Fotoğraf: Emre Doğru, Gömlek — Ted Baker / NUVO COLLECTIF, Trençkot — IN.K II, Ayakkabı — Atera
Oyunculuk mesleğim, işim, en profesyonel yanım, saygı duyduğum, sevgi, muhabbet beslediğim benliğim. Müzik, senaryo ve film tasarım da karakterimin bir parçası oldu artık. Onlarsız olmak, yazamamak, yapamamak içimde büyük bir boşluk hissi yaratıyor. Zaten yaratıcı benliklerin en büyük boşluğu, yaratımdan uzak kalmak zorunda oldukları zaman aralıklarıdır. İç mimarlık ise tüm bu enstrümanları doğru yerde doğru birliktelikle, ahenkle kullanabilmeyi öğrenmek için farklı ama yerinde bir dal.
İçinde sanatı, sanata yakın estetiği, yine sanata yakın estetik kaygısını barındıran her dalın birbiriyle bağlantılı, çabuk anlaşılır ve algılanır olması da kişinin içinde biriktirdikleri ve o birikimi kullanma şekliyle de doğrudan bağlantılı. O yüzden birbirinden ne kadar ayrı dallar, branşlar olursa olsun kökü hep aynı yerden başlıyor, ucu hep aynı yere bağlanıyor.
Ceket ve tişört — Sandro / NUVO COLLECTIF, Pantolon — Ted Baker / NUVO COLLECTIF, Kemer — Hermès, Kolye — H&M
İkinci en büyük projeden sonra artık ismen tanıyorlar. Bu zaten belirli bir yolun yolcusu olan herkesin kademeli olarak ulaştığı yer. Ama tabii ki bundan en fazla genel geçer bir fikir olarak bahsedebilirim, doğrusu yanlışı, artısı eksisi yok. Serüvenlerin yaşanış biçimi kişiden kişiye değiştiği için en fazla genel bir biçimden bahsedebiliriz, kesin bir sonuca ulaşmak elbette yanlış olur.
Hazır lafı açılmışken, evet ben de yararlanıyorum İyi Finans’ın gücünden. Sağlıklı ve ulaşılabilir bir sistem olduğu için kârlı geliyor. Birikimlerimizin el üstünde tutulması gerektiği şu dönemde İyi Finans’tan yararlanan herkesin “İyi ki” dediğinden eminim. Statü ayırmaksızın herkesin hayallerini gerçekleştirebiliyor olması da cabası.
Rahmetli Âşık Hüseyin Aslantaş’ın güzel bir sözü var, onu paylaşmak isterim; “Her bir ağaç dalınıyız, boş değil ki, hep doluyuz. Hepimiz Allah kuluyuz, insandan korkmam arkadaş. Gam yükünü yüklemişem, kervandan korkmam arkadaş.”
Ceket ve tişört — Sandro / NUVO COLLECTIF, Pantolon — Ted Baker / NUVO COLLECTIF, Kemer — Hermès, Kolye — H&M
Elbette farklı ve alışılagelmişin dışına çıkmayı başarmış projeleri seçmek en doğrusu. Bazen senaryo tam bir kılavuz olamayabiliyor, o yüzden ekibin de çok büyük önemi var. Ekip iyiyse proje de iyi sonuçlanacaktır. Sinema ve televizyonda ekip her şey.
Karakterin diğer karakterlerle nasıl iletişime geçtiğine, nasıl cevaplar verdiğine bakarım. Bu cevaplar ve iletişim yolları karakterin yansımasını daha görülebilir kılacaktır. Oyuncuya düşen ise o yansımayı en doğru kıyafet, en doğru bakış ve en doğru uyum ile sunmak. Ses, bakış ve duruşun yanı sıra en önemlisi o evrenin, o dünyanın ve o anın içine girip, orada yaşayan bir karakter olabilmeyi başarmak. Kimisi poz keser, kimisi o karaktere dönüşür. Ben poz kesmeyi beceremiyorum.
Tüm geçmişim bana her zaman yol gösteren yegane donanım oldu. Doğadan kastımız doğduğumuz andan bu yaşımıza kadar yaşadığımız hayatın habitatı ise eğer, her adımı çok değerli. Her bir andan, kişiden ve mekandan farklı farklı yararlandım ve her birinin yansımaları beni çok mutlu etti. Oyunculuk atölyeleri, oyunculuk kursları, eğitimleri bir yere kadar… Gerisi hayatın kendisi.
Sosyal medyadan beklentim hiçbir zaman takipçi sayısı, beğenilerin yüksek olması olmadı. Yemek, parti, eğlence dolu anlarımı da sunmayı çok sevmiyorum. Günlük yaşantımı, bol bol vakit geçirdiğim insanları ve bana göre sıradan anlarımı paylaşmak daha samimi geliyor. Çünkü bunlar tamamen beni yansıtıyor, beklenileni ya da bir başkasını değil. Belki de bu yüzden görünür değilim, ki olmak gibi bir kaygım da yok.
Ezberlenen normlara uygun ve beklenilen bir yaşam sunmak isteseydim bugün burada olamazdım. Olamazdım çünkü 44 yıldır hiç durmadan benden çok şey istendi hâlâ da isteniyor. Böyle iyiyim :)
Merkezinde oyunculuk olan tüm serüvenlere varım. Çünkü hikaye anlatıcılığı da bir yerde yansıma ister. O yansımadan ve oyunculuktan mümkünse uzun zaman kopmak istemiyorum. Yazan da anlatan da ben olmak istiyorum. Daha yolumuz uzun.
Sürekli farklı dünyalara girmek, farklı karakterlerle karşılaşmak, farklı duygu durumları yaşamak ve aynı duyguyu farklı karakterlerde sunma şekillerini keşfetmek, işin en çekici yanı. Keşif çok önemli. Her seferinde bir daha ve bir daha baştan almak, her başlangıcın başka bir karaktere ve dünyaya ait olması heyecan veriyor insana.
Bu sorunun muhatabı aslında seyircinin kendisi. Tiyatro ayrı bir havaya sahiptir, dizi ve sinema ise apayrı. Ama her birinin yeri çok özel. Tiyatro ve sinema kalbimde ayrı bir yere sahip. Tiyatro izleyiciye aldığınız nefese kadar hissettirebildiğiniz, anın içinde olmayı taahhüt edebildiğiniz bir kubbe iken, sinema farklı türleri, ele alınış biçimi ve oyunculuk felsefesiyle apayrı bir deneyim sunar.
Muhtemelen var ama neyle karşılaşacağımı kestiremediğim için şimdilik bir şey diyemiyorum.
Samimiyeti, içimden geldiği gibi yaşamayı, davranmayı, gülmeyi, bakmayı kaybetmekten çok korkarım. Umarım bunları hiçbir zaman unutmam, kibre kapılıp şımarmam. Kibir büyük bir karanlık, içine düşmek istemem. Çünkü çıkması meşakkatli olur.
“Sosyal medyadan beklentim hiçbir zaman takipçi sayısı, beğenilerin yüksek olması olmadı. Yemek, parti, eğlence dolu anlarımı da sunmayı çok sevmiyorum. Günlük yaşantımı, bol bol vakit geçirdiğim insanları ve bana göre sıradan anlarımı paylaşmak daha samimi geliyor. Çünkü bunlar tamamen beni yansıtıyor; beklenileni ya da bir başkasını değil. Belki de bu yüzden görünür değilim; ki olmak gibi bir kaygım da yok."
SOL FOTOĞRAF; Tişört — Beymen Collection, Pantolon — Sandro / NUVO COLLECTIF, Kemer — Hermès SAĞ FOTOĞRAF; Tişört — Sandro / NUVO COLLECTIF, Pantolon — Ted Baker / NUVO COLLECTIF, Kemer — Hermès, Kolye — H&M
Çekici olmayan hikayelere, samimi olmayan oyunculuklara ve standartların altında kalan yapımlara. Çünkü seyirci artık kalitenin ne olduğunu bir bakışta anlayabiliyor. Bu çok önceden ulaşılması gereken bir aşamaydı, şükür ki bu noktaya gelebildik.
Aslında yaptığımız işlere göre başarının tanımı da değişiyor ama insanlara oyunculuk üzerinden ulaşmış biri için başarının sokaktaki yansıma olduğunu söyleyebilirim. Ve ne yalan söyleyeyim, şimdiye kadar içinde bulunduğum tüm yapımlar gerek yaratıcı ekibi gerek oyuncu kadrosu gerek senaryosu ve gerek kalitesiyle hep başarılı işler oldu. Tek bir izleyeni dahi olsa hiçbir işimle alakalı tek bir kötü eleştiri almadım. İşin siyasetini yapanları, dogma fikirlerle eleştirenleri, taraf olanları bu genellemeye katmıyorum tabii.
Elbette söyleyebilirim, hayatımın mutlu bir dönemindeyim şükür olsun. İşinde başarıyı yakalayıp sürekli hale getirebilmek, evindeki huzuru sürekli hale getirebilmek, sağlıklı kalabilmek, sosyal hayatınızdaki ilişkilerde hep iyi anılmak mutlu eder, mutlu hissettirir.
Patronunuzla iyi ilişkiler kurmak, aynı işi paylaştığınız insanların size güvenmesi iyi hissettirir.
Kısaca şöyle söyleyeyim, aslında herkese yetemezsiniz ama hep doğru, güvenilir ve doğru insan sıfatıyla anılmak için çabalarsınız. Bu sıfatlarla anılmak insanı mutlu eder.
Hepsinin yeri ayrı. Ama topyekun halde bir ahenk oluşturduğunda başlıyor asıl iyileştirme gücü. Alın size mutluluğa bir örnek daha :)
SOL FOTOĞRAF; Tişört — Beymen Collection, Pantolon — Sandro / NUVO COLLECTIF, Kemer — Hermès, Tişört (siyah) SAĞ FOTOĞRAF; Tüm kıyafetler — Academia / BEYMEN
Çok severim. Doğasız bir hayat düşünemiyorum elbette. Toprak çeker, toprak göz kırpar, albenisi vardır benim için. Zaman geçirtir, karın doyurur, alıp götürür, düşündürür, hayal ettirir, imkan sağlar, her şeyin anası gibidir. Onsuz olmaz.
Huzur, profesyonel başarı, birkaç özlem gideren telefon konuşması, dinlenmek için bulunan zaman, kaygısız bir hayat, sizi seven insanların sevgilerini dile getirmeleri ve günün sonunda sağlıklı bir nefes.
“Huzur, profesyonel başarı, birkaç özlem gideren telefon konuşması, dinlenmek için bulunan zaman, kaygısız bir hayat, seni seven insanların sana olan sevgilerini dile getirmeleri ve günün sonunda sağlıklı bir nefes; işte iyi yaşanmış bir günün özeti…”
Beklentilerini burnu büyüklük yapmadan, vermeden almayı planlamadan, hep bana hep bana demeden yaşamak lazım. Sefanın yanında cefanın da varlığından haberdar olarak, yaşama hakkına saygı duyarak, etik ve ahlak kurallarını hiçe saymadan, en doğru fikirlerin sizden çıkacağına kanaat getirmeden, çirkinin dahi hayatın güzelliklerinden biri olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Hatta şu güzel cümleyle özetleyeyim:
Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
Tek başına.
Özgür olmak.
Dünyaya kendi gözlerinle bakmak.
Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak.
Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak.
Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Ay’a bile gidebilmek.
Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
Cyrano de Bergera