Samuel L. Jackson, Donald Trump'la Nasıl Başa Çıkılacağını Biliyor

"Durum tam bir absürd komedi, Trump absürd şeyler söylüyor." diyen oyuncunun Tarantino, Obama ve Trump hakkındaki fikirleri bir hayli çarpıcı.

12 Ocak 2016

Samuel L. Jackson, Donald Trump'la Nasıl Başa Çıkılacağını Biliyor
The Hateful Eight, iç savaş sonrası ırk konusunu işliyor. Günümüz Amerika’sında ırkçılık hakkında ne mesaj veriyor?

Aynı davranışların bazıları hâlâ devam ediyor. Walton Goggins, Şerif Mannix’i oynuyor ve hayatı boyunca siyah bir insanla gerçek bir konuşma yaşamamış, asla birlikte oturmamış. Bu yüzden benimle tanıştığı ilk anda oluşan şey, sadece düşmanlık. Öncelikle zeki olmama şaşırıyor, sonra hayatını kurtardığımda şefkatli olduğumu öğreniyor. Amerika’ya gelip köleleştirilmeseydik de Afrika’da kalsaydık daha kötü durumda olurduk gibi bir düşünce var. Böyle bir tutum ve dahası Afrika’ya geri dönmemizi isteyen insanlar var. Ama Quentin zeki bir adam. İyi bir hikaye anlatıcısı ve bu zamandansa o zamanı yansıtıyor. İnsanlar şimdi her şeyin iyi olduğunu düşünüyor ama hâlâ Donald Trump gibi insanlar var, yani açıkçası her şey öyle iyi değil.

Quentin siyah insan deneyimlerini yakalamada neden bu kadar başarılı?

İnsanların nasıl konuştuğu, giyindiği ve hissettiği, çok baskın olmayan bir kültür tarafından büyük ölçüde etkilenmiştir. Quentin, bu etkilenmeyi hayatının çok başında yaşamış çünkü annesine bakan adam siyahmış ve onu sık sık siyah insan istismarını konu alan filmlere götürürmüş. Bu yüzden genç yaşta bu kültürü benimsemiş, anlamış ve hissetmiş. İnsanlar Quentin’i çok yanlış bir mantaliteyle ırkçı olmakla suçluyorlar çünkü bildiği, hissettiği şeyleri hatta benim de dahil olduğum arkadaş çevresini anlamıyorlar.

Irkçılık konusunda, bugünün Amerika’sında 60’lardaki radikal haliniz gibi eleştirelsiniz. Gerçekten iyiye giden bir şey yok mu?

Hayır, pek sayılmaz, en azından Amerika’da yok. Bence İngiltere’de bir şekilde iyiye giden bir şeyler var ama bu hep böyleydi. 80’lerde buraya geldiğimde şaşırmıştım. Neden insanlar Amerika’da böyle bir tablo çizmeye çalışıyorlar bilmiyorum çünkü durum böyle değil. ABD’de durum Fransa’daki kadar düşmanca bir hal alıyor. Tuttukları futbol takımında artık daha fazla siyah oyuncu var ve belki de daha fazla siyah insan tanıyorlar ama hâlâ onlar gibi giyinmediği, görünmediği ve konuşmadığı için genç, siyah erkeklerden korkuluyor. Benim gibi insanlar asimile olmuş durumda. Genç hiphop’çılar gibi konuşabilirim, bir bakıma onları anlayabilirim ve üzerimde takım elbise varken onlarla muhabbet edebilirim. Yine de üstümde takım elbise olduğu için farklı olduğumu düşünürler. Onlardan biri olmama rağmen… Amerika’da kim olduğumu bilmeyen birine beni anlatmaya çalışırken “Pulp Fiction’daki adam, Die Hard’daki adam” dersin. Ve en sonunda “zenci adam” dersin. GQ ödüllerinde Chiwetel Ejiofor’u tanıtırken böyle demiştim. Sahneye çıktığında “Bu söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu bilemezsin” demişti. Ama işte durum bu. Çünkü insanlar bizi bir kutuya yerleştiriyorlar. Bu yüzden ne kadar ünlü olursam olayım, ben hâlâ Morgan’ım, Denzel’ım, Wesley’im; ben hâlâ başka biriyim.

ABD’de eskisinden daha çok tetiğiyle barışık polis var gibi duruyor.

Birkaç sebebi var. Korku bunlardan biri. Diğeri ise savaştan eve TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) ile dönen genç adamları işe alıyor oluşumuz. Bu gençler bir olay olduğunda savunma moduna geçiyorlar. Polislik zor bir meslek ve eğer korkak bir insansanız sokaklarda olmamanız gerek. Polis olmak demek, insanlara yardım etmek, halka hizmet etmek ve onları korumak demek. Kuvvet denemesi veya insanlar hakkında çıkarımlar yapıp, bir şey olduğunda silahını çıkarıp, korktuğun için etrafındaki insanlar yerine kendini korumak demek değil. Anlıyorum, ben de korkabilirim ama ben polis değilim, silahım da yok. Bu yüzden korktuğum zaman hemen ellerimi kaldırır, karşımdakini ikna etmeye çalışırım. Ama bu, onların yaptığı ilk şey değil. Yaptıkları ilk şey bağırmaya başlamak. Teniste bir zamanlar dünya dördüncüsü olan genç, siyah James Blake, New York’ta otelinin önünde dururken polisler tarafından zaptedildi. Sebep olarak, aradıkları birine benzediğini söylediler. Kimse ona yaklaşıp “Affedersiniz efendim, ellerinizi kaldırın” demedi. Bir anda Blake’i yere yatırdılar, sonra dört adam daha geldi. Bu sadece korku. Tabii bir zorba insanlar da var. Onları caydıran tek şey, insanların cep telefonlarında kameraları olması ve olanları gösterebilmeleri ki, bu çürütemeyeceğiniz bir kanıt. Amerika’nın silahları var. Biz bir silah kültürü içindeyiz. Kötü bir şey, anlıyorum. Ama dünyanın her yerinde çatışma var. Amerika’da silah şiddetiyle ilgili bir problemimiz var, özellikle de siyah topluluklarda. Beyazların birbirine karşı suç işlemesi de siyahlarınki kadar kötü ama ister inanın, ister inanmayın; siyahların birbirlerine karşı işlediği suçlar daha çok şikayet ediliyor.

Amerika şu an çocukluğunuzdakinden daha tehlikeli bir yer mi?

Büyük şehirler söz konusuysa, evet. Tek sebebi, insanların haklarından daha çok mahrum ediliyor oluşu. Çocukluğumda orta sınıf diye bir şey vardı, şimdi öyle bir şey yok çünkü anne-babamın ve diğer anne-babaların çalıştığı yerler, otomobil fabrikaları, artık yok. Bir fabrika kasabası olan Tennessee’de büyüdüm ben. Amcam yangın musluğu üreten bir yerde çalışıyordu, annem de otomobil parçaları üreten bir fabrikada. Ama bu fabrikalar kapandı. ObamaCare yasası kabul edildiğinde sevindim çünkü sağlık sigortası olmayan ve buna ihtiyacı olan akrabalarım var. Amerika muhtemelen dünyadaki bütün ülkelerden daha çok uyuşturucu tüketiyordur. Uyuşturucu satmak McDonald’s’da işe girmekten daha kolay ve aynı zamanda daha çok kazandırıyor. Bu yüzden genç kadın ve erkekler bir suç döngüsünün içine düşüyorlar. Sistem onları yarı yolda bıraktığı için, sistemin içine girip çıkıyorlar. Bu da para kazanmalarına ve çocuklarının karnını doyurmalarına yardım eden tek bir şey için mücadele eden insanlar arasında kabilesel bir mantalite oluşturuyor ve savaşın içinde buluyorlar kendilerini.

Beklentilerin çok büyük olduğunu ve çoğu politik kariyerin başarısızlıkla sonuçlandığını biliyorum ama tarih Obama’ya nazik davranacak mı?

Hem de çok. Dünya üzerinde en çok saygı gösterilen insanlardan biri ve beyaz Amerikalılar hariç herkes onu seviyor gibi. Ülkeleri ortak sebeplerle birleştirmek adına büyük adımlar attı. Büyük bir devlet adamı, iyi bir aile babası. Bazı insanlar ellerinden geleni yaparak Obama’yı durdurmaya çalıştıysa da, o gerçekten iyi şeyler yaparak imkansızı başardı. Hükümetini durdurmaya çalışan bir grup insanı atlatıp daha güçlü bir şekilde geri döndü ve istihdam sağlayıp insanların refahı için fırsatlar yarattı.

Şu an Donald Trump, Cumhuriyetçilerin önde gelenlerinden ama başarısız olacağına şüphe olmamasına rağmen ciddi derecede bir seçmen kitlesini ikna etti. Bu etkisinin sırrı ne?

Bilmiyorum. İnsanlar Trump’ın herkesin düşünüp de söyleyemediği şeyleri söylemekten çekinmediği için bu pozisyonda olduğunu söyleyebilir. Büyük çoğunluğu Trump’ı sevdiklerini ve oy vereceklerini de söyleyebilirler ama Trump onlarla konuşmaz bile, hatta yanından geçseler suratlarına bile tükürmez çünkü o böyle bir insan. Durum tam bir absürd komedi, Trump absürd şeyler söylüyor. Ama problem, zeka seviyesi düşük insanların onun söylediği şeyleri harfi harfine algılamaları. Geçen hafta birtakım çocuklar beyaz olmayan bir adamı dövmüşler. Ne olduğunu bilmiyorum ama dayak yiyen adam göçmenmiş ve polisler geldiğinde onun ülkede yasal olmayan yollarla bulunduğunu söylemişler. Bir gazeteci bunu Donald Trump’a söylemiş, Trump da “Destekçilerimin çok tutkulu insanlar olduğunu söyleyeceğim” demiş (Trump sonradan “Birbirimize saygılı davranmalıyız. Asla şiddeti affetmem” diye tweet attı). İnsanları şu kadar yıldır buradalar diye dışarıda tutmak ya da dışarı atmak için bir duvar örmeyi savunursan, sonradan dönüp “Bu insanlarla harika ilişkilerim var, pek çoğuna otellerimde iş veriyorum” diyemezsin. Gerçekten mi? Onlara asgari ücret ödüyor musun? Hepsinin belgelerini kontrol ettin mi? Trump herkesin oturup bira içebileceği bir adam gibi davranmaya çalışan fakat aslında öyle olmayan, zengin bir adam.

 

GQ Türkiye Ocak sayısı çıktı.