GCDS’nin Yaratıcı Gücü: Giuliano Calza İle Yeni Bir Moda Hikayesi Fotoğraf: Antonio De Masi, İllüstrasyon: Ece Tugay
Röportaj

GCDS’nin Yaratıcı Gücü: Giuliano Calza İle Yeni Bir Moda Hikayesi

Moda dünyasının hız, taklit ve kopyalama kültürü altında sıkıştığı bir dönemde, Giuliano Calza özgünlüğü merkeze alan, enerjik ve sezgisel bir yaratıcı yetenek olarak öne çıkıyor. Kendi topluluğunu kendisi yaratarak markasını büyüten Giuliano, GCDS’yi pop kültürünün oyuncu diliyle zanaatkârlığın hassasiyetini bir araya getiren bir evrene dönüştürüyor. Bugün moda devlerinin dışında kalan genç ve özgün isimler için hem bir yol gösterici hem de bir ilham kaynağı. Giuliano ile modanın geleceğini şekillendiren yeni değerleri ve yaratıcılığın hâlâ neden en güçlü direnç alanı olduğunu konuştuk.

Bir süredir yaptığın işleri yakından takip ediyorum. Özellikle yakın zamanda paylaştığın bir Instagram postundaki sektörel eleştiri dikkat çekiciydi. Yaratıcılık söz konusu olduğunda moda sektörünün bugün nasıl bir çıkmazda olduğunu düşünüyorsun?

Bence moda, yenilik ve yaratma anlamında bir krizle karşı karşıya. İnsanların giyinmeye ve hazırlanıp dışarı çıkmaya ilgisi giderek azalıyor. Türkiye’de bu durumun farklı olduğunu düşünüyorum; bu yüzden Türkiye’yi seviyorum. İnsanlar giyinmeyi ve süslenmeyi seviyor. Ajda Pekkan’ın 80 yaşında, büyük bir emekle hazırlanıp sahneye çıkması beni çok heyecanlandırıyor. Bu tür görünümler beni mutlu ediyor. Şu anda hızlı moda anlayışıyla “aynı ürünü daha ucuza alabilirsin” fikri arasında bir savaş var ve bu, yaratıcılığa saygının azalmasına yol açıyor. Benim için asıl zorluk, daha önce hiç görülmemiş bir şeyi yaratırken bunu makul fiyat aralığında sunabilmek ve bunun benim imzam haline gelmesini sağlamak. Herkesin yaptığı beyaz tişörtleri tasarlayan biri olmak istemiyorum. Özgün kalmak ve kitlemle gerçek bir rezonans kurmak istiyorum.

Paylaştığım post da tam olarak bunu anlatıyordu. Ofiste genç bir ekip olarak “Aynı ayakkabıyı daha ucuza alabiliyorsan neden daha fazlasını ödeyesin?” diye tartışıyorduk. Ama sahte bir Picasso alabilirsin; bu hâlâ aynı şey değildir. Sanata ve zanaatkârlığa saygı göstermek gerekir. Ben hayatım boyunca İtalya’daki fabrikalarla çalıştım ve birçoğunun kapandığını gördüm. Yaratıcıya ve zanaatkâra saygı duyulmaması beni çok üzüyor. En büyük meydan okuma, yaratmayı bırakmamak. Moda, eğlenceli olmasının ötesinde bir sanat ve ilham alanı olmalı.

Moda bazen sosyal medya, dergiler, PR ajansları ve büyük gruplar arasında kapalı bir sistem gibi görünüyor. Sokak ve sıradan insanlar bunun neresinde?

Moda herkese aittir. Ben bu işe başladığımda bağımsız bir tasarımcıydım ve çevrimiçi satış yapıyordum. Markam başından beri insanlara aitti. Sokakta biri beni durdurup “Kıyafetlerini seviyorum” dediğinde, bu benim için gerçek başarıdır. Moda eskiden daha kapalıydı ama bugün markalar demokratikleşiyor. Fiyatları erişilebilir tutmaya çalışıyorum. Hedef kitlem 20–35 yaş arası gençler. Elbette bazı ürünleri İtalya’da üretmek pahalı ama gelecekte daha ulaşılabilir hale getirmeyi hedefliyorum.

Kampanyalarda moda dünyasından olmayan insanlarla çalışmayı özellikle tercih ediyoruz. Amacımız, moda hayali kuran gençlere bu hayalin mümkün olduğunu göstermek.

Kıyafetleri giyilmek için mi yoksa deneyimlenmek için mi tasarlıyorsun?

Ben bir tasarımcı olmak için değil, yaratıcı olmak için doğdum. GCDS’yi yetişkinler için bir hikâye olarak görüyorum; mutlu olmak için satın alınan şeyler bütünü. Moda benim için hayatın hafif, özgür tarafını temsil ediyor. Onu olduğundan daha ciddi hale getirmek istemiyorum.

Siyaset bilimi ve pazarlama eğitimin var. Bunu modaya nasıl entegre ettin?

Ailem başta tasarım okumamı istemiyordu. Annem psikolog, babam mühendis. Annem bana “Para için değil, kendin için çalış” dedi. Babam ise Çin’in gelecekte önemli bir üretim ve pazar gücü olacağını söylemişti. Bu yüzden Çince öğrendim. Farklı kültürler her zaman ilgimi çekti. Bugün sinema, moda ve sanat yaşadığımız zamanın bir yansıması. Eskiden her şey minimaldi çünkü dünya depresifti. Bugün insanlar buna isyan ediyor ve yeni değerler arıyor.

Profesyonel hayata girmeden önce en büyük hayal kırıklığın neydi?

İlk işimde, Blumarine’de yaşadım. Çok çalıştım ama yaratıcılıkla gerçekten ilgilenmediklerini fark ettim. Bu beni Çin’e dönmeye itti. Kendime bir söz verdim: Tutkumun hayal kırıklığına dönüşmesine izin vermeyeceğim. O deneyim bugün olduğum kişiye katkı sağladı.

Sektörün geleceğinde nasıl bir rol üstlenmek istiyorsun?

Gerçek yaratıcılar için özgür alanların kalmasını istiyorum. Kültür çok önemli; birçok kapıyı açar. Bugün her şey görünürlük üzerine kurulu ama ben merakın ve kültürün belirleyici olması gerektiğine inanıyorum. Nefreti ve şiddeti reddediyorum; herkesin görüşüne saygı duyulmalı. Sinema, müzik, moda veya sanat fark etmez; bu değerlerle üretmeye devam edeceğim.

GCDS sokak ruhu ve yıkıcı tarzıyla biliniyor. Bu, lüks moda anlayışına nasıl meydan okuyor?

Markayı kurduğumda 25 yaşındaydım. Bir üniversite logosu gibi aidiyet yaratmak istedim. Başta sadece logo ve sokak giyimi vardı. Zamanla evrildim, sınırlarımı zorladım ama kendim olmaktan vazgeçmedim. Oyunbazlık, seksilik ve özgürlük hep kaldı. Yaşadığımız zamanı kutlamak gerektiğine inanıyorum.

Özgünlük senin için ne ifade ediyor?

Bazıları bana “Büyümelisin” dedi. Aynı insanlar marka başarılı olduğunda fikrini değiştirdi. Ben kendi kıvılcımımı korudum. Sadece sevdiğim şeyi yapmaya devam edeceğim.

Türk modaseverlere GCDS’yi nasıl anlatırsın?

Pop kültürün kalbinde, oyunbaz, seksi ve kapsayıcı. GCDS sadece kıyafet değil; bir deneyim. İnsanlar bu dünyanın parçası olmak istiyor. Kapsayıcılık, mümkün olduğunca çok insanı bu dünyaya davet etmek demek.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası