
İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonları farklı bir şeyler fısıldıyor. Daha yüksek sesten ya da maksimalist bir tasarım anlayışından bahsetmiyoruz belki ama kesinlikle daha dışavurumcu bir görünüm var defilelerde…
Milano ve Paris şovları, insanların kıyafetlerin içinde kaybolup geri planda kalmasındansa moda parçalarının daha ön planda olup gerçekten ne anlatabileceğiyle daha çok ilgileniyor gibiydi. Sezon güçlü siluetleri, beklenmedik oranları, dokunulası yüzeyleri ve kendine has kimliği olan parçaları sundu. Lüks artık tamamen kumaşın ve üretimin arkasına saklanmıyor, stil oyunları, renkler, desenler, doku ve karakter aracılığıyla yeniden öne çıkıyordu.
En ilginç değişim ise modanın minimalizm öncesindeki o aşırılığa karşı bir nostalji beslemiyor gibi görünmesi. Aksine yeni bir özgüven formuyla sahneye çıktığına tanık oluyoruz.
Erkek giyimi yıllarca belli bir entelektüellik göstergesi olarak nötrlüğün peşinden gitti. İlkbahar/Yaz 2026 erkek koleksiyonları ise başka bir ihtimal sunuyor: Hem rafine kalıplar hem de yeniden fark edilen ve dikkat çeken kıyafetler. Fısıldayan değil, kendi sesiyle konuşan bir moda.
Prada
Miuccia Prada ve Raf Simons'un "A Change of Tone" ismiyle adlandırdıkları Prada'nın İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonunda, otorite ve güç gösterisi sunan takım elbiseler (power dressing) yerine daha yumuşak kontrastlar ve kasıtlı olarak tamamlanmamış hissi veren kıyafetler görüyoruz: İnce trikolar üzerine yıkanmış gömlekler, kısaltılmış oranlar, eğlenceli volümler ve geleneksel erkek giyim dengesini bozan beklenmedik kombinasyonlar dikkat çekiyor. Mesaj çok net: Kıyafetler karakterin kendini göstermesine yeniden alan tanımalıydı.
Aynı mesaj diğer markalarda da karşımıza çıkıyor. Louis Vuitton'da seyahat teması merkezdeki yerini korurken modern gezgin artık sadece pratiklik için değil; anılar, keyif ve bireysellik için de giyiniyor. İşlevsel detaylar varlığını sürdürürken siluet teknik mükemmeliyetçilikten ziyade rahatlığa doğru evriliyor.
Hermès ise lüksü kullandığı materyaller aracılığıyla göstermeyi seçti. Deriler hafifledi, terzilik yumuşadı ve proporsiyonlar rahatladı ancak hiçbir zaman özensizleşmedi. Alınan ders sadelik değil, katı kurallardan arındırılmış bir netlikti.
SOL FOTOĞRAF: Dries Van Noten; SAĞ FOTOĞRAF: DOLCE & GABANNA
İlkbahar/Yaz 2026 erkek koleksiyonları bedenin ele alınışında da farklı bir bakış açısı sergiledi. Erkek giyimi yıllarca şehvetten ve tensellikten kaçındı. Oysa yaz sezonu bu konuyu incelikle yeniden oyuna dahil etmeyi bildi. Boylar kısaldı. Sandaletler geri döndü. Katmanlar hafifledi. Daha çok ten göründü ama bu şov veya performans amaçlı değildi. Yaratılan etki ne atletik bir maskülenlikti ne de sokak modasının o teşhirci tavrıydı. Bir Avrupalılık rahatlığıydı söz konusu olan…
Ve beden, koleksiyonların gizlediği değil, modayla eşit koşullarda varlığını sürdüren aktif bir oyuncu olarak podyumda yerini aldı. Açık yakalı gömlekler, ince trikolar, kısa şortlar ve sandaletler bu değişimin en belirgin örnekleriydi.