Daha Uzun Çalışmak Neden Daha Üretken Olduğunuz Anlamına Gelmez
Güncel

Daha Uzun Çalışmak Neden Daha Üretken Olduğunuz Anlamına Gelmez

Hayır, üzgünüz: ofiste en çok saat geçiren kişi olmanız, en üretken kişi olduğunuz anlamına gelmez.

Çalışma gününün ne kadar sürmesi gerektiği ve gerçekten daha az saat çalışarak üretken olunup olunamayacağı konusunda süregelen tartışmalar vardır. Bu tartışmaların merkezinde ise her zaman aynı soru yer alır: Aynı işi daha kısa sürede yapabilmeniz gerçekten mümkün mü? Yoksa gerçekten üretken olabilmek için daha fazla çalışma saatine mi ihtiyacınız vardır?

Uzun yıllar boyunca daha fazla çalışmanın daha iyi bir performans getireceği düşünülmüştür. Ancak tamamen dürüst olmak gerekirse, bu çoğu zaman gerçeklikle örtüşmez. Günümüzde teknolojiler çalışma ortamlarını köklü biçimde dönüştürmüş, pek çok görev otomatik hâle gelmiştir. Bu durum, süreçleri önemli ölçüde hızlandırırken genel olarak daha kısa sürede daha üretken olmanızı mümkün kılar.

Şunu kabul etmek gerekir ki, yaptığınız iş ne olursa olsun, hiçbir insan 8 saatlik bir çalışma gününü yüzde 100 odaklanmış şekilde geçiremez. Bu basitçe mümkün değildir. Nitekim her alanda olduğu gibi iş hayatında da günler birbirinden farklıdır. Bazı günler durmaksızın çalışırsınız, bazı günler ise neredeyse kayda değer hiçbir şey üretmediğinizi hissedersiniz.

Dikkatinizin bir sınırı vardır ve haftanın 5 günü boyunca günde 8 saat tamamen odaklanmış kalmanız imkânsızdır. Günün ya da haftanın belirli bir noktasında odaklanma kapasiteniz belirgin biçimde düşer ve yorgunluk ortaya çıkar. Bu da yaptığınız işin kalitesinin azalmasına yol açar. Araştırmalara göre beyin, mola vermeden önce yalnızca 90 ila 120 dakika boyunca yüksek düzeyde odaklanabilir. Ayrıca aşırı çalıştıkça üretkenliğin zamanla kademeli olarak azaldığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

Benzer şekilde, uzun vadede bu durum hem fiziksel hem de zihinsel bir doygunluğa neden olabilir. Bu da sizi negatiflik ve aşırı yorgunluk hâline sürükleyerek, olmak istediğiniz kadar verimli olamamanıza yol açar.

Elbette, fazla çalışmanın iş hayatı ile özel yaşam arasındaki dengeyi nasıl bozduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Bu etki yalnızca çalışma günleriyle sınırlı değildir. Çoğunuzun deneyimlediği gibi, bazı haftalar cumartesi geldiğinde hissettiğiniz yoğun yorgunluk nedeniyle arkadaşlarınızla plan yapmaya bile isteksiz olabilirsiniz. Bu durum, yaşamdan aldığınız tatmini de olumsuz etkiler. Hayatınızın tüm alanlarında sağlıklı bir denge kurduğunuzda, kendinize iyi bakmış olur ve her gün işe yenilenmiş bir enerjiyle başlarsınız.

Bu noktada organizasyon hayati bir rol oynar. Görevlerinizi gerçekten iyi bir şekilde planlamıyorsanız, bilgisayar başında saatler geçirmenin pek bir anlamı yoktur. Daha verimli çalışmak için stratejiler geliştirmeye odaklanırsanız, yaptığınız fazla mesaiyi azaltmanız mümkündür.

İşte fazladan saatler çalışmak, işe daha fazla bağlılık ya da adanmışlık gösterdiğinizin bir göstergesi değildir. Elbette bazı günler, bir proje teslimi ya da acil ilgi gerektiren başka bir durum nedeniyle çalışma saatlerinizi artırmanız kaçınılmaz olabilir. Ancak zihinsel sağlığınızı korumak istiyorsanız, bunun günlük bir alışkanlığa dönüşmemesi son derece önemlidir.

İyi bir organizasyon ve net sınırlarla hayatınızda sağlıklı bir denge kurabilirsiniz. Gerçek başarı da tam olarak burada ortaya çıkar: Gerçekten üretken olabilmek için daha fazla ve daha fazla çalışmanız gerekmediğini bildiğinizde. Yapmanız gereken, neye odaklanmak istediğinizi bilmek. Daha iyi çalışmak, zamanınıza, enerjinize, motivasyonunuza ve sağlığınıza özen göstermek anlamına gelir.

BU İÇERİK İLK OLARAK GQ SPAIN WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası