Çağın En Tartışmalı Ortaklığı: İnsan + Yapay Zekâ
Dergi Konuları

Çağın En Tartışmalı Ortaklığı: İnsan + Yapay Zekâ

Sınırları her daim genişleyen ve yapabildikleriyle insanı hayrete düşüren yapay zekâ, günümüz dünyasının en vazgeçilmez araçlarından birine dönüştü. Yapay zekâ ekosisteminin önde gelen isimleriyle bir araya gelip bu teknolojinin içeriğini, artı ve eksileriyle geleceğini konuştuk. Hepsi önümüzdeki yıllarda yapay zekânın insan hayatının doğal akışında baskın bir rol üstleneceğini söylese de kişinin fikri, seçimleri, sorumluluğu, gustosu ve duygularının biricikliğiyle yapay zekâdan her daim bir adım önde olacağını savunuyor. O zaman yaşasın yaratıcılık ve ilham diyor, onları daha da güçlendirmek için teknolojiden destek almaya devam ediyoruz.

Çağın En Tartışmalı Ortaklığı: İnsan + Yapay Zekâ

İlerleyen yıllarda herkesin kendi müziğini ve filmini yapabileceğini, orkestralara veya prodüksiyon imkanlarına sahip olmayan bağımsız müzisyenlerin yapay zeka sayesinde tek bir odadan milyar dolarlık prodüksiyonlarla yarışabileceğini anlatan Volkan Samet Altuntaş, “Sanatçılık, enstrüman çalma becerisinden ziyade vizyon, kürasyon ve estetik karar verici olmaya doğru evrilecek” diyor.

Yapay zekayı siz nasıl tanımlarsınız?

Zamanın sınırlarını aşarak insan yaratıcılığını katlayan, kolektif insan zekasını, kültürel hafızayı, bilimsel gelişmeleri ve sanatsal mirası geleceğe aktaran, sınırları belirsiz fütüristik bir arkadaş olarak tanımlayabilirim sanırım. Biraz da mistik tabii...

Yapay zeka temelli müzik üretimi ne demek? Nasıl anlatırsınız?

Dünyadaki tüm enstrümanların, tüm müzik türlerinin sizin istekleriniz ve hayalleriniz doğrultusunda sonsuz varyasyonlarla üretilerek, kişinin bir sanatçı veya müzisyen olmanın da ötesinde adeta bir küratörlük sürecinde yer aldığı, geçmişin ses dokularını ve sanatsal mirasını yapay zekanın gücüyle birleştirip, belki de normalde yan yana gelemeyecek janrları ve frekansları sentezleyerek yepyeni bir müzik dünyası inşa etmeye yapay zeka müziği diyebiliriz.

Anadolu müziğini bugünün teknolojisi ve yapay zekayla yeniden canlandırdınız. Sizce gelecekte yapay zeka müzik dünyasını nasıl değiştirecek ve dönüştürecek?

Çok değil en fazla bir yıl sonra geleneksel stüdyo tekelleri tamamen kırılacak. Büyük bütçeli orkestralara veya prodüksiyon imkanlarına sahip olmayan bağımsız müzisyenler, yapay zeka sayesinde tek bir odadan milyar dolarlık prodüksiyonlarla yarışabilecek. Sanatçılık, enstrüman çalma becerisinden ziyade “vizyon, kürasyon ve estetik karar verici” olmaya evrilecek. Daha da ilerleyen yıllarda muhtemelen hemen hemen herkes kendi müziğini, kendi filmini yapıyor olacak. Burada şöyle bir problem doğacak diye düşünüyorum: Herkes kendisi için üretebilecekse, başkalarını kim, neden dinleyecek?

Bundan 50 yıl sonra sizce yapay zeka nasıl bir teknolojiye dönüşecek?

Bundan 50 yıl sonra “yapay zeka” diye bir kavram kalmayacak, çünkü teknoloji ile biyoloji, araç ile özne arasındaki o son teknik sınır da tamamen eriyecek. Bugün ekranların arkasından bizimle konuşan, hayatımızı organize eden bu dışsal araçlar tamamen görünmez olacak. Bireysel zihinlerin ve cihazların sınırlarının eridiği bu yeni dünyada, kozmik ve kolektif bir boyutta pürüzsüzce gerçekliğe bürünecek. Artık arayüzlere, kodlara veya komutlara ihtiyacımız olmayacak, sadece “istemek” ve “arzulamak”, o arzunun doğrudan gerçekliğe dönüşmesi için yetecek. Yapay zeka dışarıda duran bir teknoloji olmaktan çıkıp, kozmosun ve insan bilincinin akışkan, görünmez bir uzantısı haline gelecek. Tıpkı Lucy’nin o son sahnesindeki gibi: “Ben her yerdeyim (I am everywhere)”.

Çağın En Tartışmalı Ortaklığı: İnsan + Yapay Zekâ

Yaklaşık 20 yıl mimarlık yaptıktan sonra üretken yapay zekayla bambaşka bir yaratım alanı keşfetmenin keyfini yaşadığını anlatan Deniz Türkeri, Aimai Studios’ta birçok önemli markanın reklam filmlerini, belgesellerini, sanatçıların müzik videolarını ve yaratıcı projeler ürettiklerini söylüyor.

“Beni en çok heyecanlandıran şey, hayal ettiğim dünyaları gerçeğe dönüştürmek. Bazen bir mekanda, bazen bir filmde, bazen de daha önce hiç var olmamış bir evrende...” diyor. 

Yapay zekayı siz nasıl tanımlarsınız? Tek cümleyle…

Hayal gücünün bugüne kadar kullandığı en güçlü araç.

Mimarlıkta yapay zekayı nasıl kullanıyorsunuz?

Mimarlık bana en önemli şeyi öğretti: İyi tasarım, iyi karar verebilmektir. Yapay zeka da bana o kararları daha fazla alternatif görerek alma imkanı veriyor. İlk fikirden sunuma kadar sürecin birçok noktasında kullanıyorum onu. Ama hiçbir zaman “benim yerime tasarlasın” diye değil. Bence yapay zekanın en büyük katkısı hız değil hayal kurarken önünüzdeki engelleri azaltması.

Türkiye’nin yapay zeka ile film üreten ilk şirketi Aimai Studios’un kurucususunuz. Bize biraz çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Aimai Studios’u kurarken tek hedefimiz yapay zeka kullanmak değildi. Bizi heyecanlandıran şey, bugüne kadar anlatılması zor olan hikayeleri artık anlatabiliyor olmaktı. Bugün reklam filmleri, müzik videoları, kısa filmler ve yaratıcı kampanyalar üretiyoruz. Tamamen yapay zeka ile üretebildiğimiz gibi birçok projeyi de hibrit olarak hazırlıyoruz ki bu oldukça keyif verici. Her projede de aynı soruyu soruyoruz: “Bunu daha önce görülmemiş bir şekilde nasıl anlatabiliriz?” Teknoloji sürekli değişiyor. Ama iyi fikir ve iyi hikaye hâlâ her şeyin merkezinde.

Şu an üzerinde çalıştığınız, yapay zekanın da dahil olduğu en yeni projeniz hangisi?

Şu an yeni tamamladığımız, Kenan Doğulu’nun DJ projesi Kenzi’nin, Teoman’ın “Güzel Bir Gün” şarkısına yaptığı remiksin klibi yayına girmek üzere. Onun heyecanını yaşıyoruz. Bunun dışında reklam projelerimiz de tüm hızıyla devam ediyor. Beni en çok heyecanlandıran şey artık yapay zekayla bir şey üretmek değil, izleyicinin teknolojiyi fark etmediği kadar doğal işler ortaya koyabilmek. Bence iyi teknoloji, kendini göstermeyen teknolojidir.

Zamanı yakalamak adına yapay zekadan kaçmanın mümkün olmadığını söyleyebilir miyiz? Bu durumda nasıl hareket etmeli?

Bence yapay zekadan korkmak da onu olduğundan fazla yüceltmek de aynı derecede yanlış. Bu, internet gibi, akıllı telefon gibi büyük bir dönüşüm. Hayatımızın bir parçası olacak. O yüzden mesele “Kullanmalı mıyız?” değil, “Nasıl kullanmalıyız?” sorusu.

Çağın En Tartışmalı Ortaklığı: İnsan + Yapay Zekâ

Yaratıcı endüstrilerde faaliyet gösteren şirketlerde görev yapan Sertaç Oğul yapay zekayı mesleği dahilinde düzenleme ve özetleme için kullandığını, akademik çalışmalar yapmak için Google Scholar’ın kendi yapay zekasından sıklıkla faydalandığını anlatıyor. Gelecekte her bir zerresi çiplerden oluşan form ve eşyaların etrafı saracağını, her nesnenin “akıllı” olacağını öngörüyor.

Yapay zekayı siz nasıl tanımlarsınız? Tek cümleyle kısaca…

İnsanlığın kültürel mirasını istatistik bilimiyle optimize eden bir teknoloji.

Sizce yapay zeka çağında cevaplamamız gereken en önemli hukuki soru nedir?

Sorumluluk. Yapay zekanın sorumlu bir şekilde kullanımını destekliyorum. Filozof Luciano Floridi geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir makalesinde, yapay zekayı kimin kullandığının değil, kullanıldıktan sonra ortaya çıkan metnin veya görselin sorumluluğunun alınıp alınmadığının önemini vurguluyordu. İşte tam da bu noktadan bahsediyorum.

Yapay zeka çağında hukuk hangi zorluklarla karşı karşıya?

Kendi uzmanlık alanım çerçevesinde değerlendirirsem, fikri mülkiyet hakları ve uzantılı olarak “deep fake”. Tabii en az bu iki konu kadar önemli kişisel veriler konusu da var. Yapay zeka bu konular sanki hiç yokmuşçasına hayatımıza girmeye çalışıyor. Aslında bunun nedeni de bir önceki basamakta, yani internetin platformlaşması kademesinde sorunlarımızı henüz çözemeden yapay zekanın yarattıklarıyla yüzleşmeye başlıyoruz.  Bu bazen sorunu görmemizi ve çözüm önerilerimizi çarpıtabiliyor. Temel sorunlar hâlâ bir önceki platformlaşan internet basamağında.

Yapay zekayı kullanırken hangi etik sorumlulukları göz önünde bulundurmalıyız?

Şeffaf olmak, üretilen içeriğin doğruluğunu kontrol etmek, kişisel verileri korumak ve başkalarının fikri mülkiyet haklarına saygı göstermek gerekiyor. Ayrıca yapay zekanın önyargı üretebileceğini unutmadan her çıktıyı eleştirel bir gözle değerlendirmeliyiz.

Bundan 50 yıl sonra sizce yapay zeka nasıl bir teknolojiye dönüşecek?

Bu soruya bir katman daha ekleyerek cevap vermek isterim. Yapay zeka, çip teknolojisine göbek bağı ile bağlı. Eğer çip üretiminde bir eşik aşılır, daha ucuza çok daha güçlü çipler üretebilmeyi başarırsak, küçük bir vidanın içinde dahi yapay zeka görebiliriz. Michio Kaku bir kitabında ileride her bir zerresi çiplerden oluşan formların ve nesnelerin var olacağını speküle ediyordu. Etrafımıza baktığımızda artık çok daha fazla nesnenin “akıllı’’ olduğunu görüyoruz. Bu değişim böyle devam ederse yapay zeka ile etrafımızdaki her nesnenin “akıllı’’ olacağını speküle edebilirim.

Çağın En Tartışmalı Ortaklığı: İnsan + Yapay Zekâ

Yapay zekanın, kişinin fikri, hikayesi ve özgün bakış açısıyla akıllıca harmanlandığında değer kazandığına inanan Ozan Sihay, “Önce insanın kendi zevki ve derdi olmalı. Yapay zeka ancak o zaman işe yarıyor. Yoksa herkesin ürettiğine benzeyen işler ortaya çıkar. Hatta her şey bu kadar kolay üretilebilir hale geldikçe, sahici olan ve hatta belki de kusurlu olan daha da kıymetli olur” diye anlatıyor. 

Yapay zekayı siz nasıl tanımlarsınız?

Benim için yapay zeka doğru ve etik kullanıldığında insanın hayal ettiği hemen hemen her şeyi çok daha hızlı denemesini ve daha cesur üretmesini sağlayan çok güçlü bir yardımcı.

Dijital üretimlerinizde yapay zekanın nasıl bir yeri var? Ondan nasıl faydalanıyorsunuz?

Ben yapay zekayı işin yerine koymuyorum. Daha çok fikir açmak, hızlı deneme yapmak ve kafamdaki görüntüyü daha erken aşamada görünür hale getirmek için kullanıyorum. Hem sinemacı hem de içerik üreticisi tarafımda bana ciddi hız kazandırıyor. Bir sahnenin atmosferini, bir videonun görsel dilini, bir kampanyanın tonunu ya da anlatmak istediğim fikrin farklı versiyonlarını çok daha hızlı test edebiliyorum.

OzWorks.ai’da da aslında bunun pratiğini yapıyoruz. Yapay zekayı sadece deneysel bir oyuncak gibi değil, gerçek üretim süreçlerinin içine giren bir araç gibi kullanıyoruz. Bugün global ve Türkiye’deki kurumsal markalar için yapay zeka destekli görsel ve video içerikler üretiyoruz. Bu da bana şunu gösteriyor: Yapay zeka sadece bazı işleri değiştirmiyor, aynı zamanda yeni iş alanları da yaratıyor. Biz de o yeni alanlardan birinin içindeyiz.

Görsel sanatlarda, kurguda, ses tasarlamada ve sinemada yapay zekayı nasıl kullanıyorsunuz?

Görsel tarafta ışık, renk, kadraj, mekan ve atmosfer referansları üretmek için kullanıyorum. Kurgu tarafında bazen alternatif akışlar, tempo ve anlatım yapısı üzerine fikir alıyorum ama son karar yine bende oluyor. Çünkü teknoloji fikir verebilir ama işi nereye götüreceğine insan karar veriyor. Sinemada yapay zeka sayesinde daha çekilmemiş bir dünyanın hissini önceden görebiliyorsunuz. Bunu çok seviyorum.

Yapay zeka insanları tembelliğe mi itiyor yoksa günümüzde yaratıcılığı destekleyen bir güç mü? İkinci şıkka ulaşmak için ne yapmalı, nasıl hareket etmeli?

Bu tamamen nasıl kullandığınıza bağlı. Eğer “Benim yerime düşünsün” diye kullanırsanız tembelleştirir. Ama “Benim fikrimi genişletsin, bana yeni ihtimaller göstersin” diye kullanırsanız çok iyi bir yaratıcı partnere dönüşür.

Bence önce insanın kendi fikri, zevki ve derdi olmalı. Yapay zeka ancak o zaman işe yarıyor. Yoksa herkesin ürettiğine benzeyen işler çıkıyor. Ben hem kendi içeriklerimde hem de OzWorks’te şuna dikkat ediyorum: Önce fikir, sonra araç. Araç ne kadar güçlü olursa olsun yönü siz belirlemezseniz sonuç sıradan kalıyor. Yapay zeka çok fazla seçenek veriyor ama iyi olanı seçmek hâlâ insana kalıyor.

Yapay zeka çağında en değerli insan becerileri neler olacak?

İyi soru sormak, eleştirel düşünmek, zevk sahibi olmak ve karar verebilmek çok değerli olacak. Çünkü yapay zeka hızlı üretiyor ama neyin doğru, neyin sahici, neyin sıradan olduğuna insan karar veriyor.

Bir de hikaye anlatma becerisi daha da kıymetlenecek. Benim için bu hem sinemada hem sosyal medyada geçerli. İnsan bir şeyi sadece iyi göründüğü için izlemiyor; bir duyguya, bir fikre, bir meraka bağlandığı için izliyor.

Yapay zeka dünyasında sizi en çok heyecanlandıran gelişme nedir?

Beni en çok heyecanlandıran şey, fikirle sonuç arasındaki mesafenin kısalması. Eskiden bir fikri anlatmak için uzun uzun referans bulmak, moodboard hazırlamak, birçok şeyi tarif etmek gerekiyordu. Şimdi kafanızdaki dünyayı çok daha hızlı gösterebiliyorsunuz.

Bu, özellikle bağımsız üreticiler, içerik üreticileri, küçük ekipler ve yeni nesil prodüksiyon şirketleri için büyük bir imkan. Büyük bütçesi olmayan insanların da güçlü görsel dünyalar kurabilmesi çok değerli.

Çağın En Tartışmalı Ortaklığı: İnsan + Yapay Zekâ

Yapay zekada doğru yaklaşımın kaçmak değil onu bilinçli ve sorumlu kullanmak olduğunu anlatan Serhan Yılmaz merakı korumanın ve temel bir yapay zeka okuryazarlığı geliştirmenin önemine değiniyor: “Ben yapay zekayı ‘iyi bir ilk taslak, güçlü bir ikinci göz ve hızlı bir senaryo ortağı’ olarak görüyorum. Ama son sözü söyleyen, yani bağlamı kuran, estetik kararı veren, etik muhakemeyi yapan hep insan olmalı.”

Görevinizi, sorumluluk ve hedeflerinizi nasıl anlatırsınız? Benim işim aslında bir tür “çeviri” işi: Veriyi ve yapay zekayı, şirketlerin gerçekten anladığı tek dile çevirip bir sonuca varmak... Bir veri bilimci için “Modelin doğruluk oranı yüzde 94” demek anlamlı bir cümle olsa da pazarlama ekibi için bu pek bir şey ifade etmeyebilir. Onlar için anlamlı olan “Bu model sayesinde doğru müşteriye ulaşma süremiz yarıya indi” cümlesi. Benim işim, bu iki dünyayı, yani teknik doğruluğu ve iş gerçeğini aynı cümlede buluşturmak.

Doğuş Teknoloji olarak bir yandan veri stratejisi, yönetişim, analitik ve üretken yapay zeka alanlarında teknoloji vizyonunu kuruyor, diğer yandan bu vizyonun pazarlamadan hukuka, operasyondan ürün geliştirmeye her ekibin günlük işine gerçekten dokunmasını sağlıyoruz. Yakın gelecekteki en önemli hedeflerimden biri, yapay zekayı “denenen bir teknoloji” olmaktan çıkarıp güvenilir bir iş ortağına dönüştürmek. 

Yapay zekayı siz nasıl tanımlarsınız? Tek cümleyle kısaca…

Yapay zeka insanlığın binlerce yıldır biriktirdiği bilgiyi bir anda danışılabilir hale getiren teknoloji.

Yapay zeka büyük şirketlerde nasıl kullanılıyor, karar verme süreçlerini nasıl etkiliyor? Ve bu süreç nasıl değişip dönüşecek gelecek yıllarda?

Büyük şirketlerde yapay zeka artık verimlilik aracı olmaktan çıktı, karar alma mimarisinin bir parçası haline geldi. Kararlar artık geçmişe bakarak değil, olası senaryolarla önceden modellenerek alınıyor.

Bu dönüşüm “karar destek”ten “karar zekası”na doğru zaten ilerliyor. Yapay zeka ajanları yalnızca öneri sunmuyor, belirli sınırlar içinde veriyi çekiyor ve analiz edip aksiyon başlatabiliyor. Her ne kadar Türkçedeki karşılığıyla “ajan” kelimesi bu devrimin özerk ve hedef odaklı doğasını tam yansıtmasa da sektörde bu sistemler böyle anılıyor. Net bir çizgi var ve bence hep kalacak: Ajanlara bıraktığımız şey hız ve ölçek, insanda kalan hesap verebilirlik. Bir yapay zeka istifa edemez, özür dileyemez, sorumluluk taşıyamaz, o yüzden son imza hep insanda kalacak.

Yapay zeka insanları tembelliğe mi itiyor yoksa günümüzde yaratıcılığı destekleyen bir güç mü? İkinci şıkka ulaşmak için ne yapmalı, nasıl hareket etmeli? Önerileriniz neler?

Ben yapay zekayı iyi bir “ilk taslak”, güçlü bir “ikinci göz” ve hızlı bir “senaryo ortağı” olarak görüyorum. Ama son sözü söyleyen, yani bağlamı kuran, estetik kararı veren, etik muhakemeyi yapan hep insan olmalı.

Çünkü bir çıktıyı üretmekle o çıktının sorumluluğunu almak aynı şey değil; ikincisi hiçbir zaman devredilemez. Doğru kullanımda yapay zeka insanın yerine düşünen değil, insanı daha çok düşünmeye zorlayan bir güç olmalı.

Yapay zeka dünyasında şu sıralar sizi en çok heyecanlandıran gelişme/gelişmeler nedir?

Beni şu sıralar en çok heyecanlandıran şey, yapay zekanın laboratuvarın içine girmesi. Yakında bilim insanları hipotez üretebilen, deney tasarlayabilen ve bazı kısımlarını yürütebilen bir yapay zeka araştırma asistanına sahip olacak.

Bu benim için asıl kırılma noktası, çünkü yapay zekayı hep “bildiğimiz bir şeyi hızlandıran” bir araç olarak gördük. Ama keşif, tanım gereği henüz bilmediğimiz bir şeye ulaşmak. Bir sistemin bu sürece ortak olması, yapay zekanın artık insanın henüz bilmediğine giden yolu da kısaltabildiğini gösteriyor. Bu yüzden önümüzdeki dönemde “keşif hızı” kurumsal dünyada da en kritik rekabet alanlarından biri olacak.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası