Kolaj: British GQ
Hepimiz kilo vermeyi denedik, değil mi? Süreç belli: çok egzersiz, az yemek, sürekli aynaya ve tartıya bakmak. “Alınan kaloriye karşı harcanan kalori” yaklaşımı elbette işe yarar. Ancak aşırı kısıtlayıcı diyetler ve yoğun, ter içinde bırakıcı antrenmanlar bir süre sonra motivasyonu tüketebilir. Nitekim diyet yapanların yalnızca yüzde 10 ila 20’si verdikleri kiloyu koruyabiliyor; bazıları ise 12 ay içinde kaybettikleri kilonun yüzde 35’ini geri alıyor.
Bu nedenle vücut yağını azaltmanın daha sürdürülebilir bir yolunu ele alalım. Bilimsel temel değişmiyor. Ancak yağı ortadan kaldırılması gereken bir yük olarak değil, bir yakıt olarak görmek süreci daha dengeli ve uzun vadede daha başarılı kılabilir.
Kilo vermek ve yağ oranını düşürmek istemek tamamen anlaşılır bir hedeftir. Ancak tüm yağı “kötü” olarak etiketlememek gerekir. Günümüzde yağın haksız biçimde olumsuz bir itibarı olduğunu belirten uzmanlar, fazla vücut yağının çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğunu kabul ederken, belirli miktarda yağın hayati olduğunu vurgular.
Yağ, vücudun ısı yalıtımından doğurganlığa, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinden metabolizmaya kadar pek çok işlevde rol oynar. Depolanan yağ, uzun vadeli bir enerji rezervi görevi görür. Aynı zamanda hormon üretimine katkıda bulunur, iştahı ve insülin duyarlılığını düzenleyen sinyaller salgılar ve iltihaplanma süreçlerinde rol oynar. İç organları korur, hücre zarlarının ve sinir sisteminin önemli bir bileşenidir.
Kısacası yağ, düşmanınız değil, işlevsel bir müttefiktir. Bu netleştiğine göre asıl konuya geçebiliriz.
Vücut enerji için karbonhidratları ve yağları kullanır. Düşük yoğunluklu aktivitelerde tercih edilen kaynak genellikle yağdır. Bunun nedeni enerji verimidir. Yağların parçalanması karbonhidratlara göre daha uzun sürer, ancak gram başına yaklaşık 9 kcal enerji sağlar. Karbonhidratlarda bu değer yaklaşık 4 kcal’dir. Üstelik vücut yağ depoları oldukça geniştir; zayıf bir bireyde bile yaklaşık 100.000 kalorilik yağ rezervi bulunabilir.
Vücut yağ yakarken lipoliz ve ardından yağ asidi oksidasyonu süreçleri gerçekleşir. Yağ dokusunda depolanan trigliseritler parçalanarak yağ asitlerine dönüşür, bu yağ asitleri kana karışır ve hücrelere taşınarak enerjiye çevrilir.
Hareketsiz bir birey bile günlük temel fonksiyonlar ve düşük yoğunluklu aktiviteler sayesinde yaklaşık 60 ila 80 gram yağ yakar. Kalori açığı oluşturmak ve egzersiz düzeyini artırmak bu miktarı önemli ölçüde yükseltebilir.
Bu süreçte kritik nokta bakış açısıdır. Yağı yakılması gereken bir yük olarak görmek yerine kullanılabilir bir enerji kaynağı olarak değerlendirmek, antrenmanlara yaklaşımı değiştirir. Tekdüze kardiyo yerine performans odaklı hedefler koymak, süreci daha sürdürülebilir kılar.
Uzun yıllar boyunca, 1 kilogram yağ kaybı için yaklaşık 7.700 kcal’lik açık gerektiği kabul edildi. Ancak bu yaklaşım günümüzde fazla basitleştirilmiş bulunuyor. Çünkü kilo kaybı yalnızca yağdan ibaret değildir.
Vücut kompozisyonu, glikojen depoları, sıvı dengesi ve hatta protein kaybı gibi birçok faktör tartıdaki değişimi etkiler. Bu nedenle verilen kilo her zaman saf yağ kaybı anlamına gelmez. Ayrıca aşırı düşük yağ alımı hormonal dengeyi olumsuz etkileyebilir. Özellikle erkeklerde düşük yağ tüketiminin testosteron seviyelerini düşürdüğü gösterilmiştir.
Bu yüzden beslenmede yağ tamamen kısıtlanmamalıdır. Genel olarak toplam kalorinin yüzde 25 ila 35’inin yağlardan gelmesi dengeli bir yaklaşım olarak kabul edilir.
Yaygın inanış kardiyonun yağ yakımında en etkili yöntem olduğu yönündedir. Ancak araştırmalar bu görüşü tam olarak desteklemez. Kalori açığı uygulanan bireyler üzerinde yapılan çalışmalar, direnç antrenmanlarının yağ kaybında en etkili yöntemlerden biri olduğunu göstermektedir. Üstelik kas kütlesini artıran tek yöntem de budur.
Kas dokusu metabolik olarak aktiftir. Yani dinlenme halinde bile enerji harcar. Bu nedenle kas kütlesi arttıkça günlük enerji tüketimi de artar. Kardiyo enerji harcamasına katkı sağlar, ancak yağ kaybının belirleyici faktörü uzun vadeli enerji dengesi olmaya devam eder.
Sadece diyetle de yağ kaybı mümkündür. Ancak direnç antrenmanı yapılmadığında kaybedilen ağırlığın daha büyük kısmı kas dokusundan gelebilir.
Yağ yakımını tek başına bir amaç haline getirmek yerine, antrenmanları performans ve genel kondisyon geliştirme aracı olarak görmek daha verimli bir yaklaşımdır. Aşağıdaki antrenmanlar hem yüksek kalori harcaması sağlar hem de fiziksel kapasiteyi artırır.
Burpee, squat sıçraması, mountain climber ve pike push-up hareketlerini sırasıyla uygulayın. Her hareketi 40 saniye boyunca maksimum tempoda yapın, ardından 20 saniye dinlenin. Dört hareket tamamlandığında bir tur bitmiş olur. Toplam beş tur uygulayın.
Ağır bir kuvvet hareketi ile aynı hareketin patlayıcı versiyonunu arka arkaya yapın. Örneğin dört tekrar ağır squat ardından sekiz tekrar squat sıçraması. 90 saniye dinlenin ve toplam beş set uygulayın.
30 saniye hafif tempo koşu, 20 saniye orta tempo ve 10 saniye maksimum sprint şeklinde üç aşamalı döngüyü beş dakika boyunca tekrarlayın. Ardından iki dakika dinlenin. Toplam üç ila dört set uygulayın.
Bu yöntem, kısa sürede yüksek kalori harcaması sağlarken kondisyonu da önemli ölçüde geliştirir. Yoğunluk değişimleri, antrenmanın etkinliğini artıran temel unsurdur.
BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.