Akdeniz Usulü Uzun Yaşam Prof. Dr. Valter Longo'nun geliştirdiği The Longevity Diet uzun yaşamaktan öte yaşlılıkta sağlıklı, dinç ve hastalıksız kalmayı amaçlayan bilimsel bir beslenme programı.
Dergi Konuları

Akdeniz Usulü Uzun Yaşam

Beslenme, kaliteli hayat, yaşlılıkta sağlıklı ve dinç kalma üzerine yaptığı dikkat çekici çalışmalarıyla nam salan İtalyan asıllı Amerikalı bilim insanı Prof. Dr. Valter Longo'yla Akdeniz sofrasını, açlığı taklit eden diyetini ve uzun yaşamı vaat etse de vazgeçmek istemediğimiz küçük mutlulukları konuştuk.

Bu sohbeti heyecan verici ve samimi kılan, alanında bir öncü olmasından öte bizim gibi Akdeniz kültürüne sahip Prof. Dr. Valter Longo ile paylaştığımız ortak yemek kültürü. Türkiye'den bakınca anlattığı sofralar o kadar tanıdık ki... Zeytinyağından baklagillere ve çeşitli sebzelere yemekle kurduğumuz o güçlü bağın çok iyi farkında. Ama bu coğrafi tanışıklık, sağlıklı yaşamanın kurallarını zaten bildiğimiz anlamına geliyor mu?

İtalya'dan Amerika'ya uzanan hayatında beslenme alışkanlıklarının yarattığı farkları kendi ailesinde de gözlemleyen Longo'yla sohbetimiz bu konu etrafında şekillendi. Araya vazgeçemediği tatlılar ve gençliğindeki rock yıldızı olma hayali de girdi.

İtalya'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındığınızda, insanların beslenmeye ve sağlığa olan yaklaşımında sizi en çok ne şaşırttı? Ailenizle ilgili gözlemleriniz araştırmalarınızı nasıl şekillendirdi?

O zamanlar 16 yaşındaydım ve yiyeceklerin sağlığıma iyi ya da kötü gelebileceğini düşünmüyordum. Ancak Şikago'daki birinci derece kuzenlerimden birkaçında ileri evre diyabet geliştiğini gözlemliyordum. Sonunda ikisi diyalize girdi ve bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Bir başka kuzenim de kalp krizi geçirdi. Hepsi 50-55 yaşındaydı. Beslenme rutinlerinde kırmızı et, şekerli içecekler, tatlılar, yumurta, nişastalı yiyecekler, işlenmiş etler ve benzerleri çok fazla yer tutuyordu. Genetik olarak İtalya'daki akrabalarımla aynı kökenden geliyorlardı. Buna rağmen İtalya'daki kuzenlerimde bu hastalıklar bu kadar erken ortaya çıkmıyor ya da hiç yaşanmıyordu.

Zeytinyağı, baklagiller ve sebzeler zaten Türk mutfağının merkezinde. Ancak Akdenizli olmak mutlaka Akdeniz yaşam tarzını sürdürmek anlamına gelmiyor. Ne, nasıl değişti sizce?

Bugün İtalyanların yüzde 90'ından fazlası Akdeniz diyetine sıkı biçimde bağlı değil ve muhtemelen Türkiye'de de benzer bir sorun var. İtalya ve tahminimce Türkiye'de de insanlar tıpkı Şikago'daki akrabalarım gibi çok fazla et, hayvansal ürün ve tatlı tüketiyor.

"Uzun Yaşam Diyeti" adını verdiğim beslenme tarzında sadece zeytinyağı, baklagil ve sebze tüketmekten bahsetmiyorum. Bu program uzun ve sağlıklı yaşamı en iyi şekilde desteklemek için farklı bilimsel alanlardan ve dünyanın çeşitli bölgelerinden öğrendiklerimizi bir araya getiriyor.

Ayrıca Akdeniz yaşam tarzından söz ederken genellikle yalnızca beslenmeye odaklanıyoruz. Birlikte yemek yemek, sofraya zaman ayırmak ve gün içinde hareket etmek bu resmin neresinde?

Tüm ailenin hep birlikte sofranın etrafında toplanması harika bir ritüel. Ancak bunu yapamayan ya da yapmak istemeyen insanlara da uzun ve sağlıklı yaşayabilecekleri mesajını vermeliyiz. Egzersiz ideal bir beslenme düzeni kadar etkili olmasa da günde bir saat yürümek ve haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak çok önemli.

Geliştirdiğiniz açlık taklit eden diyet, diğer aralıklı oruç programlarından hangi özellikleriyle ayrışıyor? Kimler bunu uygulayabilir?

"Aralıklı oruç" tek başına pek bir şey ifade etmiyor. Çünkü kişi günde 14 saat ya da 18 saat, haftada bir ya da iki gün de aç kalabilir. Genel olarak, çok sık ve yanlış biçimde uygulandığında orucun faydadan çok zarar verdiğini düşünüyorum. Örneğin, her gün 14 saatten uzun süre aç kalmak, özellikle kahvaltı da atlanıyorsa, ölüm riskinde ciddi bir artışla ilişkilendiriliyor.

Açlığı taklit eden diyet ise çok farklı. 40'tan fazla klinik araştırmada test edildi ve yılda iki ila dört kez, beş gün uygulanmak üzere tasarlandı.

Diyet bu süre boyunca kişilerin günde sadece 700-1100 kalori içeren sağlıklı besinler tüketmesini öngörüyor. Bu, 20-70 yaş aralığı için uygun. Daha ileri yaştakiler veya hastalığı olanlar da deneyebilir ancak diyetin bu kişilere uygun olup olmadığını ve reçeteli ilaçlarla nasıl etkileşim göstereceğini anlamak için tıbbi gözetim şart.

Araştırmalarınızda biyolojik yaş göstergelerinde düşüşler bildirdiniz. Bunun daha uzun ve sağlıklı bir yaşama dönüştüğü sonucuna varmadan önce daha neleri öğrenmemiz gerekiyor?

Açlığı taklit eden diyet, insanlarda biyolojik yaş göstergelerini ve hastalıklara ilişkin pek çok risk faktörünü azaltıyor, farelerde ise yaşam süresini uzatıyor. Dolayısıyla tüm bu veriler ışığında, aynı sonucun insan hayatı için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz.

Yaşam süresinin ne kadarını genetik ne kadarını hayat stili belirliyor?

Neredeyse tamamını genetik belirliyor; bir farenin iki buçuk yıl, bir insanın ise 80 yıl yaşamasının nedeni bu. Ancak şu anda genetiğimiz konusunda yapabileceğimiz pek bir şey yok. Bu nedenle üzerinde çalışabileceğimiz alan yaşam tarzımız. Yaşam tarzı, yaşam süresinde büyük bir fark yaratabilir, hele bir de bu zaman dilimi sağlıklı geçirilmişse o zaman daha da büyük bir fark yaratabilir.

Kariyerini uzun yaşam araştırmalarına adamış biri olarak, sırf daha uzun ve sağlıklı yaşamak uğruna bile hangi yiyecekten vazgeçemezsiniz?

Panettone gibi bazı tatlı yiyecekleri çok seviyorum, tüketimini sınırlasam da tamamen bırakmıyorum. Ayrıca ara sıra kırmızı et de yiyorum, ancak çok az.

Bir zamanlar hayalini kurduğunuz gibi bir rock yıldızı olsaydınız, bir doktor olarak verdiğiniz uzun yaşam tavsiyeleri turne hayatının zorluğuna dayanabilir miydi?

Hayır. Muhtemelen 50 yaşına kadar uzun yaşam tavsiyeleri verenlerle dalga geçerdim. Sonra da “Kendime neden bu kadar zarar verdim, aklımdan ne geçiyordu?” diye düşünüp 100’e kadar yaşayabilmek için benim gibi birine danışırdım. Mick Jagger gibi pek çok müzisyenin orta yaşa geldikten sonra sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimsediğini görüyorum.

Hangisi daha zordu? Rock yıldızı olma hayalinden vazgeçmek mi yoksa insanları beslenme biçimlerini yeniden düşünmeye ikna etmek mi?

Kanser, diyabet, otoimmün hastalıklar ve benzerleriyle mücadelede ne kadar çok insana yardımcı olduğumuzu fark edene kadar rock yıldızı olma hayalinden vazgeçmek çok zordu. Bana ve ekibime bunun için her gün teşekkür ediyorlar. Ayrıca ilk kitabım 26 dile çevrilip 40 ülkeye ulaştığında ve kitabımı anlatmak üzere o ülkelere turneye çıktığımda, o rock yıldızlığı hayalinin artık yalnızca bir hayal olmadığını hissettim.

İnsanları beslenme biçimlerini değiştirmeye ikna etmek ise son derece zor. Bu yüzden Fondazione Valter Longo Vakfı kliniklerinde bu konuda çok fazla ısrarcı bir tavır benimsemiyoruz. Değişiklik yapmak ve Uzun Yaşam Diyeti'mizi uygulamak istemiyorlarsa, onlara mevcut beslenme düzenlerini sürdürmelerini ama üç ayda bir açlığı taklit eden diyeti uygulamalarını tavsiye ediyoruz.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası