Eksen On Fair öncesi The Stranglers

Onlar new wave'in eskimeyen isimlerinden. Bu hafta sonu İstanbul'u sallamadan önce GQ'ya 70'lerden, son albümlerinden ve daha fazlasından bahsettiler.

12 Eylül 2012

Eksen On Fair öncesi The Stranglers


Bu sene, 17. albümünüzü çıkardınız…

Jean-Jacques Burnel: Evet, doğru.

Bu uzun soluklu başarının sırrı nedir? Eminim bu soruyu sıklıkla duyuyorsunuzdur.

JJ: Hiçbir fikrim yok. (gülüyor) Bilseydim, bir şişenin içine koyar ve satardım. Tek söyleyebileceğim şey yaptığım(ız) işe duyduğum heyecanı hiçbir zaman kaybetmedim. Biz bu işe kendimizi tam anlamıyla verdik. Ayrıca hayatımızda, çevremizde gelişen olaylar da bu heyecanı korumamızı sağlıyor. Hakkında yazılabilecek bir sürü şey var. Her zaman yazacak bir şeyler bulursunuz bu hayatta. Her şey sürekli değişiyor, dünya değişiyor. İyi şeyler de oluyor, kötü şeyler de. Bizim ümit ettiğimiz şey de bu değişiklerden ilham alıp yaratıcı sonuçlar çıkarmak, diğer insanların deneyimleyemediklerini onlara vermek.

İlk albümünüz (Rattus Norvegicus) 1977 yılında yayınladı. O zamandan beri politik açıdan, sosyal açıdan bir çok şey değişti. Son albümüzün oluşum aşamasında sizi etkileyen önemli olaylar nedir?

JJ: Bir çok şey var. Londra’da çıkan ayaklanmalar ve dünya çapında gelişen olaylar etkili oldu. Materializmin giderek baskınlaşması toplumda yozlaşmaya sebep oluyor. Şeffaf demokrasiye inanıyoruz fakat politikacılarımız çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Yozlaşma her toplumda görülebilir ve belli kesimler buna tepki gösteriyor. Biz de şarkı sözü yazıyoruz. Yazacak çok şey var bü dünyada. Ayrıca her zaman aşk hakkında da yazabilirsiniz. (gülüyor.)

Punk-rock kökenli muzik (New Wave) denilince akla ilk gelen İngiliz gruplar The Sex Pistols ve The Clash. Aynı döneme denk gelmesine ve bu akımın bir parçası olmasına rağmen neden The Stranglers ismine o kadar aşina değiliz?

JJ: Medya insanların algısını büyük ölçüde şekillendiriyor. Bizim durumumuzda da öyle oldu. Medyada bize karşı anti bir grup oluştu ve dönemin diğer gruplarını desteklediler. İnsanlar bu gruplar hakkında konuşuyorlardı. Bir kutuplaşma oluştu diyebiliriz. Belki de medya yalnış grupları desteklemiş oldu (gülüyor) çünkü biz hala birlikteyiz ve onlar dağıldı. Son gülen biz olduk. Bütün ilgi bizim üzerimizde toplanmadığı için yapmayı sevdiğimiz işi yapmaya devam edebildik. Müzikal açıdan geliştik ve yaratıcılığımızı kaybetmedik. Diğer grupların böyle bir şansı olmadı. O dönemlerde kimse bir grubun bu kadar uzun süre ayakta kalmasını beklemiyordu.

Eylül’de Radyo Eksen’in On Air festivalinde sahne alacaksınız. Daha önce Türkiye’de hiç konser vermediniz. Sizi en çok heyecanlandıran şey nedir?

JJ: Daha önce İstanbul’da hiç çalmadık. Birkaç sebepten ötürü çok heyecanlıyım ve konser gününü dört gözle bekliyorum. Öncelikle İstanbul oldu olası çok önemli bir şehir. Ayrıca türk mutfağının müptelasıyım. Fırsat buldukça Londra’da Türk restoranlarına gidiyorum. İstanbul’da görülecek bir çok tarihi yer var. Ne yazık ki, her şeyi görmek icin yeteri kadar zamanımız olmayacak. Bir daha ki sefere tatil amaçlı gelmeyi çok isterim. Şimdilik kendimi bakir gibi hissediyorum. (gülüyor.)