Tenis, Stil ve Biraz da Paris Gustosu
Güncel

Tenis, Stil ve Biraz da Paris Gustosu

Roland-Garros'da bir İtalyan düellosunu izlerken, tenisin yalnızca bir spor değil; giyilen, hissedilen ve zarafetle taşınan bir tavır olduğunu anlıyorsunuz.

Philippe-Chatrier’nin toprağı, 3 Haziran 2026 akşamı, iki İtalyan rakibi karşı karşıya getirirken biz de VIP lounge’ta baştan aşağı Lacoste görünümlerimizle bu eşsiz sahnenin ritmine karışıyoruz. Tribünlerde beyazın temiz enerjisi, koyu yeşilin sakin gücü ve toprak tonlarının sıcaklığı birbirine karışıyor. Kortta raket sesleri, çevrede pololar, keskin terzilik dokunuşları, güneş gözlükleri ve Paris’in kendine özgü ölçülü ihtişamı var.

Matteo Berrettini ile Matteo Arnaldi arasındaki çeyrek final, beklendiği gibi yalnızca bir tenis maçı değil, İtalyan karakterinin iki farklı ifadesiydi: Berrettini’nin gücü ve deneyimi, Arnaldi’nin sabrı ve inadı. Ancak o akşamın gerçek duygusu skor tabelasından çıkmadı. Berrettini, Arnaldi karşısında gerideyken kalça sakatlığı nedeniyle maçı bırakmak zorunda kaldığında Philippe-Chatrier’de yükselen alkış, rekabetin ötesindeki o eski tenis terbiyesini hatırlattı.

Tenis, Stil ve Biraz da Paris GustosuNovak Djokovic

Tenis, hiçbir zaman yalnızca performans alanı olmadı; hareket özgürlüğü, karakter ve gündelik şıklığın ortak diliydi.

Roland-Garros’un büyüsü biraz da burada saklı: Zafer kadar kırılganlığı, performans kadar zarafeti de sahneye taşımasında.

Timsahın Kortla Yazdığı Hikaye

Lacoste ile Roland-Garros arasındaki bağ, sonradan kurulmuş bir sponsorluk hikayesi değil. René Lacoste ve Fransız tenisinin “Dört Silahşörü”nün 1927’deki Davis Cup başarısı, Roland-Garros kompleksinin doğuşuna giden yolu açtı, markanın turnuvayla resmi ortaklığı ise bugün yarım asrı aşan bir ilişkiye dönüşmüş durumda. Bu yüzden timsah logosu burada bir moda işareti olmaktan çok, kortun hafızasına yerleşmiş bir sembol gibi duruyor.

1933’te polo gömleğini yaratan marka için tenis, hiçbir zaman yalnızca performans alanı olmadı, hareket özgürlüğü, karakter ve gündelik şıklığın ortak diliydi. Bugün bu miras, Novak Djokovic gibi bir figürde yeni bir karşılık buluyor. Djokovic 2017’den beri kortta Lacoste timsahını taşıyor; onun disiplinli, dayanıklı ama biçimsel olarak da son derece kontrollü tavrı, sportif başarının stili ile nasıl kalıcı bir ikona dönüşebileceğini gösteriyor.

Toprağın Rengini Giymek

Lacoste x Roland-Garros 2026 koleksiyonunun güçlü tarafı da tam olarak bu denge: Oyunun teknik ihtiyaçlarına cevap veren “performance” çizgisi ile korttan şehre taşınan “lifestyle” dünyası birbirinden kopuk değil. Nefes alan pololar, hafif tişörtler, şortlar ve antrenman ceketleri parlak beyaz ‍koyu mavi, yeşil ve toprak kortun sıcak tonlarıyla buluşuyor. Günlük parçalar ise ikonik polo, sweatshirt, gömlek, elbise ve rahat takımları daha yumuşak, daha Parisli bir ritimde yorumluyor.

placeholder
placeholder

Koleksiyonun en şiirsel fikri ise “Toprak Kort” kapsülü. Roland-Garros’un gerçek kilinden ilhamla boyanan parçalar, zemini yalnızca bir desen olarak kullanmıyor, onun maddesel hafızasını giyimin içine taşıyor. Aynı zamanda top toplayıcıların geri dönüştürülmüş malzemelerle üretilen poloları, performansın artık daha bilinçli bir tasarım anlayışından ayrı düşünülemeyeceğini hatırlatıyor.

Bu nedenle Lacoste’un Roland-Garros’taki varlığı, sadece bir logo görünürlüğü değil. Kort çizgisinden lounge’a, oyuncunun servis hareketinden seyircinin oturuşuna kadar uzanan bir dünya kuruyor. Sporun işlevselliği ile Fransız “art de vivre” anlayışı aynı cümlede buluşuyor.

Geceler ve Sabahlar

Roland-Garros’un o yoğun duygusundaki Paris, her zamanki gibi oyunu başka bir sahneye taşıyor. Siena’da yenen yemekler, Hôtel Costes’un Tom Yam Chili Sea Bass lezzeti, Club Silencio’nun geceye karışan enerjisi... Sinem Kobal, Gamze Erçel ve eşi Caner, Ece Sükan, Anıl Altan ve Cansel Elçin’le paylaşılan bu rota, tenis turnuvasının aslında Paris’te nasıl tam bir yaşam stiline dönüştüğünün küçük bir özeti.

Tenis, Stil ve Biraz da Paris GustosuCaner Yıldırım, Gamze Erçel, Sinem Kobal, Özgür Atanur, Ece Sükan

Final ise Champs-Élysées’nin hemen yanı başındaki Avenue Franklin D. Roosevelt’de, bu yıl açılan Café Lacoste’ta yudumlanan kahvelerle geliyor. Burada moda, spor ve misafirperverlik aynı masada buluşuyor; timsah logosu ilk kez bir fincanın yanında, ama hâlâ aynı özgüvenle karşımıza çıkıyor.

Paris gustosu belki de tam olarak bu. Ayakkabının tabanında kalan ince toprak, yarım kalan bir maçın ardından yükselen alkış, geceye uzanan bir sofranın neşesi ve sabah kahvesinde devam eden stil duygusu.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası