Lanterns Finali Tipik Süper Kahraman Formülünü Nasıl Ters Yüz Etti? LANTERNS, John Stewart rolünde Aaron Pierre, 1. Sezon, ilk gösterim tarihi 16 Ağustos 2026. Fotoğraf: John P. Johnson / ©HBO / Courtesy Everett Collection. GQ US
Güncel

Lanterns Finali Tipik Süper Kahraman Formülünü Nasıl Ters Yüz Etti?

“Dirt and Stars” bölümünde dizi, Damon Lindelof’un onayını alacak türden bir dizi gizemi çözüme kavuşturdu. Bunların en büyüğü ise Hal Jordan’ı kimin öldürdüğü sorusuydu.

Bir zamanlar James Gunn’ın Superman filminin adının Superman: Legacy olması planlanıyordu. Sonra, şu ya da bu nedenle, bu isimden vazgeçildi. Adeta The Social Network’ten çıkma bir hamleyle stüdyo yöneticilerinin “Legacy’yi çıkarın. Daha temiz,” dediğini hayal edebilirsiniz. Oysa bu isim, özellikle pazar gecesi yayınlanan birinci sezon finali “Dirt and Stars”ın ardından, Lanterns için çok daha uygun olurdu.

Dizinin kapanış anlarına gelindiğinde Lanterns, Damon Lindelof’un onayını alacak türden bir dizi gizemi çözüme kavuşturmuştu. Bunların en büyüğü de Hal Jordan’ı kimin öldürdüğü sorusuydu. Sezon finali sonunda bu sorunun cevabını verdi. İkinci sezon için henüz resmi bir yenileme açıklaması yapılmadı ancak olağanüstü reytingler ve ikinci sezon için halihazırda çalışmaya başlamış bir senarist odası düşünüldüğünde bunun kaçınılmaz olduğu söylenebilir.

Kyle Chandler’ın canlandırdığı Hal, Noah’nın (Shea Pritchard) Sinestro’yu (Ulrich Thomsen) uzaydaki Azkaban’dan kaçırdığını ve onu, Manhunter’ın daha önce Antaan’ı (Paul Ben Victor) ve halkını öldürdüğü gezegenin korkularıyla doldurulmuş yeni bir fener yaratmaya zorladığını keşfediyor. Hal, Noah’nın yaratabileceği tehlikeleri Kerry’ye (Kelly Macdonald) anlattığında Kerry, korkuya kapılarak ve Noah’nın korunmasını sağlamak için Hal’ı vuruyor. Hal ona olan aşkını itiraf ettiğinde ise yaptığına anında pişman oluyor. Aaron Pierre’in canlandırdığı John bütün bunları öğrendiğinde önünde iki seçenek kalıyor: Noah’yı kendisi öldürmek ya da onu rahat bırakıp Kerry’nin ebeveynlik becerilerinin yeterli olacağına güvenmek. John ikinci seçeneği tercih ediyor ancak önce bir acil durum planı hazırlamadan değil.

John, Guy’a (Nathan Fillion) yeni Green Lantern’ın kendisi olacağını söylüyor. Hal’ın eski yüzüğü ve Sinestro’nun yeni dövdüğü, korkuyla yüklü fenerle donanan John Dünya’yı, yani “toprağı”, üstlenecek. Guy ise yıldızlarla ilgilenecek. Guardians’ın bu yeni “bağımsız çalışan” düzenine karışmamasını sağlamak için John, Guy’a yıllar önce Zoe’nun kalbini onlara kendisinin teslim ettiğini hatırlatmasını söylüyor.

John ayrıca bu “bağımsız çalışan” fikrine son bir dokunuş ekleyerek kendi Lantern yeminini oluşturuyor. Yeminin bu yeniden düzenlenmiş versiyonu, doğru kullanıldığında korkunun güçlü bir araç olabileceğini kabul ediyor. Halogram’ın John’a “korkmaktan korkmaması” gerektiğini söylemesi de bu fikrin altını çiziyor. Bu, DCU’nun şimdiye kadar kendisine yalnızca tek bir Green Lantern’a izin vermiş olması fikrine zarif bir çözüm getiriyor. Aynısı çizgi roman mitolojisi için de geçerli ancak bu durum, yaratıcıların çizgi roman tarihi boyunca farklı dönemlerde Dünya için dört farklı Lantern tanıtmalarına engel olmadı. Üstelik bu çözüm, akıllıca kurulmuş tematik hikaye çizgisinin üzerine adeta kirazı da konduruyor.

Hayranların John ve Guy’ı yeniden aksiyonun içinde görmek için uzun süre beklemesi gerekmeyecek. İkili, 2027 yapımı Man of Tomorrow’da birlikte yer alacak. Merakla beklenen Superman devam filminde Man of Steel, kötü karakter Brainiac’a karşı Lex Luthor’la güçlerini birleştirecek. İki Green Lantern’ın da neden gerekli olacağına dair ayrıntılar, tıpkı bölümün sonunda havada süzülen John gibi, şimdilik havada. Ancak Brainiac’ın hem “toprağı” hem de yıldızları tehdit edebilecek türden bir düşman olduğunu söylemek gerek.

Her şeyden önce Lanterns, beklenmedik bir başarı olduğunu kanıtladı. İlk bölümleri ben de sevmiştim ama dizi ilerledikçe sosyal medya akışlarını beklenmedik bir coşkuyla ele geçirdi. İnsanların pazar gecesi bir HBO dizisini izlemesi başka bir şey. Ancak en büyük süper kahraman şüphecileri bile Lanterns’ı sevmiş gibi görünüyordu. Dizi, WandaVision’dan beri görmediğimiz biçimde türe yeni hayranlar kazandırdı. Bu durum hem Man of Tomorrow hem de kaçınılmaz görünen ikinci sezon için iyiye işaret ediyor, Kyle Chandler’ın Hal’ı bu kez hikayenin büyük bir parçası olmayacak olsa bile.

Lanterns’ın başarısının temelinde oldukça evrensel bir tema yatıyor: büyüleyici bir iç gözlemle ele alınan miras fikri. Dizinin tamamı bu düşüncenin etrafında şekillendi: İnsanlar neye inanıyor ve onlara ne vaat ediliyor? Hal, günün sonunda, bir anlam ifade ettiğini umuyordu. John ise ertelenmiş bir hayalin peşinden takıntılı biçimde antrenman yaptı, ardından o mirası reddetti. En azından, sonunda onu kelimenin tam anlamıyla kendi şartlarına göre yeniden tanımlayabileceği noktaya ulaşana kadar.

Green Lantern onlarca yıldır çizgi roman okurlarına ağırlıklı olarak “yıldızlara” dönük bir hikaye sundu. Ancak bazen eski bir şeyi yeniden taze hissettirmek için yeni bir yorum, hatta daha da iyisi bir remix gerekir. Lanterns, kendisini mirasın ve kendi gücüne güvenmenin “toprağına” bağlayarak süper kahraman türünü yeniden alevlendirdi.

BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası