
AARMY NoHo’nun aynalarında buhar, zeminde ise bir ritim var: Ayak sesleri, bir lokomotifi itmeye yetecek kadar güçlü nefesler ve aynı hedefe kilitlenen bir sürü kalp. Akın Akman bir nevi arena olarak gördüğü stüdyoya giriyor; komut vermek için değil, hatırlatmak için: “Güç, kasın değil, zihnin terbiyesidir”. Disiplin onun anlayışıyla uzun vadeli bir vizyonun, o anki duygu durumlarının etkisinden kurtularak ilerleyebilme kabiliyeti. Sonuç hemen gelmeyecek; ama yine de sen her gün oradasın. Her bir gün. Kazansan da kaybetsen de, iyi ya da kötü hissetsen de… “Bir gün karşılığını alacağın bir hisse senedi gibi” diyor, “ama vadesi uzun.”
Akın Akman’ın hikayesi çok yerde yazıldı ama o, yedi yaşından bugüne olan hikayesini ilk defa anlatıyormuşçasına bize tekrar aktardı. Çıkan deşifreden ilham alarak bir “Akın Akman manifestosu” yazdık. O bugün dünyanın en çok sevilen ve takip edilen koç, sporcu ve ilham kaynaklarından biri; markası AARMY ise spor dünyasında her gün yeni bir maceraya imza atıyor.
Başlangıç çizgisi içeridedir.
Büyük rüya kurulmadan büyük adım atılmaz. Hedef bellidir: Her gün orada olmak. Sonuçlar gecikebilir; sen hiçbir zaman gecikme.
Disiplin, duyguların üstüne kurduğun köprüdür.
Ne hissedersen hisset, uzun vadeli vizyon disiplindedir. Disiplin, bugünü geleceğin lehine yönetme becerisidir.
Her tekrar bir imzadır.
Kısa yol yoktur. ‘Tekrar’, karakterinin el yazısıdır. Yazdıkça okunur, okundukça güçlenir.
‘Kaosta sakinlik’, görünmez kasındır.
Zihnini sadece kapalı bir odada değil, kendi fiziksel arenanda da – nabız yüksek, nefes dar, dünya üstüne gelirken – eğit. Sükunetin kan ter içindeyken bile net kalsın.
Alışkanlıkların ≠ kaderin.
Yazdığın hikayeyi değiştir; kalıbını kır, yenisini yerleştir. Kendi kalıplarını gör, işe yaramayanı kır, yerine seni ileriye götürecek olanı koy. Hikayeni sen yaz, alışkanlıklarını ve böylece kaderini yeniden oluşturabilirsin.
Ekip > ego.
‘Birliktelik’ dayanıklılık arayışında esastır.
Zorluğun diğer tarafını gör.
Ağrı bile bir öğretmendir; sakatlıkta bile kendini daha iyi okur ve tanırsın; toparlanır ve güçlenerek dönersin.
Koçluk ayna olmaktır, teselli etmek değil.
Koç, arkadaş olmak için değil, büyütmek için oradadır. Arkadaşın değil; aynandır. Gerekirse zorlar. Gelişimin, konforun bittiği yerde başladığını hatırlatır.
“Neden”i pusulasıdır.
Yarışa girerse kazanır; ama asıl zafer, her gün hayatı deneyimlemektir. ‘Neden’ hayatın ta kendisini yaşamaktır.
Dışa devretmez, içe döner.
Sinir sisteminin sorumluluğunu bir başkasına bırakmaz. Krizde de kendi nefesinin ritmine güvenir. Belki fırtınayı durduramaz; ama içindeki rüzgarı yönetir.