
2026, Hollywood’un yeniden risk almayı hatırladığı yıl. Stüdyoların temkinli oynamayı bırakıp yeniden büyük oynamaya başladığı bir dönem bu: auteur’lere, görkeme ve bir streaming algoritmasından çok sinema koltuğunu hak eden hikâyelere yatırım yapılıyor.
Mitolojik destanlardan süper kahraman reset’lerine, miras animasyonlardan kültürel olay niteliğindeki filmlere kadar bu yılın takvimi; grup sohbetlerini ele geçiren, ilk gösterim gecesi kombinlerini belirleyen ve büyük perdenin neden hâlâ önemli olduğunu hatırlatan ağır toplarla dolu. İşte bu yükü taşıyacak filmler:

Emerald Fennell, klasiklere ustaca ve kışkırtıcı bir patlama yaşatmaya geliyor. Merkezde Jacob Elordi ve Margot Robbie’nin yer aldığı bu uyarlama; keskinlik, acımasızlık ve TikTok çağının melodramını vadediyor. Charli XCX imzalı özgün müziklerle desteklenen film için Ekim ayına kadar sürecek tartışmalar, takıntılar ve Halloween kostümleri şimdiden garanti.

Ryan Gosling, Andy Weir uyarlamasında dünyayı kurtarmakla görevlendirilen, isteksiz ve kafası karışık bir astronotu canlandırıyor. The Lego Movie ve Spider-Verse’ün yönetmenlerinden gelen bu “uyuyan hit”, varoluşsal bilim kurguyu mizah ve duyguyla dengeliyor.

Zendaya ve Robert Pattinson, Kristoffer Borgli’nin tek bir itirafla dağılan nişanlı bir çifti konu alan romantik dram-komedisinde başrolde. Minimalist, rahatsız edici derecede çağdaş ve yetişkinliğin duygusal tiyatrosu üzerine uzun think-piece’lere zemin hazırlayacak bir yapım.

Miranda Priestly’nin modern medya dünyasıyla yüzleşmesi kaçınılmazdı. Bu devam filminde moda, gücünü yitiren bir otorite olarak yeniden çerçeveleniyor: basılı yayınlar platformlara karşı, miras güncelliğe karşı. Emily Blunt’ın Emily’si artık kurumsal bir güçken, Meryl Streep’in Miranda’sı buz gibi bir zarafetle eskimeye direniyor. Kusursuz giydirilmiş bir milenyum nostaljisi.

Star Wars, Skywalker mirasına değil, modern çağın en sevilen ikilisine yaslanarak sinema salonlarına dönüyor. The Mandalorian’ın streaming’den beyaz perdeye taşınması, Lucasfilm’in önceliklerini ve lore yükü yerine karakter odaklı anlatıya duyduğu güveni gösteriyor.

DC’nin sessiz yeniden yapılanması tonla ilgili ve Supergirl bu sürecin en kendinden emin adımı gibi görünüyor. Film, Kara Zor-El’i ahlaki ikilemler yaşayan bir “dışlanmış” olarak ele alıyor. Superman umutla ilgiliyse, Supergirl hayatta kalmayla ilgili. Görsel olarak çarpıcı, yüzeyinin altında daha karanlık bir uzay operası bekleyin.

Duygusal kaldıraçları Toy Story kadar iyi kullanan çok az franchise var. Beşinci film, haklı bir şüpheyle ve aynı ölçüde güçlü bir merakla geliyor. Pixar, bu bölümün “nostalji için nostalji” olmadığını; miras, eskime ve bugünün çocukluğunun neye benzediği üzerine olduğunu söylüyor.

Christopher Nolan’ın Homeros’u ele alması, sinema tutkunlarının yıllardır beklediği bir an. IMAX’te çekilen ve Matt Damon’ın Odysseus’u canlandırdığı The Odyssey, mitolojik ölçekte ve varoluşsal riskleri sonuna kadar açılmış, nesilde bir gelen gerçek bir epik olarak konumlanıyor. Zendaya, Pattinson, Hathaway, Theron ve Holland’dan oluşan kadrosu ise neredeyse absürt derecede güçlü.

Çoklu evren gösterişinin ardından daha riskli bir tercih geliyor: sadelik. Brand New Day, Peter Parker’ı kozmik güvenlik ağları olmadan, temel hâline geri döndürüyor. Tom Holland’ın Peter’ı üniversiteye başlarken süper kahraman kimliğini geride bırakmayı umuyor; ancak yeni tehditler onu yeniden oyuna çekiyor. Sadie Sink, Liza Colón-Zayas ve Tramell Tillman yeni isimler arasında.

Disney’nin canlı aksiyon dönemi devam ediyor, ancak Moana farklı hissettiriyor. Kültürel özgüllüğü ve modern kahramanı sayesinde bu uyarlama, “remake” etiketinin ötesine geçip gerçek bir yaz destanına dönüşme potansiyeli taşıyor.

Steven Spielberg. UFO’lar. Sunulan pitch bu kadar. Konu detayları sıkı şekilde saklanıyor, ancak “rahatsız edici” ve “ürkütücü derecede güncel” olarak tanımlanan ton, Spielberg’ün hayranlık ve korku arasındaki o tanıdık dengesine dönüşe işaret ediyor.
Bir başka milenyum favorisi. Nicole Kidman ve Sandra Bullock, Owens kardeşler olarak geri dönüyor. Devam filmi; yas, miras ve kadın sezgisini merkezine alıyor. Ancak bir romantik komedi değil, daha çok sonbahar ruhuna sahip, sanatsal bir atmosfer filmi olarak konumlanıyor.
Düşük risk, yüksek aşinalık. Ariana Grande’nin geleceğin gelini olarak Focker evrenine katılması, 2000’lerin en güvenilir komedi serilerinden birine pop çağının kaosunu enjekte ediyor.
Greta Gerwig’in Barbie sonrası ilk hamlesi, C.S. Lewis evrenini hem ciddiyetle hem sinemasal bir vizyonla ele alıyor. Mitolojik, tekinsiz ve felsefi bir ton benimseyen uyarlamada, Emma Mackey’nin Beyaz Cadı performansı şimdiden yılın en çok konuşulacak işlerinden biri olmaya aday.
Marvel’ın belki de bugüne kadarki en büyük kumarı. Russo Kardeşler geri dönüyor. Robert Downey Jr., Iron Man olarak değil, Doctor Doom olarak sahneye çıkıyor. Çoklu evren nihayet kendi içine çöküyor. Bu yalnızca bir crossover değil; Marvel’ın yıllar süren dağınıklığın ardından anlatı otoritesini yeniden tesis etme girişimi.
Denis Villeneuve, Dune Messiah ile üçlemesini kapatıyor; kahraman tapıncının sonuçlara dönüştüğü bölümle. Robert Pattinson’ın Chalamet, Zendaya, Florence Pugh ve Anya Taylor-Joy’a katılmasıyla bu final, yıldız gücü ve ahlaki hesaplaşmayı eşit ölçüde vadediyor.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ MIDDLE EAST WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.