatta depreme dayanıklı evlerin üretiminde kullanılabilir. Yani, endüstriyel üretimde petrokimyasal kullanılan herhangi bir alanda bu ürün onun yerine rahatlıkla güvenli biçimde kullanılabilir.

Bizim amacımız, petrole dayalı endüstriyel üretim alışkanlıklarını yavaş yavaş değiştirmek ve yeni teknolojiler sayesinde daha çevre dostu bir endüstri yaratmak. Bu üretim teknolojisinin Türkiye’deki markaları daha güçlü hale getireceğine inanıyoruz, çünkü bu sayede üretim masrafları düşeceği ve daha az karbon emisyonuna neden olan üretim yapacakları gibi ürünleri aynı derecede kaliteli, dayanıklı ve üstüne daha hafif, daha yenilenebilir olacak. Bütün bunlar geleceğe daha emin adımlarla ilerlememizi sağlayacak, çünkü bunların tamamı bize ve çevreye duyarlı biçimde üretilecek."

Peki, siz nasıl bu işin içine girdiniz?

Ben her zaman yeşil enerji, çevre dostu üretim ve ekolojik ticari oluşumlar ile ilgiliydim. Örneğin, biz elektrikli araba üretiyoruz. Bizim SAAB’ı satın almak istememizin sebebi de çevreci bir taşımacılık anlayışı geliştirmek içindi. Böylece, kendi geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde İsveçli SAAB’ın sahip olduğu endüstriyel bilgi üzerinden Türkiye’de yerli üretim elektrikli araba üretmek istiyorduk. Ama General Motors’un SAAB ile ilgili başka planları vardı, bizim bu işe girmemizi istemedi ve zorluklar çıkarmaya başladı. Biz de geri çekilme kararı aldık.

Fakat, şimdi baktığınızda SAAB’ın yeni alıcısı neredeyse benim planımın aynısını uygulamaya çalışıyor. Benim planım SAAB’ın ürettiği arabaların içerisine elektrik güç üreticileri koymaktı, onlar da aynısını yapıyorlar. Ama ne olacak, onu bekleyip göreceğiz...

SAAB’ı almak istemekteki amacınız neydi? Satın aldıktan sonra arabaları elektrikli araçlara mı çevirecektiniz?

Kısaca söylemek gerekirse üretim devam edecekti ama bir yandan da yeni tasarımlar ve teknolojiler dahil etmeye başlayacaktık. SAAB’ın kendisi de bazı yenilikleri hayata geçirme sürecindeydi zaten. Üretim İsveç’te de devam edecekti ama üretimin büyük bir kısmını Türkiye’ye taşımayı planlıyorduk. Böylece, Türkiye’ye yenilikçi teknolojiler üretebilecek yeni ve gelişmiş bir Ar-Ge bilgisi taşıyacak ve böylece, burada bizim halihazırda ürettiğimiz yenilikçi teknolojilere farklı bir bakış açısı kazandıracaktık. Sonunda kendi ürettiğimiz elektrik güç kaynağı ile SAAB aracını birleştirerek makul fiyatlı bir elektrikli araba üretecektik.

SAAB projesi iptal olduğuna göre, elektrikli araba üretme projesi ne olacak?

Elektrikli araba üretme çalışmaları halen devam ediyor, biz zaten belli bir aşama kaydetmiştik ve arabayı 2014’ün başında prototip olarak lanse etmeyi düşünüyoruz. Aynı yılın sonunda tam kapasite üretime geçmeyi umuyoruz.


Diğer markaların elektrikli arabalarından ne farkı olacak bu arabanın?

Birincisi, bizim aracımız hibrit bir araç değil. Şu anda pazardaki mevcut arabaların hemen hepsi hibrit. Ayrıca, biz daha uzun bir menzil hedefliyoruz. Bizim hedefimiz 500 kilometre menzil yapabilmek, şu anda pazardaki mevcut arabaların hiçbirisi 200-250 kilometrenin dışına çıkamıyorlar. Dahası, bizim üreteceğimiz araba makul fiyatlı bir araba olacak, biz 50 bin dolar harcamak zorunda kalacağınız sadece belli bir zümreye hitap edecek bir araç üretmiyoruz.

Bütün bunları bir kenara bırakırsak, bizim üreteceğimiz araç çevreyi petrol bazlı yakıt tüketerek kirletmeyecek. Tamamen temiz enerji kullanacak. Ve son olarak, bu tamamen Türkiye’de üretilmiş yüzde yüz yerli teknoloji sayesinde olacak.

Baktığımızda Prolo Oil ve elektrikli araba projesinin bazı kısımları birbirleriyle kesiştiği noktalar var gibi görünüyor, değil mi?

Poliol ile ürettiğimiz materyaller ile aracın büyük bir kısmını imal edebiliyoruz. Dış yüzeyini üretebileceğimiz gibi iç kaplamalarını, süngerleri ve ön panel başta olmak üzere aracın neredeyse tamamını poliol ile üretebiliriz.

Biz halihazırda Türkiye’de bu teknolojiyi üreten tek şirketiz. Dolayısıyla, şu anda bazı seçkin markalarla beraber çalıştığımız projeler var. Türkiye’nin önemli bir beyaz eşya üreticisi ile beraber tamamen çevre dostu ve yeşil olarak üretilmiş çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve buzdolabı gibi ürünleri üreteceğiz. Başka küresel bir marka ile Türkiye’de yine benzeri bir proje üzerinde konuşuyoruz. Bunları göz önünde bulundurduğunuz zaman halihazırda bütün bu üretimlerin petrokimyasallar ile son derece kirli ve çevreye zararlı şekilde üretildiğini göz önünde bulundurursanız bu getirdiğimiz yeniliğin ne kadar büyük bir devrim niteliğinde olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.

Ham petrolü yer altından çıkardığınız zaman onun geri dönüşü yok. Çıkardınız, işlediniz ve bitti. Sonra karbon emisyonları, çevreye etkileri ve geri dönüşemezliği kalıyor. Ama poliol öyle değil, her türlü bitki yağından ve çoğu hayvan yağlarından üretilebiliyor. Bu sene ürettiniz, seneye tekrar üretebilirsiniz. Mesela, jatrofa Afrika’nın her tarafında yabani olarak yetişen, yenmeyen ve çok suya ihtiyacı olmayan bir bitki. Brezilya ve Filipinler’de biodizel üretmek için kullanılıyor. Biz de bu çok ucuza mal olan bitkiden çok masraf etmeden poliol üretebiliyoruz. Biz bununla ilgili olarak Afrika’da çiftlikler kurmak ve yerel insanların bu çiftlikleri işletmesini istiyoruz. Daha sonra ürettikleri ürünleri bize veya bizimle çalışan diğer şirketlere satarak geçimlerini sağlayabilirler. Böylelikle Afrika’daki insanlar için de sürdürülebilir bir gelir modeli sağlamış oluyoruz.