Şikenin gölgesinde bir olimpiyat

Londra'da başlayan yarışlarda bazıları madalyaya diğerlerinden daha yakın olabilir mi?

30 Temmuz 2012

Şikenin gölgesinde bir olimpiyat

 

Son birkaç senedir spor dünyası sayısız skandal, şike davası ve sansasyonel olayla çalkalanıyor. Kimin elinin kimin cebinde olduğu tam da belli değil, fakat bilinen bir gerçek var ki bu Türkiye’ye ya da dünyanın herhangi bir ülkesine özel bir durum değil. Sorun herkesi ilgilendiriyor.

Geçtiğimiz Cuma günü başlayan Londra Olimpiyatları da dedikodulardan, komplo teorilerinden payını alıyor. Şike ve uluslararası spor yolsuzlukları konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Declan Hill de bu konuda oldukça kötümser. Londra Olimpiyatları'nda şikeciler orada olacak mı sorusuna da "kesinlikle evet" diyerek cevap veriyor. Geçtiğimiz 20 senede düzenlenen her büyük turnuva ya da maçta şikecilerin bulunduğunu söyleyen Hill asıl konunun şikecilerin başarı oranı olduğunu söylüyor. Bir başka deyişle asıl önemli olan belli bir maçı ayarlayıp ayarlayamayacakları...

Daha önce Güney Afrika Dünya Kupası ile ilgili şüphelerin doğru çıktığını biliyoruz. Şikecilerin Atina’da yapılan olimpiyat yarışlarında bulunduklarını da… Artık tüm dünyaya yayılmış bir örgüt gibi hareket ettiklerinin de farkındayız. Asya, Avrupa, Orta Amerika ve aklınıza gelebilecek her yerde faaliyet gösteren insanlar bunlar.

Hali hazırda bu işin altında yatan dinamikler de gayet açık. Olimpiyatlara katılan takımlardan bırakın olimpiyat şampiyonu olmayı sadece bir iki tanesi madalya kazanma hakkını elde edecek. Ayrıca yarışlara katılan sporcuların birçoğunun da zengin olmaktan hayli uzak insanlar olduğu ortada. Durum böyleyken bu insanların neye yönleneceğini tahmin etmek çok da zor olmasa gerek.

Peki çözüm ne?

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin şikecilerin oyunlara hatta ülkeye girişini engellemek üzere sınırlarda güvenliği artırmak için görevli koruma/polis sayısını arttırdığı söyleniyor ama bunların hiçbiri yeterli değil. Ayrıca İngiltere sınır polisinin yapabilecekleri kısıtlı. İngiliz ordusunun bir bölümünün bu göreve atandığı gerçeği de yeterli bir teselli değil. Neden mi? Çünkü şike şüphesi doğuracak riskli hareketleri anlayabilmek ve bu konuda gerekli yaptırımı uygulayabilmek için söz konusu güvenlik görevlisi/asker/polisin özel bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Son dakikada pozisyon boşluğundan doğan açığı İngiliz askeriyle doldurarak çözüm aramak yetersiz. Zaten askerin de dikkati daha önce terörist saldırılardan payını alan Londra’yı korumaya yönelik. Zaten şikeci dediğimiz adam İngiliz kumar endüstrisinin içinde boğuşmuyor; daha kolay hedefler seçiyor, yani Asya.

Daha fazla şike davasının açılmaması, daha fazla sporcu, takım ve hakemin kirli işlere alet edilmemesi için kendi ülkelerindeki yetkililer tarafından sıkı sıkıya kontrol ediliyor olması lazım. Ayrıca konunun ne kadar ciddi olduğunu kamuoyuna duyurmak da gerekiyor. Kapalı kapılar ardından kulis yaparak, el sıkışarak oldu bittiye getirilen bu konu giderek bir canavara dönüşüyor. Sonunda iş yine sporcunun, takım kaptanının, hakemin dürüstlüğüne kalıyor.