
Öncelikle kendinizi ve Jolly Joker’deki görevinizi anlatır mısınız?
Kariyerime kariyer.net’in pazarlama ekibinde başladım. Ardından Anadolu Efes’te iletişim yöneticisi ve dijital pazarlama müdürü olarak görev aldım. Sonrasında içerik ve dijital iletişim alanlarında faaliyet gösteren ajanslarda kurucu ortaklık yaptım, 2024 yılında ise Param’da Pazarlama Koordinasyon Direktörü olarak çalıştım. Ağustos 2024’ten bu yana da Jolly Joker, JJ Pub, JJ Arena, JoJo ve Pulse markalarını bünyesinde bulunduran JJ Entertainment’ta Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev yapıyorum.
JJ Entertainment çatısı altındaki markalarımızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Önceliğim, her markanın kendine özgü kimliğini güçlendirmek, hedef kitlesiyle kurduğu bağı derinleştirmek ve bu bağı dinleyici deneyiminin her aşamasına taşımak.
Bu çalışmaların arkasında farklı uzmanlıkları bir araya getiren bir ekip var. Marka pazarlama, dijital pazarlama, performans pazarlama, içerik ve topluluk yönetimi alanlarında çalışan ekibimle, markalarımızın ne söylediği kadar bunu nerede, nasıl ve hangi deneyimle söylediğine odaklanıyoruz. Benim rolüm de ortak bir yön belirlemek, ekip arkadaşlarımın fikir üretebildiği ve sorumluluk alabildiği bir çalışma ortamı oluşturmak. Güçlü bir marka iletişiminin, birbirini anlayan ve birlikte üreten bir ekipten çıktığına inanıyorum.
Canlı müzikte insanlar yalnızca bir konsere gelmiyor; bir duyguya ortak oluyor, arkadaşlarıyla bir anı biriktiriyor, bazen de kendilerini ait hissettikleri bir alan buluyor. Pazarlamayı bu deneyimin öncesini, kendisini ve sonrasını birlikte düşünerek ele alıyoruz. Jolly Joker’in 20 yılda oluşturduğu güveni korurken yeni kuşaklarla da anlamlı bir ilişki kurabilmek benim için çok değerli. Başarıyı da insanların bizi yeniden tercih etmesinde, çevresine önermesinde ve hayatlarında bize bir yer açmasında görüyorum.
Jolly Joker gibi büyük ölçekli bir eğlence markasının satış ve pazarlama operasyonu nasıl yönetiliyor? Yıl boyunca tüketicinin ilgisini canlı tutmak için nasıl bir pazarlama stratejisi izliyorsunuz?
Jolly Joker ölçeğinde bir markayı yönetirken iki şeyi birlikte düşünmeniz gerekiyor: Markanın bütününde tutarlı bir deneyim sunmak ve her şehrin, mekanın, sanatçının kendi dinamiklerini gözetmek. Bu nedenle yıl boyunca devam eden bir marka iletişimini, her etkinlik için özel olarak hazırladığımız pazarlama planlarıyla birlikte yürütüyoruz. Ekibimizle ortak bir strateji etrafında çalışırken yerel ekiplerden gelen gözlemleri de kararlarımıza dahil ediyoruz.
Her etkinliğin dinleyicisiyle buluşma biçimi farklı. Sanatçının kitlesi, şehrin eğlence alışkanlıkları, geçmiş etkinliklerden edindiğimiz veriler ve takvim, iletişimin zamanlamasını ve dilini belirliyor. Dijital reklam, sosyal medya, içerik, outdoor iletişim çalışmaları, PR ve işbirliklerini bu çerçevede planlıyoruz. Veriler bize hangi iletişimin hangi dönemde karşılık bulduğunu gösterirken dinleyicilerden ve mekanlardan gelen geri bildirimler de deneyimin kendisini geliştirmemize yardımcı oluyor.
Yıl boyunca ilgiyi canlı tutmak için iletişimi yalnızca konser duyurularından ibaret bırakmamak gerekiyor. Konser öncesi ve sonrası paylaşılan anılar da içeriklerimizin bir parçası. Dinleyiciye sürekli “bir sonraki konserimiz bu” demek yerine, müzik ve eğlence dünyasının içinde takip etmekten keyif alacağı bir iletişim sunmaya çalışıyoruz ve ben de o anların ortağı olmalıyım dedirtmek istiyoruz. Programın farklı müzik türlerine ve kuşaklara hitap eden çeşitliliği de bu ilişkiyi besliyor.
Elbette bilet satışlarını ve kampanya performansını çok yakından takip ediyoruz. Ancak pazarlama açısından daha uzun vadeli sorumuz şu: İnsanlar Jolly Joker’i neden tercih ediyor ve yeniden gelmek için nasıl bir neden buluyor? Amacımız, belirli bir sanatçı için bizi ziyaret eden dinleyicinin, zaman içinde Jolly Joker’in programına ve sunduğu deneyime de güvenmesi. Sürdürülebilir büyümenin bu güven ve bağlılıkla oluştuğuna inanıyorum.

Her konserin farklı bir kitlesi var. Pazarlama stratejilerinizi bu farklılıklara göre nasıl şekillendiriyorsunuz? Farklı şehirlerdeki dinleyicilerin beklentilerine göre iletişiminizi nasıl uyarlıyorsunuz?
Aynı sanatçının farklı şehirlerdeki konserleri bile farklı bir pazarlama yaklaşımı gerektirebiliyor. Bu nedenle önce dinleyiciyi anlamaya çalışıyoruz: Sanatçıyla nasıl bir bağ kuruyor, hangi mecraları takip ediyor, konser kararını ne zaman ve kimlerle birlikte veriyor? Konser biletlerini kim alıyor? Yaş ve müzik türü gibi temel bilgilerin yanında bu soruların yanıtları da iletişimimizi şekillendiriyor.
Bazı konserlerde sanatçının hikayesi ve şarkılarının yarattığı duygusal bağ öne çıkarken bazılarında birlikte eğlenme, arkadaşlarla buluşma veya yeni bir müziği keşfetme motivasyonu daha belirleyici olabiliyor. Biz de içeriğin dilini, görsel yaklaşımını, kullanacağımız kanalları ve iletişimin zamanlamasını buna göre planlıyoruz. Ekibimizdeki farklı uzmanlıkların katkısıyla, her etkinliğin kendine özgü tarafını dinleyiciye taşıyacak bir anlatı kurmaya çalışıyoruz.
Bütün bu farklılıkların arkasında ortak bir Jolly Joker kimliği var. İletişimimiz bulunduğumuz şehre ve hitap ettiğimiz kitleye uyum sağlarken markanın samimiyetini, enerjisini ve güven duygusunu korumalı. Dinleyicinin hem “bu konser bana hitap ediyor” hem de “Jolly Joker’de iyi bir deneyim yaşayacağımı biliyorum” demesini önemsiyoruz.
İnsanlar artık yalnızca bir konser bileti değil, bir deneyim satın alıyor. Jolly Joker bu deneyimi nasıl tasarlıyor?
Konserin merkezinde elbette sanatçı ve müzik var. Ama bir geceyi hatırlanır kılan, sahnede yaşananlarla birlikte misafirin o gece boyunca nasıl hissettiği. Arkadaşlarıyla rahatça buluşabilmesi, mekana girişinden aldığı hizmete kadar kendini iyi hissetmesi ve müziğin içine girebilmesi… Deneyimi tasarlarken bütün bu ayrıntıları birlikte düşünmek gerekiyor.
Bizim için bu süreç, dinleyicinin konserle ilk karşılaştığı anda başlıyor. Bilet alırken ihtiyaç duyduğu bilgiye kolayca ulaşması, karşılamanın ve hizmetin özenli olması, sesin, ışığın ve atmosferin performansı desteklemesi aynı deneyimin parçaları. Pazarlama ekibi olarak da etkinlik ve operasyon ekiplerimizle temas halinde çalışarak dinleyiciden gelen geri bildirimleri bu sürece taşıyoruz.
JJ Entertainment çatısı altındaki farklı markalarımız, misafirlerin farklı buluşma ve eğlenme biçimlerine karşılık veriyor. Jolly Joker’de sanatçıyla dinleyici arasındaki yakınlık ve canlı performansın enerjisi öne çıkarken, JJ Arena daha büyük prodüksiyonlara ve alternatif müzik türlerine alan açıyor. JJ Arena Garden açık havada müzik, yeme içme ve sosyalleşmeyi buluşturuyor; JJ Pub ise bu buluşmayı gündelik hayatın daha doğal bir parçası haline getiriyor. Her birinin atmosferi farklı olsa da ortak hedefimiz, insanların birlikte geçirdikleri zamandan keyif alması.
Dijital pazarlama ve sosyal medya, konser satışlarında nasıl bir rol oynuyor?
Dijital pazarlama ve sosyal medya, konserin keşfedilmesinden bilet alma kararına kadar çok önemli bir rol oynuyor. İnsanlar bazen takip ettikleri bir sanatçının paylaşımıyla, bazen bir arkadaşlarının konser videosuyla, bazen de karşılarına çıkan bir reklamla harekete geçiyor. Bizim görevimiz, bu farklı temasları dinleyici açısından anlamlı ve kolay bir yolculuğa dönüştürmek.
Canlı müziğin dijital iletişimde çok güçlü bir avantajı var: Sesi, duygusu ve atmosferi olan bir deneyimden söz ediyoruz. Bazen seyircinin hep bir ağızdan söylediği bir şarkının birkaç saniyesi, uzun bir tanıtım metninden daha etkili olabiliyor. Bu nedenle konser duyurularının yanında sahnenin enerjisini, sanatçıyla dinleyici arasındaki bağı ve insanların o geceden kendi gözleriyle aktardığı anları da iletişimimize taşıyoruz. Sanatçılarla yaptığımız ortak paylaşımlar da etkinliği onların dünyasına ve dinleyicileriyle kurdukları ilişkiye uygun biçimde anlatmamızı sağlıyor.
Sosyal medyada oluşan merakın, kolay ve anlaşılır bir bilet alma süreciyle devam etmesi gerekiyor. Dijital pazarlamanın başarısını da bu bütünlükte görüyorum: İnsanların karşısına çıkmak, ilgilerini katılıma dönüştürmek ve yaşadıkları deneyimden sonra onlarla iletişimi sürdürebilmek.

Jolly Joker’i rekabette farklılaştıran temel pazarlama yaklaşımı nedir?
Bence bizi farklılaştıran, sanatçıya duyulan ilginin yanında Jolly Joker’in kendisine yönelik bir tercih de oluşturabilmemiz. İnsanların programımıza bakıp “Burada bana göre bir şey bulurum” ya da henüz canlı izlemediği bir sanatçı için “Jolly Joker’deyse izlerim” demesini önemsiyoruz. Konser aramak için Jolly Joker web sitesi ya da sosyal medya hesaplarına bakıyor olmaları çok önemli. 20 yılda oluşan marka güveni, dinleyiciyle böyle bir ilişki kurmamız için güçlü bir temel sağlıyor.
Türkiye’nin farklı şehirlerinde bulunmak da bize dinleyiciyi yakından tanıma imkanı veriyor. Yerel ekiplerimizin birikimini, pazarlama ekibimizin uzmanlığı ve ortak marka stratejimizle buluşturuyoruz. Böylece bulunduğumuz şehrin hayatına katılan, dinleyicisinin alışkanlıklarını bilen bir marka olabiliyoruz.
JJ Entertainment çatısı altındaki farklı markalarımız da bu ilişkiyi geliştiriyor. Bir dinleyiciyle Jolly Joker konserinde, bir başkasıyla JJ Pub’da, daha büyük bir buluşmada JJ Arena’da veya dijitalde JoJo üzerinden temas kurabiliyoruz. Buradaki pazarlama fırsatı, her markanın kendine özgü kimliğini korurken insanların farklı anlarına eşlik edebilmek.

Jolly Joker’in şehir kültürü ve sosyal yaşam içindeki rolünü nasıl tanımlıyorsunuz?
Bir şehrin kültürü, insanların nerelerde buluştuğuyla, birlikte neler yaptığıyla ve hangi anıları paylaştığıyla da şekilleniyor. Jolly Joker’i bu hayatın bir parçası olarak görüyoruz. Arkadaşlarla haftalar öncesinden yapılan bir planın, iş çıkışı heyecanla beklenen bir akşamın ya da yıllar sonra hatırlanan bir konserin adresi olabiliyoruz. Zaman içinde bir mekanla kurulan bağ da böyle oluşuyor.
Farklı şehirlerde düzenli bir konser programı sunmanın bu açıdan değerli olduğunu düşünüyorum. İnsanların sevdikleri sanatçıları yaşadıkları şehirde izleyebilmesi, canlı müziği hayatlarına daha sık dahil edebilmesini sağlıyor. Konser, özel bir seyahat gerektiren bir etkinlik olmaktan çıkıp şehrin sosyal takviminin bir parçası haline gelebiliyor. Sanatçılar açısından da farklı şehirlerdeki dinleyicileriyle sürekliliği olan bir ilişki kurma imkanı doğuyor.
Pazarlama açısından bizim için en kıymetli göstergelerden biri, markanın insanların kendi hikayelerinde yer bulması. “Orada tanışmıştık”, “O konseri birlikte izlemiştik” ya da “Her yıl mutlaka gideriz” gibi cümleler, bu bağın ne anlama geldiğini çok iyi anlatıyor.
Önümüzdeki beş yılda eğlence ve canlı müzik pazarlamasını hangi trendler şekillendirecek?
Önümüzdeki beş yılda en belirleyici konunun insanların zamanını ve ilgisini kazanmak olacağını düşünüyorum. Eğlence seçenekleri çoğalırken insanlar bir akşama ayırdıkları bütçenin ve zamanın karşılığında ne yaşayacaklarını daha fazla sorgulayacak. Pazarlamanın görevi de o etkinliğin neden gitmeye değer olduğunu daha yaratıcı, samimi ve ikna edici biçimde anlatmak olacak.
Kişiselleştirme bu noktada önem kazanacak. Dinleyiciyi yalnızca yaşı veya yaşadığı şehir üzerinden tanımlamak yeterli olmayacak; müzik zevkini, keşfetme isteğini ve katılım alışkanlıklarını anlamak gerekecek. Veriyi, yapay zekayı ve sadakat programlarını doğru kullanan markalar, insanlara kendileri için anlamlı öneriler ve faydalar sunabilecek.
Bir diğer güçlü eğilimin topluluklar olacağına inanıyorum. İnsanlar sevdikleri sanatçının, bir müzik türünün veya kendilerini yakın hissettikleri bir mekanın etrafında bağ kuruyor. Dinleyicilerin kendi paylaşımları, arkadaş tavsiyeleri ve sanatçılarla kurulan doğal işbirlikleri daha fazla önem kazanacak.
Önümüzdeki dönemde Jolly Joker’in satış ve pazarlama alanındaki öncelikleri neler olacak?
Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, teknolojiyi tüm iş süreçlerimizde daha yoğun kullanarak dinleyici deneyimini geliştirmek. Etkinlik keşfinden bilet satın almaya, mekânda sipariş vermekten ziyaret sonrasında iletişimi sürdürmeye kadar her aşamayı daha kolay, hızlı ve birbiriyle bağlantılı hale getirmeyi hedefliyoruz.
Yenilenen mobil uygulamamız ve sadakat programımız bu yaklaşımın merkezinde yer alıyor. Dinleyicilerimizin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ve kendilerine sunulan avantajlara kolayca ulaşabildiği, bizi yeniden tercih etmelerinin karşılığını hissettiği bir yapı oluşturmak istiyoruz. Masadan kolay sipariş gibi hizmetlerle de konser sırasında işlemlere ayrılan zamanı azaltıp insanların müziğe ve birlikte geçirdikleri ana odaklanmasını sağlıyoruz.
Bu dönüşümün işletme tarafı da aynı derecede önemli. Veriyi daha etkin kullanarak dinleyici beklentilerini daha iyi anlamayı, pazarlama çalışmalarımızı kişiselleştirmeyi ve operasyonel süreçlerimizi daha verimli yönetmeyi amaçlıyoruz. Teknoloji yatırımlarımızı da sağladıkları somut fayda üzerinden değerlendiriyoruz: Dinleyici için daha keyifli ve zahmetsiz bir deneyim, bizim için daha güçlü ve sürdürülebilir bir ilişki.