Sevgili okuyucu;
Yeniden sizlerle birlikte olmak, dergicilik yolculuğumda GQ Türkiye’deki ikinci dönemime böylesi dolu dolu bir sayıyla başlamak, özgün içerikler ve yaratıcı görsellerle varolmak heyecan verici.
Bu sayı ayrıcalıklı… Çünkü önce GQ Global’in yeni editoryal direktörü Adam Baidawi’nin özel röportajıyla Hamnet filminin başrol oyuncusu Paul Mescal’in nasıl bir modern sinema ilahına dönüştüğüne tanıklık edeceksiniz.
Ve sonra 30 yıllık müzik projesi harikası Jay Z’yi, Shawn Carter’ın kendi sözleriyle dinleyeceksiniz. Röportaj çok bilinçli bir dramaturji ile ilerliyor. Birinci bölüm 2024 davası ve öfke sonrası “kırılma” ile başlıyor. Sonra kendi yarattığı, sokaktan doğan “mitoloji”yle devam ediyor. Beyonce’nin kocası, Blue Ivy’nin babası ve kitlelerin kralı olmasından kaynaklanan “arketip”ler geçidi sunuyor.
Bilinçli seçilmiş fotoğraflar ile koreografi tamamlanıyor. “Maske” kimliği, “küp” sistemin içinde kontrollü varoluşu, “uzun koltuk” imparatorluğu, “çift yüzler” Shawn Carter ve Jay Z’yi sembolize ediyor. Bu bir portre çekimi değil, ikonografik bir seri.
Biri sinema diğeri müzik endüstrisinin iki deviyle ilgili sayfaları hazırlarken, yaratıcılığın acılarla ve mutsuzlukla daha fazla belirginleşebileceği üzerine düşündük. Hamnet filminde oğlunun ölümü sonrası yaşadığı acıyı ve yası içimize işleten Agnes rolüyle Jessie Buckley, Oscar Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı. Paul Mescal Shakespeare’in yasını bizlere aktarıyor, Jay Z de Shawn Parker’ın mutsuzluklarını ve öfkesini… Ve bu duygular onların aracılığıyla milyonlarca insanın yasına, öfkesine dönüşürken, yarattıkları sonsuza kadar varoluyor.
2026’da sizin için tasarlayacağımız çok hikâyemiz ve sözümüz olacak… Jay Z Can I live’i bangır bangır söylerken, Shakespeare oğlunun hüznünü o meşhur tiradıyla perçinlerken, her ikisi de aynı şeyi vurguluyor.
“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu…”
“Gerisi sessizlik…”
İyi ki varsınız…
Keyifli okumalar
Özgür Atanur
GQ Türkiye Genel Yayın Yönetmeni