Formalar ve Tüm Kıyafetler: Nike
Orkun Kökçü için kaptanlık, yaşından önce gelen bir sorumluluk oldu. Haarlem'de başlayan, Groningen ve Feyenoord altyapılarında biçimlenen kariyerinde 17 yaşında profesyonel bir sporcu olarak sahneye çıktı. 22 yaşında Feyenoord'un kaptanlığını üstlendi; 2022-23 sezonunda Eredivisie Şampiyonluğu’nu yaşadı ve Hollanda'da yılın futbolcusu seçildi. 2023'te Benfica'ya transferi onu Portekiz futbolunun ve Şampiyonlar Ligi'nin temposuyla buluşturdu. Türkiye Milli Takımı'nda da orta sahanın önemli isimlerinden biri haline geldi.
Yolculuğunun en kişisel durağı ise İstanbul oldu. Kökçü, Beşiktaş'ı uzaktan seçen bir yıldız değil; çocukken dayılarıyla maçlarına gelen, yetişebilmek için okuldan kaçan bir taraftar. 2025 yazında binlerce taraftarın önünde düzenlenen imza töreni, bu eski bağın yeni bir başlangıca dönüşmesiydi. Bugün sırtında 10 numara, kolunda kaptanlık pazubandı var. Tüpraş Stadyumu'nun tribünlerinde, çimlerinde ve soyunma odasında, Nike'ın yeni formalarıyla, takımın değişen enerjisini, tribünlerin yarattığı heyecanı, kaptanlığı ve kariyerinin unutulmaz anlarını konuşuyoruz.

Bu sezona harika bir başlangıç yaptın. Çok küçük yaşta keşfedildin. Bu durum hayatında neleri değiştirdi?
Futbola çok küçük yaşta başladım. Dayılarım ve abim sürekli dışarıda futbol oynardı. Ben de onlara katılmak isterdim ama o dönemde izin vermezlerdi. Önce abim başladı, onun sayesinde ben de futbola adım attım. Bugüne kadar güzel bir macera oldu. Bundan sonrasının daha da güzel olacağına inanıyorum.
Yorucu bir macera mıydı?
Elbette zaman zaman yorucu oldu ama hiç pişmanlık duymadım. Pek çok başarı yaşadım, zor dönemlerden de geçtim. Bunların hepsi futbolun içinde var. Bu yüzden mutluyum, hiçbir şikâyetim yok.
Bunu hayal etmiş miydin? Kendini bugün bulunduğun yerde görüyor muydun?
Çocukken herkes hayal kurar, kendini güzel yerlerde görmek ister. Bana da nasip oldu. Şimdi bulunduğum yerin gerçekten tadını çıkarıyorum. Olmak istediğim ve kendimi mutlu hissettiğim yerdeyim.
Türk oyuncularla aynı dili konuştuğumuz için doğal olarak onlarla daha yakın iletişim kuruyorum. Ancak yalnızca Türk arkadaşlarımla değil, herkesle kaynaşmayı seviyorum. Ben de yurt dışında doğup büyüdüm, farklı kültürlerden insanlarla kolayca iletişim kurabiliyorum. Emirhan Topçu, Kartal Yılmaz, Rıdvan Yılmaz ve Mustafa Erhan'la daha çok vakit geçiriyorum. Yine de herkese eşit yakınlıkta olmaya özen gösteriyorum. Bu hem takım hem de benim için önemli. Sonuçta sahada birlikte oynuyoruz; bu nedenle herkesi çok iyi tanımam gerekiyor.
Beşiktaş tribünü senin için ne ifade ediyor?
Bambaşka bir duygu. Küçükken ben de bu tribünlerde oturur, maçlara gelirdim. Hatta dayılarımla maça yetişebilmek için okuldan kaçtığım bile olurdu. Bu yüzden taraftarın ne hissettiğini anlayabiliyorum. Kötü bir maçın ardından eleştiri ya da tepki olması da doğal. Çocukluğumdan beri dayılarımda ve amcalarımda aynı duyguları gördüm. Taraftarla aynı hisleri paylaştığımızı ve iki tarafın da birbirini anladığını düşünüyorum. Buraya geldiğimde de söylemiştim: Kendimi bir ailenin parçası gibi hissediyorum. Bu taraftarın önünde oynamak bana büyük keyif veriyor.

Sahada eğlendiğiniz görülüyor.
İşler iyi gittiğinde elbette keyif alıyorsunuz. Bizim taraftarımızın önünde oynamak ve sahada her şey yolundayken o atmosferi yaşamak inanılmaz bir duygu. Yeni transferlerle de bunu konuşuyorum. Burada, daha önce hiçbir kulüpte karşılaşmadıkları şeyler yaşıyorlar. Bizim taraftarımız gerçekten bambaşka.
Eski Kapalı ve Çarşı efsaneydi. Futbolcuların sahaya çıkarken dizlerinin titrediği söylenirdi. Sizde de böyle oluyor mu? Maç öncesinde stres yaşıyor musunuz?
Tatlı bir stres, daha çok heyecan diyebiliriz. Herkes bir an önce sahaya çıkmak, maçın başlamasını ve o atmosferde oynamayı istiyor. Benfica ve Feyenoord'da oynadığım dönemlerde maç günleri uyumaya çalışırdım; burada ise bunu yapamıyorum. Maçı dört gözle bekliyoruz. Takımdaki arkadaşlık ortamımız da çok güzel. Maç günlerinde birlikte oyun oynuyoruz; bilardo ve tavla ile zaman geçiriyoruz. Çünkü hepimiz bu taraftarın önüne çıkmak için büyük bir heyecan duyuyoruz.
Sahaya çıkmadan önce uyguladığın bir ritüel var mı? Maça nasıl hazırlanırsın?
Belirli bir ritüelim yok. Tedaviye gitmem; soyunma odasında arkadaşlarımla sohbet ederim. Üzerimizde fazladan baskı oluşmaması için maçı zihnimizde sürekli canlandırmak yerine günlük hayattan konuşuruz. Dua ederim ama bunun dışında bir ritüelim ya da totemim yok. Güney Koreli forvetimiz Oh ise maçtan önce mutlaka çıplak ayakla çime basar. Takımdaki en belirgin ritüel sanırım ona ait.
Nike ile yeni formalara geçildi. Şu anda üzerinde de deplasman forması var. Yeni takım, yeni formalar, yeni teknik direktör ve yeni heyecanlar... Bu dönemi nasıl tanımlarsın? Yeni formalar içinde kendini nasıl hissediyorsun?
Kulüpte pek çok şey değişti. Nike'a geçtik; ben de markayı çok seviyorum. Futbolda çok güçlü bir geçmişi var ve bugüne kadar önemli işlere imza attı. Formaları da çok beğeniyoruz. Yeni teknik direktör, yeni transferler ve yenilenen takımla kulübe farklı bir enerji geldi. Sezona iyi başladık ve her maç oyunumuzun üzerine koymaya çalışacağız. Henüz hedeflerimize ulaşmadık; üstelik kısa bir süredir birlikteyiz. Önümüzde uzun bir maraton var. Sezon boyunca gelişerek sonunda hedeflerimize ulaşmak istiyoruz.

Deplasmanlar her zaman zordur. Kariyerindeki en unutulmaz deplasman hangisiydi?
Marsilya deplasmanı diyebilirim. Feyenoord döneminde, Konferans Ligi yarı finalindeydik. İlk maçı kendi sahamızda 3-2 kazanmıştık. Marsilya'ya büyük bir baskı altında kalacağımızı bilerek gittik; oradaki taraftar atmosferi de inanılmazdı. Çok güzel bir maçtı ve sonu da istediğimiz gibi oldu. Yarı finali geçip finale kaldık. Bu nedenle o karşılaşmayı kolay kolay unutamam.
GQ'nun yayın yönetmeni olsaydın kapağa hangi takım arkadaşını koyardın?
Bu soru kolay: Dusan Vlahović derdim. Açık konuşmak gerekirse yakışıklı bir oyuncu. Daha önce de benzer işler yaptığını biliyorum; bu nedenle kamera karşısında en az zorlanacak isim o olurdu. Tarzını da beğeniyorum.
Şu anda yedek kulübesinde oturuyoruz. Hep merak ettiğim bir şey var: Yedek kulübesindeyken mi, yoksa sahadayken mi daha çok heyecanlanıyorsun?
Yedek kulübesindeyken daha çok heyecanlanıyorum çünkü oyuna müdahale edemiyorsunuz. Sahadayken bütün dikkatinizi futbola veriyorsunuz; başka bir şey düşünmeye fırsat kalmıyor. Bu yüzden yedek kulübesi benim için daha heyecanlı.
Takımda tezahüratları en iyi yapan oyuncu kim?
Son oynadığımız Fenerbahçe deplasmanını düşünürsem Kartal ve ben diyebilirim. Soyunma odasında tezahüratları biz başlattık. Yine de tek bir isim vermem gerekirse Kartal derim.
IFAB'ın yeni kuralları var. Çok sayıda yeni kuralı akılda tutmak zor oluyor mu? Sahada şaşırdığınız anlar yaşanıyor mu?
Yeni kurallarla ilgili bir seminer düzenlendi. Hakem kurulundan bir yetkili tesisimize gelerek değişiklikleri anlattı. Ayrıca idari menajerlerimiz ve teknik ekip de maçlardan önce zaman zaman hatırlatmalar yapıyor. Aslında çok zor değil; oyunun temel kurallarını zaten biliyoruz. Eklenen birkaç yeni kuralı da bu şekilde kolayca aklımızda tutabiliyoruz.
Stadın ve takımın en özel noktasındayız; soyunma odası bu yapının kalbi. Buradan kimler geldi, kimler geçti... Takım sahaya çıkmadan önce son motivasyon konuşmasını kim yapıyor?
Bu konuşmayı tek bir kişi yapmıyor; isteyen herkes düşüncesini söylüyor. Ancak Emirhan ve Alexander Nübel son konuşmayı daha sık yapan isimler. Ben konuşmalarımı daha çok sahaya saklıyorum; soyunma odasında oldukça sakinim. Alexander, Alman disiplininin de etkisiyle son konuşmayı yapmayı seviyor. Emirhan da takım arkadaşlarını motive etmekte çok iyi.
Bu takımda geçmişten bugüne pek çok önemli futbolcu forma giydi. Geçmişte oynamış hangi futbolcuya gol pası vermek isterdin?
Çok fazla isim var. Mario Gomez'e, Aboubakar'a ya da daha eski dönemlerden Şifo Mehmet'e gol pası vermek isterdim.
Krediler
Genel Yayın Yönetmeni/ Röportaj: @ozguratanur
Sanat Yönetmeni: @aryakadabra
Yazı İşleri Müdüru: @selinmilosyan
Dijital Direktör: @alperetis
Projeler Direktörü: @rukenakbay
Proje Uzmanı: @jansetbesteunal
Fotoğraf: @aktugylmz
Video / Yönetmen: @aridogukanolgun
Kreatif Direktör: @minellcetinn
DOP: @nikoverdiyev
PA: @m.a.r.d.a.g
Yapım Koordinasyon: @senakaynakin
Styling: @emrekoklucnr
Saç: @rıdvandeniz
Makyaj: @mdarslanboa
Fotoğraf Asistanı: @brkrsmky
Styling Asistanı: @ptakay