“One Battle After Another” filminde Bob Ferguson rolünde Leonardo DiCaprio Fotoğraf: Warner Bros. Pictures izniyle
Yaklaşık 30 yıldır Hollywood’un en etkili yönetmenlerinden biri olan Paul Thomas Anderson, Magnolia ya da There Will Be Blood gibi filmleriyle hiçbir zaman kolayca kategorize edilemeyen işler üretti. Yeni filmi “One Battle After Another”da da bu çizgisini sürdürüyor ve delilik ile duyguyu ustaca dengeli bir yapı kuruyor. Thomas Pynchon’ın Vineland romanından uyarlanan film, devrim, politik aktivizm, aile içi çatışmalar ve absürt mizahın çarpıştığı, Amerikan huzursuzluğunun kaleidoskopik bir portresini sunuyor.

“One Battle After Another” filminde Teyana Taylor. Fotoğraf: Warner Bros. Pictures izniyle
Hikâyenin merkezinde, “The French 75” adlı grubun eski bir devrimcisi olan Bob Ferguson (Leonardo DiCaprio) yer alıyor. Film boyunca, idealleri ile aile sorumlulukları arasında parçalanma tehlikesi yaşıyor.
Bob Ferguson, hayat arkadaşı Perfidia Beverly Hills’in (Teyana Taylor) ortadan kaybolmasının ardından, kızları Willa (yeni yetenek Chase Infiniti tarafından dikkat çekici bir şekilde canlandırılıyor) ile daha sakin bir hayata yerleşmiştir. Ancak eski düşmanı ve aynı zamanda partnerinin eski sevgilisi olan Colonel Lockjaw’un (formunun zirvesinde bir Sean Penn) yeniden ortaya çıkıp kızını kaçırmasıyla hayatı bir savaşa dönüşür. Bu artık sadece düşmanlara karşı değil, kendi geçmişine karşı da verilen bir mücadeledir.
Willa’yı kurtarabilmek için eski alışkanlıklarına geri dönmek, unutulmuş dostlarını yeniden yanına almak ve aşırı sağcı bir milise karşı savaşmak zorundadır. Sorun şu ki Bob, eski “ailesiyle” iletişime geçmek için gereken tüm kodları unutmuştur; evden çıkamayacak kadar kafası iyidir, koltuktan zar zor kalksa da sabahlığından çıkamaz. Ama pes etmek mi? Asla bir seçenek değil.
Filmin en absürt karakterinin kim olduğu ise son ana kadar süren bir yarış gibi. Perfidia Beverly Hills, eksantrik, radikal ve uzlaşmaz bir figür olarak, hamileliğinin son döneminde makineli tüfekle dolaşıyor ve Colonel Steven J. Lockjaw’u silah zoruyla “ayağa kalkmaya” (ayaklarıyla değil, başka bir uzvuyla) zorluyor. Sean Penn’in canlandırdığı Lockjaw, ırkçı ideolojilerin paradoksunu uç noktaya taşıyor: “ırksal saflık” peşinde koşarken, en derin arzularını ancak siyah bir kadının yanında yalayabiliyor. Leonardo DiCaprio ise sürekli paranoid ve taş kafa bir baba-anti kahraman olarak tabloyu tamamlıyor; hem kızını yetiştirmekte hem de dünyanın değişimine ayak uydurmakta zorlanıyor.
Film, hızlı kovalamaca sahneleri ve spektaküler aksiyon sekanslarını sakin, duygusal ve yer yer son derece komik anlarla dengeliyor. Bu da hikâyeye, her ne kadar 160 dakikayı aşan süresi zaman zaman uzamış hissi verse de, güçlü bir ritim kazandırıyor. Çok sayıda yan hikâye ve paralel anlatı, en dikkatli izleyicinin bile ana hikâyenin özünü zaman zaman kaçırmasına neden olabiliyor.

“One Battle After Another” filminde Willa Ferguson rolünde Chase Infiniti. Fotoğraf: Warner Bros. Pictures izniyle
Satir, dram ve aksiyon arasında hafifçe süzülen film, ırkçılık, güç istismarı ve devlet şiddeti gibi politik meselelerin yalnızca bir arka plan olmadığını; karakterlerin kaderleriyle doğrudan iç içe geçtiğini açıkça ortaya koyuyor. Görüntü yönetmeni Michael Bauman’ın çalışması, abartıya kaçmadan büyük ve etkileyici kareler sunuyor. Tüm bunlara eşlik eden Jonny Greenwood imzalı müzikler ise neredeyse filmin ayrı bir karakterine dönüşüyor: huzursuz, hüzünlü ve nabız gibi atan bir ses, izleyiciyi bırakmıyor.
“One Battle After Another”, yılın en sürükleyici filmlerinden biri. Provokatif, politik açıdan yüklü bir karışım; eğlendiriyor, düşündürüyor ve zaman zaman öyle absürt bir mizah sunuyor ki, tüm ciddiyetine rağmen izleyiciyi güldürmeyi başarıyor. Paul Thomas Anderson, tür sınırlarını aşma ve ağırlığı olan temaları ele alma cesareti gösterildiğinde sinemanın hâlâ ne kadar güçlü olabileceğini kanıtlıyor. Bu maceraya kendini bırakan izleyici ödüllendiriliyor: çünkü bu film sadece bir savaş alanı değil, idealler, güç ve hakikat uğruna ne kadar süre mücadele edilebileceğine dair derin bir sorgulama.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ GERMANY WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.