
Uludağ’da Ceylan Splend’or’da gerçekleşen GQ Türkiye çekimleri nasıl geçti? Kısaca anlatır mısın?
Uludağ’da çekim yapmak benim için çok keyifliydi. Birbirini iyi tanıyan ve işinden keyif alan harika bir GQ Türkiye ekibiyle eğlenceli bir çekim oldu.

Zor muydu soğukta çekim yapmak… En unutulmaz anlar hangileriydi?
İlk defa bu kadar soğuk bir havada çekim yaptım. Ama Uludağ’da bulunmak, o güzel manzaraya şahit olmak derken bir şekilde zihnim bu durumu tolere etmemi sağladı. Sanırım dizi çekimlerinden dolayı da bazı alışkanlıklar geliştirmişim. En unutulmaz an, çekimin final karesi için girdiğim sıcak jakuzide tüm günün yorgunluğunu atmaktı.
Kış ve kayak tatillerinin en çok nesini seviyorsun?
Kış tatilleri ve dağ atmosferi bana hep yılbaşını hatırlatıyor. Dolayısıyla hediyeleşmeyi ve kalabalık yemek sofralarını da çağrıştırıyor. Bu hissi seviyorum.
Kayak stili deyince aklına hangi parçalar geliyor peki? Kayak tatiline çıkarken yanına hangi parçaları mutlaka alırsın?
Kayak stili benim için sade ve fonksiyonel. İyi kesimli bir kayak pantolonu, güçlü bir mont ve sağlam termal katmanlar şart. Valizimde mutlaka kalın bir triko kazak, rahat bir eşofman, bere ve iyi bir gözlük bulunur.
Çekimde giydiğin ve çok sevdiğin, içinde kendini çok rahat/iyi hissettiğin bir kıyafet/parça oldu mu? Hangisiydi?
Pantolon ve kazak kombinini özellikle sevdim. Pantolonun kesimi çok iyiydi, kazak da tarzıma çok yakındı. İçlerinde kendimi hem rahat hem de enerjik hissettim.
Bembeyaz kar ve karın içinde olmak sana neler hissettiriyor?
Kar demek tatil demek, eğlence ve kaymanın yarattığı adrenalin. Ha bir de sucuk ekmek…
Peki kış tatili mi yaz tatili mi?
Yaz tatili favorim.
Gemi Makineleri ve İşletme Mühendisliği’ni bitirdikten sonra hayat nasıl oldu da seni oyunculukla buluşturdu?
Tesadüfler, belki biraz da seçimler ve tercihler beni bu noktaya getirdi. Dönüp bakınca yıllar bir çırpıda geçmiş gibi görünüyor ama tabii ki azim, çok çalışma, hayal kırıkları gibi birçok farklı duygu ve anın da yaşandığı bir süreçti bu.

İlk çekim gününe dair neler hatırlıyorsun?
Bu mesleğe dair ne kadar az şey bildiğimi anladım, ilk çekim gününde. O gün kendi içimde başarısızlık olarak nitelendirdiğim şeyler bana çalışma, öğrenme, deneyimleme isteği şeklinde geri döndü.
Oyunculuk ne ifade ediyor senin için?
Oyunculuk bir yanda mesleğim, bir yanda da var olma ve kendimi ifade etme şeklim. Bir yanda en büyük mücadelem ve başarılarım ya da başarısızlıklarım. Birden fazla anlamı var bende, her haliyle hayatıma ve kişiliğime sirayet ediyor.,


Ve en çok nesi seni heyecanlandırıyor? Seni zorlayan tarafları var mı?
Oyunculuğun beni en çok heyecanlandıran kısmı, her yeni karakterin o ilk günü. İlk sahne ve karaktere dair bulduğum ilk ipuçları… Keşfetmeye başladığımı hissettiğimde bu durumdan büyük haz duyuyorum. O ipucunu ararken geçen zamanın psikolojimi zorlayan bir yanı da var. İçime kapanıp, sürekli düşündüğüm bazı günler yaşıyorum. Biraz depresif ve melankolik olduğum ve bazen benim bile kendimi sevmediğim dönemler bunlar…
Sana gelen projeler arasından nasıl, hangi kriterlere göre seçim yapıyorsun? Bir karakterde seni cezbeden, ona hayat vermeye iten faktörler nedir?
Bugüne kadar beni hep zorlayan, kendimde değil de dışarıda bir yerlerde bulup empati kurabileceğim karakterlere hayat vermeye çalıştım. Asıl meydan okuma kısmı bu benim için. Bu meydan okuma beni diri tutup, bana enerji veriyor.

Hayat verdiğin karakter sana bağımsızlık mı veriyor yoksa kendini o karakterde “hapsolmuş” hisseder misin? Hayat verdiğin karakter içinde nasıl hareket edersin?
Kesinlikle bağımsızlık hissi bu. Deniz Can olarak yapmayacağım ya da yapamayacağım o kadar çok şeyi deneyimleme fırsatım oldu ki... Bu mesleğin en sevdiğim yanlarından bir tanesi de bu. Hayat verdiğim karaktere de bu şekilde özgürce yaklaşıyor ve onunla birlikte tıpkı gerçek hayatta yaşadığımız plansızlıkta hareket etmeye çalışıyorum.
Mühendislik kafası oyunculukta, karakter çözümlemede sana nasıl faydalar sağlıyor?
Analitik düşünme yeteneğinin oyunculuğa çok faydası olduğu söyleniyor. Ama bu benim zaten evrildiğim ve bildiğim yol. Bunu bilinçli yapmadığım için faydalarını anlamak benim için zor. Rasyonel düşünmek ve hayatın dinamiklerine somut alanlardan bakmak, karakter çözümlemede sonucu gerçekçi kılıyor olabilir.
DasDas’ta sahneye konan Romeo ve Juliet’te Romeo’ya hayat verdin. Tiyatro, dizi oyunculuğundan farklı olarak sana neler hissettiriyor ve seni nasıl dönüştürüyor?
Tiyatro daha önceleri hayalini bile kuramadığım bir alandı benim için. Teklifi, benim için aşılması güç ve hangi zorluklarla karşılaşacağımı bilmediğim bir serüven vaat ettiği için kabul ettim. Kült bir eserle işe başlamak zorlukları büyütse de sonunda istediğimi aldım. Benzersiz bir deneyim ve oyunculuğa dair değişen, dönüşen bir bakış açısına sahip oldum.

Aşk hayatında nasıl bir “Romeo”sun peki?
Romeo benim gibi uçarı, haylaz bir çocuk, kalbinde yoğun duygular ve büyük heyecanlar yaşıyor. Ya da ben Romeo’yu kendime benzetmiş olabilirim. Âşık hallerimiz birbirine benzedi diyebilirim.
Yakın gelecekte tiyatro projeleri var mı?
Şu anki takvim yoğunluğum buna izin vermiyor. Ama gelecekte mutlaka tekrar sahne deneyimi yaşamak isterim.
İlk oyunculuk tecrübeni yaşadığın “Tatlı Küçük Yalancılar”dan bu yana Deniz Can Aktaş nasıl gelişti, dönüştü ve neler öğrendi?
O günden bugüne birçok karakterin duygularını anlamaya, hissetmeye çalıştım. Hepsinden öğrendiklerim bugünki beni inşa etti.
Tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağın, sana ilham veren sinema filmleri var mı?
İlhamı gerçek hayattaki gözlemlerimden almaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki kamera arkasında tanık olunan her şey, her oyuncu için o an yaşanan, bir daha tekrarlanması mümkün olmayan benzersiz zamanlara tekabül ediyor. Benim için de bu anlar çok kıymetli ve onları izleyip orada bırakmaya tercih ediyorum. Tekrar tekrar açıp izlediğim bir film bu sebeple yok.
Mutluluk ne çağrıştırıyor sana? Şu sıralar mutlu musun?
Mutluluk bir hal; esas olan, devamlılık kazanabilmesi. Sürdürülebilir mutluluğa eşyadan bağımsız olarak iç huzurla ulaşılabileceğini düşünüyorum. Bazen az, bazen de çok fazla mutluyum, ama ortalaması beni aktif, dengede ve üretken kılıyor.
Sakin bir mizaca sahip olduğun söyleniyor… Sen kendini nasıl anlatırdın seni tanımayanlara?
Evet böyle söylüyorlar. Dururum, dinlerim, sabrederim. Zamanın kıymetli olduğunu düşündüğüm için her dakikasını iyi yaşamaya çalışırım. Tüm bu özelliklerim o sakin mizacı yaratıyor sanırım.
Pozitif enerjini neye borçlusun?
Pozitif enerji tek taraflı sahip olunabilecek bir şey değil. Sadece benim değil çevremdeki insanların da bu enerjiyi hissetmesi gerekir. Tek taraflı olan bence samimiyetsiz bir polyannacılık oyununa benzerdi. İyiliğin iyilikle karşılık bulduğunu düşünüyorum. Güleryüz ve samimiyet de herkeste benzer etki yaratıyor. Dolayısıyla yaydığım pozitif enerjinin sadece benden kaynaklanmadığını, etrafımdaki insanlarla birlikte oluşturduğumuz bir hal olduğunu söyleyebilirim. Bu tavrımın sonucunun herkes için anlamlı olması çok kıymetli.
Hayatta kendini nasıl geliştirir, nelerden ilham alırsın?
Hayatı anlamlandırarak, gördüklerimin ve yaşadıklarımın üzerine düşünerek, yalnız kalarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Dolayısıyla ilham kaynaklarım sınırı yok. Bazen doğa, bazen yeni tanıştığım insanlar, bazen de basit bir kitap sözcüğü kapı açar bana...
Tatlı, kibar, “her annenin kızını evlendirmek isteyeceği” bir enerjin var. Arızaların, çılgınlıkların yok mu?
Bu soruya çok güldüm. Beni bir de yeni bir karaktere hazırlandığımda görün. Arızalarım tabii ki var, çılgınlıklarım da... Sadece bunları bilen insan sayısı az. Ama özellikle çılgınlık noktasında, o şeyi yaparken hiç çılgınlık yapıyormuşum gibi hissetmiyorum, bilmiyorum siz de mi böyle yaşıyorsunuz çılgınlıklarınızı…
Bir şeyin çılgınlık olduğunu düşünürsem yapmamaya çalışırım, yapıyorsam da bunu düşünmemeye çalışırım.
Başarıyı nasıl anlatırsın?
Bu kadim bir soru... Yaşayan bir insanın başarıya ulaşması mümkün ama bu histe kalması imkansız bana kalırsa. Ulaştığın an biten, tükenen bir duygu başarı hissi. Kaygan ve sürekli kıpırdanan bir balık gibi. Çok sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan kaçar. Ama günün sonunda yitirilir. Bu yüzden mutlu olduğum her anı başarıyla özdeşleştiriyorum.
Karşına çıkan zorluklarla nasıl savaşırsın?
Her zorluğun bir gün biteceğini düşünerek. Kaldıramayacağım bir zorluğun başıma geleceğini düşünmüyorum. Yaşanıyorsa bir sonu ve anlamı vardır ve mutlaka sonlanacaktır. Kendini telkin etme noktasında kesinlikle iyi olduğumu söyleyebilirim.
Dijital dünya ve sosyal medya görünürlüğü ile ilgili düşüncelerin nasıl? Sosyal medyayı nasıl kullanıyorsun?
Dijital dünya derya deniz. Varlığını kabul edip işime yarayacak kadarını kullanıp, çok da teslim olmadan kendimi ona adapte ettim. Kişisel tercihim fazla görünür olmamak. Zaten mesleğim gereği yeterince görünür haldeyim.
Sahip olduğun şöhreti nasıl yönetiyorsun?
Kendim olmaya çalışarak yönetiyorum. Özümden şaşmadan, şöhretin beni yönetmesine izin vermeden onu yaşadığımda, şöhret benim şöhretim oluyor. Bunu da en yaşanabilir şöhret olarak görüyorum.
Hayallerin arasında neler var?
Hayallerim her daim dengede kalarak sağlıklı ve huzurlu bir hayat yaşamak üzerine… Bunu mümkün kılan her diziyi, filmi, ödülü, macerayı ve seyahati hayal etmeye devam ediyorum.