Yeni Centilmenliğin Modern Kodları Magliano
Dergi Konuları

Yeni Centilmenliğin Modern Kodları

Centilmenlik hiçbir zaman yalnızca takım elbiseden ibaret olmadı. Kıyafet, tavır, görgü ve kültürel birikim her daim birlikte ele alınıyordu. Bugün ise bu tanımı temsil eden görünümler artık tek bir kalıba sığmıyor. Klasik kesimler rahat parçalarla bir araya geliyor, farklı siluetler öne çıkıyor ve kültürel referanslar terziliğin içinde daha görünür biçimde yer buluyor.

Takım elbiseli erkek figürüyle temsil edilen centilmen, yıllar içinde modanın dinamizmi paralelinde, 1920’lerin klasik takımları, 80’lerin minimal kesimleri gibi farklı estetik yorumlardan beslendi. Ama duruşu, karakteri ve kimliğiyle her daim zamansızlığını korudu, asla eskimedi.

Başka bir deyişle centilmenliği tanımlayan klasik giyim kuralları her kuşakta günlük hayata ve toplumsal kurallara göre yeniden yorumlandı. 1920’lerde Oxford öğrencilerinin benimsediği geniş paçalı “Oxford bags” pantolonlar, gençlerin yerleşik kurallarla oynadığını gösteriyordu. 1960’ların Londra’sında ise Mod’lar (bir tür alt kültür) dar takım elbiseleri polo tişörtler, parkalar ve gündelik ayakkabılarla birlikte kullandı, terziliği müzik ve şehir hayatının parçası haline getirdi.

Bugünkü koleksiyonlarda da benzer bir özgürlük dikkat çekiyor: Takım elbise gündelik ve teknik parçalarla yan yana gelirken kesimler çeşitlilik kazanıyor ve farklı kültürel referanslar tasarıma yön veriyor. Yerleşik kodlar korunurken bunların nasıl kullanılacağına dair seçenekler çoğalıyor.

Kısaca centilmenlik sahip olduğu zamansız değerlerle geçmişten geleceğe erkek profilini şekillendirmeye devam ederken, modanın ona bahşettiği güncel estetik kodlarla da görünümü dönüştürüyor, modernleşirken kimliğine özgü zarafetinden ve şıklığından ödün vermiyor.

placeholder
placeholder

‍Soshiotsuki

Centilmenliğin her daim sahip olduğu ve asla eskimeyen nezaket, kültürel değerler, sükunet, sabır ve dürüstlük gibi özelliklerle de içinde yaşadığımız çağın hızına, genel yozlaşmaya ve modanın sürekli değişen ve aslında tekrar eden trendlerine karşı güçlü ve zamansız bir duruş sergilediğini, trendleri takip etmekten öte kendi çizgisini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bir farkındalık ve bakış açısıdır aslında yeni centilmenlik.

Öyle ki yeni centilmen, tavırları ve taşıdığı kıyafetler aracılığıyla insanlar üzerinde yarattığı ayrıcalıklı duyguyla da dikkat çeker. Temsilcisi olduğu moda anlayışı, seçtiği kıyafetler, stili, enerjisi, çevresiyle kurduğu derin bağlar ve bu doğrultuda hissettirdikleriyle lüksün artık duygusal bir alanda yürüdüğünü gösterir.

Yeni centilmenliğin Sonbahar/Kış 2026-27 modasında nasıl bir görünüme büründüğünü ve nasıl bir etki yarattığını hep birlikte izleyelim.

Gücün Siluetleri Değişiyor

Özellikle 1930’ların takımlarında ve 1980’lerin power suit’lerinde güçlü görünüm üst gövdede kuruluyordu. Geniş omuzlar ve dolgun göğüs, bedeni daha iri gösteriyor, dar tutulan bel bu etkiyi artırıyordu. Bugünkü koleksiyonlarda ise tek bir formül yok.

Japon ruhunu ve kimliğini klasik Batı terziliğiyle birleştiren Soshiotsuki’de büyük sivri yakalar ve bel hizasında biten dar hırkalar geniş pileli pantolonlarla bir araya geliyor. Üst beden daha toplu görünürken hacim pantolona taşınıyor. Marka, Japonya’nın 1980’lerdeki “salaryman” (Japonya’da beyaz yakalıların kıyafeti) giyiminden aldığı takım elbise kodlarının oranlarını değiştiriyor. Ceketler ve üstler kısalırken pantolonlar kalçadan itibaren genişliyor ve ayakkabının üzerine kadar uzanıyor. Böylece tanıdık parçalar daha genç ve kişisel bir görünüm kazanıyor.

Hed Mayner daha büyük formlarla çalışıyor. Ceketlerin kolları normal konumundan biraz daha geriye yerleştiriliyor. Bu kalıp omuzları yuvarlak, sırt kısmını daha hacimli gösteriyor. Tartan ve kazayağı gibi klasik desenler gümüş yüzeyler, pileli süet, payet ve suni kürkle birlikte kullanılıyor. Parçalar büyük olsa da kumaşın yumuşaklığı hareketi koruyor.

Auralee’de ise hacim daha hafif malzemelerle kuruluyor. Kaşmir kadifeden trençkotlar, ince deri ceketler, yarı saydam ipek gömlekler ve yumuşak yün pantolonlar bedene rahatça oturuyor. Soshiotsuki oranlarla, Hed Mayner büyük kalıplarla, Auralee ise kumaş seçimiyle etkili bir siluet yaratıyor.

placeholder
placeholder

‍Magliano

Takım Elbise Günlük Hayata Karışıyor

Takım elbise sadece iş, tören ve akşam daveti gibi belirli ortamlara indirgenmiyor artık. Triko, denim, parka ve spor ayakkabı aynı gardırobun içinde yer alıyor. Bu birliktelik klasik parçaların şıklığını korurken gün içinde belli bir kalıba uymadan kullanılmasını sağlıyor.

AMI’de bol kesimli takım pantolonları oversize denim, yarım fermuarlı polarlar ve kalın tabanlı sneaker ile yan yana geliyor. Gömlek ve kravatın siyah parka ve şortla kullanıldığı görünüm, resmi ve gündelik parçalar arasındaki sınırın ne kadar esnediğini açık biçimde gösteriyor.

Alexandre Mattiussi koleksiyonunu, gerçek Parislilerin günlük giyimi ve parçaların farklı biçimlerde bir araya getirilebilmesi üzerine kuruyor. Wooyoungmi’de ise kadife takımlar, ters çevrilebilir teknik parkalar, suni kürk bomber’lar ve naylon eşofmanlarla aynı hikayeye dahil ediliyor.

Kadifenin hem terzilikte hem sportif parçalarda kullanılması, farklı giyim alanları arasında bağ kuruyor. Böylece takım, dolabın geri kalanından ayrı tutulan bir kıyafet gibi görünmüyor. Dolayısıyla iyi kesim korunurken takım elbise günün farklı saatlerine, ortamlara ve kombinlere uyum sağlıyor.

Kültürel Kodlar Oyuna Dahil Oluyor

İyi giyinme bilgisi yalnızca kesim, kumaş ve kombin seçiminden oluşmuyor. Tasarımcıların kullandıkları kaynaklarla nasıl ilişki kurdukları, kimleri görünür hale getirdikleri ve podyumda kime alan açtıkları da bu portrenin parçası.

Wales Bonner’ın “Morning Raga” koleksiyonu bu yaklaşımın iyi örneklerinden biri. Grace Wales Bonner, Hint modernizmi ve mimar Balkrishna Doshi’nin yapılarından aldığı geometrik desenleri, kahverengi tonlarını, Madras ekoselerini ve jakar desenlerini terzilikle bir araya getiriyor. Koleksiyondaki kültürel referanslar yalnızca dekor olarak kullanılmıyor; renkleri, kumaşları ve parçaların yapısını da belirliyor.

Willy Chavarria’nın “Eterno” koleksiyonunda geniş omuzlu kruvaze takımlar, bol pantolonlar, bomber ceketler ve sportif parçalar aynı gardıropta buluşuyor. Takım elbise burada özen, duruş ve kendine güven gibi centilmenlikle ilişkilendirilen kodları taşımaya devam ediyor; Latin Amerika ve New York kültüründen gelen referanslarla daha geniş bir çevreye açılıyor. Farklı yaşlardan, bedenlerden ve geçmişlerden kişilerin bu görünümleri taşıması da centilmenliği tek bir sınıfa ya da tek tip bir görünüme bağlamayan yaklaşımı destekliyor.

placeholder
placeholder

‍Setchu

Rahat Kesimler, Özgüvenli Duruş

  • Centilmenliğin en temel kodlarından olan özgüven giyimde rahat kesimlerde vurgulanıyor. Bedene oturan parçalarla bol kesimler, transparan kumaşlarla daha kapalı görünümler aynı anlatı içinde yer alıyor. Sahip olduğu özgür hareket alanı ve kıyafetin içindeki rahatlığı yeni centilmenin davranışlarını ve duruşunu, çevresindekilerle olan ilişkisini de belirliyor. Taşıdığı kıyafetle uyum içinde olması ve bu doğrultuda bedeniyle barışık bir tavır sergilemesi yeni centilmeni daha özgüvenli ve kendinden emin yapıyor.
  • Louis-Gabriel Nouchi koleksiyonunda konfor temel ölçüt. Dar parçalar, bol dış giyim ve gündelik kesimler bir araya gelerek tek bir beden kalıbına bağlı olmayan bir gardırop oluşturuyor.
  • Magliano ise formal parçaları daha bol ve hareketli kesimlerle ele alıyor. Geniş takımlar, yakaları yüz hizasına kadar yükselen organze paltolar ve yakaya eklenen atkılar yürüyüş sırasında biçim kazanıyor. Klasik giyim içinde farklı cinsiyet ifadelerine ve kişisel yorumlara alan açıyor.
  • İki koleksiyon farklı yöntemler kullanıyor. LGN bedeni daha doğrudan gösteren kesimlere yönelirken Magliano bedenin çevresinde daha fazla alan bırakıyor. Ortak noktaları, kıyafetin kişiyi tek bir görüntüye zorlamaması ve kişinin kendi bedenine uygun seçimler yapabilmesi.
İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası