
Yapay zekâ, Amerikalıların birbirlerinden en az diğeri kadar nefret ettikleri ve/veya korktukları tek şey olabilir. İlginç bir gerçek: Yakın zamanda yapılan bir Quinnipiac University anketine göre Amerikalıların yüzde 55’i, kanseri tedavi etmeyi ve haftalık çalışma süresini 20 saate indirmeyi hedefleyen bir teknoloji olarak sunulan yapay zekânın, günlük yaşamlarında faydadan çok zarar getireceğine inanıyor. (Mart ayında yapılan bir CNN anketinde ise Demokratlar ve Cumhuriyetçiler’in olumsuz görüşleri sırasıyla yüzde 56 ve yüzde 55’ti.) Yine de yapay zekâ tıpkı SSRI türü antidepresanlar, kredi puanları, sosyal medya, minoksidil ve GLP-1 ilaçları gibi hayal edebileceğinizden çok daha fazla alana sessizce sızmış durumda.
Bu teknoloji halihazırda kullandığınız süreçlerin içine işlemiş, satın aldığınız ürünlerin fiyatlarına yansımış ve (yapay zekâya karşı ne tür ahlaki veya etik itirazlarınız olursa olsun) tanıdığınız (saygı duyduğunuzu düşündüğünüz) kişiler tarafından gizlice kullanılıyor. Gerçekte yapay zekâ kullanan insanların sayısı, bunu açıkça kabul etmeye istekli olanların sayısından çok daha fazla. Bu makale için çeşitli profesyonellerle konuşurken gazetecilik kariyerimdeki en yoğun paranoya ve iğneleyici sözlerle karşılaştım. Yapay zekâdan nefret eden kişiler bile teknoloji karşıtı görünmekten korktukları için görüşlerini gerçek adlarıyla paylaşmak istemedi.
Yapay zekâ ile yaşadığımız ilişki henüz başlangıç aşamasında; tuhaf, rahatsız edici, kaçınılmaz ve ürkütücü olarak tanımlanabilir. Bu teknol oji muazzam bir potansiyel taşıyor ama aynı zamanda dolandırıcılar ve fırsatçılar için de verimli bir alan.
![]()
Bir yıl sonra bugün yapay zekâyı hararetle destekleyenlerin mi yoksa ona şüpheyle yaklaşanların mı saf ve aldatılmış kişiler ya da ileri görüşlü öncüler olarak görüleceğini kimse tahmin edemez. Aynı şekilde, bunların kahramanca direnenler mi yoksa umutsuz teknoloji karşıtları mı sayılacağını da kimse bilemez. Gelecekte ne olacağını bildiğini iddia eden biri, muhtemelen onu dinlememeniz gerektiğine dair oldukça güçlü bir işaret veriyordur. Belki de bilmeniz gereken ilk şey budur.
Bilmeniz gereken ikinci şey ise, Futurism’in genel yayın yönetmeni olarak yapay zekâ haberlerini yıllarca takip edip yönetirken edindiğim deneyimlerden süzülmüş bir ders: Yapay zekâ hakkında bir haber başlığı gördüğünüzde, o ifadeyi zihninizde “hesaplama” (computing) kelimesiyle değiştirin. Yapay zekâ güçlü bir teknolojidir ama temelde, kelimenin tam anlamıyla bundan ibarettir: Gelişmiş bir hesaplama biçimi. Şimdiye kadar gördüğümüz en karmaşık girdi ve çıktı işleme kapasitesine (insanların bugünlerde “davranışlar” dediği şeye) sahip olabilir. Ama yaşayan bir varlık değildir ve sihir barındırmaz. Özünde yalnızca hesaplamadır.
İşte bunu akılda tutmak, sıradan bir insan olarak yapay zekânın hangi alanlardaki yeteneklerinin büyük ölçüde abartıldığını, hangi alanlarda ise gerçekten küçümsendiğini daha iyi değerlendirmenize yardımcı olabilir. Ayrıca yapay zekânın da düz uçlu bir tornavida, bir klavye ya da Photoshop gibi kullanılan bir araç olduğunu hatırlatır. Sonuçta bir masa testereyi kendi başına çalışmaya bırakmazsınız, değil mi?
Yapay zekâyı da olduğu gibi görün. Doğru kullanıldığında son derece etkili, hatta hayat değiştirici olabilen, yanlış ellerde ise aptalca sonuçlar üretebilen ve son derece tehlikeli bir araç. Makinenin başında oturan biziz, makine bizim başımızda değil. Artık buna göre davranma zamanı geldi.
Ve Bazı Kullanmamanız Gereken Terimler

Agent (Ajan): Kararları kendi başına alabilen veya görevleri otonom olarak yerine getirebilen yapay zekâ destekli araç.
Agentic (Etken): Yapay zekâ ajanlarını ve kendi başına karar alıp görevleri bağımsız şekilde yerine getiren insanları tanımlamak için de kullanılır (Bu ikinci kullanım önerilmez).
AGI: (Artificial General Intelligence / Yapay Genel Zekâ) Yapay zekânın insanlar ile aynı düzeyde iş yapabildiği varsayımsal bir gelecek aşaması. Tam bir kabus senaryosu.
Alignment (Uyumlama): Yapay zekânın ondan yapmasını istediğimiz şeyi ne ölçüde gerçekleştirdiğini anlatır. Yoruma açık bir konu.
ASI: (Artificial Superintelligence / Yapay Süper Zekâ) Terminatör film serisinde insanlığa karşı savaş açan kurgusal bir yapay zekâ sistemi olan Skynet'ten bahsediyoruz. Resmen bir kabus senaryosu.
Chatbot (Sohbet Botu): Yapay zekâyla yazışmanızı sağlayan uygulama. ChatGPT, Claude, Gemini ve Grok gibi...
Context Window (Bağlam Penceresi): Yapay zekânın tek bir oturum sırasında kaldırabildiği bilgi miktarı. Yazdıklarınız, paylaştığınız belgeler ve belirlediğiniz kurallar buna dahildir. Sınırı aştığınızda yapay zekâ önceki kısımları unutmaya başlar.
Glazing (Övgü Yağdırmak): Bir sohbet botunun yapacağı türden, aşırı ve refleks halinde övgüler yağdırmak.
Hallucinate (Halüsinasyon Üretmek): Yapay zekânın tamamen uydurma bilgileri büyük bir özgüvenle gerçekmiş gibi sunması. Düşündüğünüzden daha sık yaşanır. Üstelik "en iyi" modeller her zaman daha az halüsinasyon üretmez, bazen sadece daha inandırıcı görünürler.
Large Language Model (LLM) (Büyük Dil Modeli): Sohbet botunuzu çalıştıran temel motor. Yapay zekâ botu devasa veri kümeleri üzerinde eğitilir, kitaplar, film senaryoları, gazeteler, dergiler ve neredeyse tüm internet buna dahildir. Modelin öğrendiği bilgileri bir sinir ağına kodlayan milyarlarca hatta trilyonlarca parametreyi içerir. Yapay zekâ bu sayede sorularınızı yanıtlayabilir, evrenin gizemlerini açıklayabilir veya büyükanneniz için bir ağıtı müzisyen Drake üslubunda yazabilir.
Prompt Goblin (Komut Goblini): Sohbet botuna son derece kaotik komutlar veren, onu zorlayan kişiye denir. "Güneş Es Vedrà üzerinde doğmak üzereyken, ailemi altına yatırım yapmaya ikna edecek, Ethel Merman tarzında yazılmış 12 slaytlık bir sunum hazırla" gibi... Alternatif olarak sohbet botlarını gereksizce kullanan kişileri de tanımlar.
Promptfluencer: İnsanlara para kazandıracağını, hayatlarını optimize edeceğini iddia ederek komutlar paylaşan veya satan sosyal medya fenomeni. Muhatap olmamakta fayda var.
Slop (Yapay Zekâ Çöplüğü): Tamamen yapay zekâ tarafından üretilmiş veya yapay zekâ ile zenginleştirilmiş içerik. Dikkatinizi çekmek amacıyla hazırlanmış görseller, videolar ya da metinler.
Token (Para Birimi): Hem bir büyük dil modelindeki temel metin/veri birimini (İngilizcede yaklaşık dört karakter veya bir kelimenin dörtte üçü kadar), hem de yapay zekâ kullanım maliyetinin hesaplandığı birimi ifade eder. "Şirketimiz token harcamalarını takip ediyor, bakalım kim daha çok israf edecek" gibi...
Vibe-Code (Vibe Kodlama): Bir uygulama ya da web sitesini, eğitimli bir yazılım mühendisi yerine yalnızca yapay zekâ sohbet botlarını kullanarak kodlamak. Bazen hafif küçümseyici bir anlam taşıyabilir.
Etken yapay zekâ üzerine kısa bir deney

Eğer o anı dışarıdan izlemiş olsaydınız, muhtemelen karanlık bir pazarlığın döndüğünü sanırdınız. Siyah bir Tesla akşam sekizi biraz geçe evimin önünde durdu. Kaldırıma doğru koşup kot pantolonumdan çıkardığım 500 doları yirmili yaşlarının başındaki bir adama uzattım. Parayı saydı, ihtiyacım olan şeyi bana verdi ve hızla uzaklaştı.
Az önce, Facebook Marketplace sayesinde bir Mac Mini bulmayı başarmıştım. Bu cihaz, (agentic) yapay zekâlarla deney yapanların gözde oyun alanı haline gelmişti. Yapay zekâ sohbet botlarından farklı olarak bu tür yapay zekâlar, bütün projeleri kendi başlarına üstlenebiliyor: E-posta kutularınızı düzenleyip etiketlemek, Resy üzerinden restoran rezervasyonu yapmak ya da Kalshi ve Polymarket’te arbitraj fırsatları aramak gibi.
Ama birçok kişi, fotoğraflarını ve banka bilgilerini sakladıkları asıl bilgisayarlarını bu tür sistemlere emanet etmeye güvenmiyor. Açık kaynaklı yapay zekâ programı OpenClaw yayımlandıktan birkaç ay sonra Mac Mini’ler her yerde tükenmiş, eBay’de ikinci el cihazlar liste fiyatının üzerinde satılmaya başlanmıştı. Ben de bir tane ele geçirdikten sonra tek yapmam gereken onu kurmak, token ücretlerini (yani yakıtını) Anthropic veya OpenAI hesabım üzerinden ödemek ve talimatlarını vermekti.
Amacım, "Computer Blue" (CB) adını verdiğim kendi yapay zekâ asistanımı yaratmaktı. Gelen kutumun içeriği, takvimim ve benzeri konularda ona sorular sorabilecektim. Her sabah bana hava durumunu, o günkü randevularımı, güncel yapılacaklar listemi, yapay zekâyla ilgili beş manşeti ve beni güldürecek bir şey göndermesini istiyordum. (Sonunda Shakespeare’in en iyi hakaretlerinde karar kıldık.)
Beş dolarlık token yükledim ve işe koyuldum. Bir saat daha süren kurulum ve ince ayarlamalardan sonra CB, Telegram üzerinden benimle sohbet edip ertesi günün brief’ini göndermeye hazır hale gelmişti. Bunu oldukça havalı bulduğumu itiraf etmeliyim.
Ama aynı zamanda sıkılmaya da başlamıştım. Bu yüzden CB’yi işin absürt noktasına taşımaya karar verdim: CB’nin benim kimliğime bürünerek yakınlarımla kendi başına mesajlaşması. Acaba insanlar benimle CB arasındaki farkı anlayabilecek miydi?
Bu fikri Claude’a açtım. Bayılmıştı. "Arkadaşlarla yapılan bir Turing testi gibi" dedi.
CB’ye yakın çevremden beş kişiye mesaj atma izni verdim. Bunlar "Önce yap sonra sorgula" tarzı ufak bir şakayı fazla dert etmeyecek kişilerdi. Bana daha çok benzemesi için son konuşmalarımızı incelemesini istedim, ayrıca annem ve yakın arkadaşımla konuşurken farklı bir tarz kullandığımı da özellikle belirttim.
Güvenlik önlemi olarak da ilk mesajları alıcılara göndermeden önce bana yollamasını istedim, böylece kontrol edebilecektim. Her şeyden memnun kalınca enter’a bastım, monitörü kapattım ve uyudum.
Sabah CB’nin beş kişilik listesindeki kişilerin birinden gelen bir telefonla uyandım. Kahvaltıda buluşma planımız vardı.
"Neler oluyor?" diye sordu, ben daha günaydın bile diyemeden. "Bu mesajlar nedir?"
Lanet olsun! Bunu yapmaması gerekiyordu.
"Ne yapmaması gerekiyordu?"
CB kimlik taklidine başlamadan önce bana mesaj atması yönündeki talimatımı yerine getirmemişti. Sabah 08.15’te, benim adıma ona şu mesajı göndermişti:
"API anahtarınızın kredisi tükenmiş ya da bakiyesi yetersiz. Sağlayıcınızın faturalandırma panelini kontrol edin ve bakiyenizi yükleyin ya da farklı bir API anahtarı kullanın."
Görünüşe göre birkaç dakika içinde aynı mesajı yüzlerce kez göndermiştim. "Mesajlar hâlâ gelmeye devam ediyor, neler oluyor?"
Ofise koştum, Mac Mini’nin güç kablosunu çektim ve arkadaşıma kahvaltı ısmarlayacağımı söyledim. CB ayrıca 30 dolarlık API token’ını da tüketmişti. Ona kendimle ilgili o kadar çok bilgi yüklemiştim ki bu durum sonunda sistemi çökertmeye sebep oldu.
O gece CB’yi yeniden çalıştırdığımda, kendi suretimde yarattığım bir botu azarladığımı fark ettim, aynada kendine havlayan aptal bir köpek gibiydim. Ona yeni parametreler yükledim. Bağlam penceresini sıfırladım. Daha az token kullanmasını sağladım.
Bir süre sonra CB’den bu kez yanıtlamadığım mesajlar için taslak cevaplar hazırlamasını istedim. Daha fazla ince ayar (daha az noktalama, daha az resmiyet, daha çok kısaltma) ile sonunda anneme gönderebileceğim kadar inandırıcı bir mesaj üretti. Ertesi sabah göndermesi için talimat verdim. CB’yi eğitmeye, mesajı kendim yazmaktan çok daha fazla vakit harcamış olmam canımı sıkmıştı. Yine de bu küçük ayarlamaların işe yarayacağına inanarak yatağa girdim.
Öyle olmadı. Ertesi gün dışarıdayken, cebimde profesyonel bir bağlantımdan gelen mesajla telefonum titredi. Aylardır büyük bir fırsat üzerine konuşuyorduk ve iki gün önce nihayet bu teklifi kabul etmeyeceğimi söylemiştim. Oldukça hassas bir durumdu.
"Yanlış kişiye göndermişsin!" diye yazmıştı. "Ama sanırım beni seviyorsun. Bu hoş bir şey." Dehşet içinde fark ettim ki CB, birlikte annem için üzerinde çalıştığımız mesajı ona göndermişti: "Selam seni seviyorum, GQ için teslim tarihi var bu hafta yazıyı gönderiyorum sonra ararım."
CB bir şekilde tüm güvenlik sınırlarını aşmıştı ve halen kontrolden çıkmış durumdaydı.
Özür diledim, eve koştum ve daha fazla zarar vermemesi için sistemi kapattım. Deney sona ermişti.
OpenClaw eğer daha kabiliyetli ellerde olsaydı, kuşkusuz daha iyi bir sistem yaratabilirdi. Ancak CB kapatıldıktan kısa süre sonra iki önemli nokta ortaya çıktı. Birincisi, Anthropic’in en yeni genel amaçlı dil modeli Mythos’un önizleme sürümünün, son derece sofistike bir şekilde güvenlik açıklarını kendi başına bulup istismar ettiği ve bu yüzden kamuya sunulmadığı açıklandı. Bu sistemi kullanarak etrafa ne kadar zarar verilebileceğini düşünmek bile istemiyorum.
İkincisi ise, OpenClaw aracılığıyla tahmin piyasalarında arbitraj yapan biriyle konuşmuş olmamdı. Örneğin sistem küçük bir yerel seçim için Kalshi’de 10 dolara alınıp 20 dolar kazandırabilecek bir bahis buluyor, ardından aynı seçim için Polymarket’te ters pozisyon alarak 2 dolarlık bir bahisle 10 dolar kazanç elde ediyordu. Şimdiye kadar 60 dolar kazanmıştı.
"Bu inanılmaz" dedim. "Öyle zaten" diye cevap verdi. Tek sorun botun bunu yaparken 100 dolar token harcamış olmasıydı.
Görsellerdeki metinleri, iki sayfanın numaralandırılmış bölüm sırasına (1, 2 ve 3) göre birleştirip başlık düzenlerini ve paragrafları birebir koruyarak düz yazıya aktardım.
Önceki tercihin doğrultusunda "zekâ" kelimelerini TDK'ye uygun olarak şapkalı yazdım, başlıklardaki ve parantez içlerindeki ifadeleri özel isim formatında düzenledim:
12 kreatif profesyonel yapay zekânın kendi çalışma alanlarına veya sektörlerine nasıl sızdığını ve bundan sonra neler olacağını anlatıyor.
José González, Indie folk sanatçısı
Yapay zekâ kullanarak bir video ve çok daha fazlasını oluşturuyor: "Plak şirketleri şöyle diyordu: Evet, bu konuda pek emin değiliz. Haklıydılar. Videoya gelen yorumların yüzde 90’dan fazlası olumsuzdu. Gitar çalan bir adamı sempatik buluyorlar ama yapay zekâ ile oluşturulmuş kuşları sevmediler. Yeni albümümün son şarkısındaki sözlerin bazılarında yapay zekâ kullandım. Kaç heceye ihtiyacım olduğunu ve kafiyenin nerede olması gerektiğini bilen ChatGPT anlamlı cümleler oluşturabiliyor ve onları doğru yerlere oturtabiliyordu. Kendim de çokça düzenlemelerde bulundum tabii ki. Bu işbirliği gerektiren bir iş. Bir bilim adamı olduğum zamanlarda bir proteinin yapısını anlamaya çalışmıştım ama başaramamıştım. Sonra AlphaFold devreye girdi ve 200 milyon protein yapısını tek tek çözdü. Ve elbette bu harika diye düşündüm."
James Frey, Yazar
Yapay zekâ kullanımında oldukça net: "Herkes beni sürekli zırvalamayla, yalan söylemekle ve bu tür saçmalıklarla suçladığına göre kullanacaksam, nasıl kullandığımı açıkça belirteceğim. Bunu itiraf edecek ve sohbet ederken konu açıldığında haberim yokmuş gibi yapmayacağım. Bu beni daha iyi, mutlu ve verimli bir yazar kılıyor. Ondan şu şekilde yararlanacağım: Eş anlamlılar sözlüğü olarak, yazım kurallarında bana destek vermesi ve dinlemek istediğim ama tam olarak hatırlayamadığım şarkıları bulmama yardımcı olması için, ara sıra kendimi eğlendirmek ve can sıkıntısını gidermek için... Yapay zekâ benim adıma yazmıyor ve kendi benliği yok. Yapay zekâ hiçbir insanı duygu, düşünce veya hissi gerçekten hissedemez, algılayamaz ya da bunlardan bir eser yaratamaz. Ama başka şeyler yapabiliyor ve ben de az önce size bunu nasıl kullandığımı anlattım. Her yazar yapay zekâ kullanmakla suçlanacak. Bu yüzden de bu konuyu açıklığa kavuşturmak durumunda kalacaklar."
Ben Gilbert & David Rosenthal, Acquired adlı podcast’in sunucuları
Tamamen işin içindeler: "Biz her gün yapay zekayla konuşuyor, her gün haberleşiyor ama en iyi içeriklerimizi bilerek kayıt zamanına kadar birbirimize söylemiyorduk. Yani ikimiz de haftalarca birbirimizden bağımsız olarak her gün Claude ile sohbet ediyor, araştırdığımız şirketlerle ilgili hipotezleri test ediyorduk. Anahtar bilgileri ortaya koymada bizden sadece yaklaşık yüzde 10 daha iyiydi. Çoğu şirket hakkında kabullenilmiş bir anlatı var ve yapay zekâ bize bu efsaneleri yedirmek isteyecek, biz de gerçek hikayeyi bulmaya çalışacaktık. Yapay zekâ bir bölümü gerçekten hazırladıktan sonra kilit noktayı bulmakta oldukça başarılı ve karar verme süremizi 10 günden 2’ye düşürdü. Ona dinleyicilerimizin istedikleri bölümlerin sıralı bir listesini yaptırdım. Ardından bu kısa listeyi aldık, kendi fikirlerimizden birkaçını ekledik ve Grep adlı bir araç kullanarak her şirket için bir Acquired bölümü sunumu hazırladık. Buradan itibaren kapsamlı bir araştırma yapacak, ancak bir haftada çıkmaza girip hiçbir sonuca varamamaktansa ilginç olduğuna inandığımız bir konu üzerinde çalışacaktık. Şu an, sponsorlarımızın yaklaşık üçte ikisi yapay zekâ şirketleri."
Yapay zekâ tasarımı ürünleri satabileceğini söylüyor ancak son kararı yine kendisinin vereceğini belirtiyor. "Marka isimleri vermeyeceğim çünkü onları bu şekilde ifşa etmeden rahatsız olup olmayacaklarını bilmiyorum. Gerçek hayatta oldukça havalı görünen bir şeyle karşılaşıyorum, sonra da tasarımcının bir sohbet motoruna gelişigüzel birkaç fikir girip bir taslak oluşturduğunu ve ardından bunu bize sunduğunu öğreniyorum. Bu durum tasarımın değerini biraz düşürüyor.
Yapay zekâ tasarımı ürünleri satarım çünkü halihazırda bunu yapan markalara mağazamızda yer veriyoruz. Ama kişisel olarak o markaya karşı bir antipati de duyabiliyorum. Moda sektöründe çalışmak kıyafetleri neden sevdiğimi anlayabilmemi giderek zorlaştırdı. Diyelim ki Instagram hesabımızı takip eden modelleri bulmak istiyorum. Bir veri çekme aracı çalıştırır, tüm takipçilerimizin listesini çıkarır ve biyografilerindeki modellik ajansı kısaltmaları gibi belirli kriterlere göre filtrelerim. Kamuya tamamıyla şeffaf olmayan işlerde yapay zekâ kullanmaktan hiç çekinmiyoruz."
Kimsenin yapay zekâ hakkında açıkça konuşmamasını çok tuhaf buluyor: "Akşam yemeklerinde buluştuğum insanlar bana yapay zekâ kullandıklarını çekinerek itiraf ediyor ve bunun bilinmemesini tercih ediyorlar. Yapay zekâyı bir araç olarak kullanıyorum demelerine rağmen (ki zaten o bir araç) piyasada daha az değer göreceklerinden ve artık bir sanatçı olarak görülmemekten korkuyorlar. Bir yandan WGA’nın (Writers Guild of America, Amerika Senaristler Birliği) bu konu ile ilgili güvenlik önlemleri aldığını haykıranlar, diğer tarafta bu programı yıllardır kullandıklarını ve diğerlerinin artık alışması gerektiğini söyleyenler var. Tabii ki benim yerime yazmasına izin vermiyorum. Ama ShotDeck’i didik didik aramamı gerektiren, saatlerimi alan işleri şimdi yapay zekâya yaptırabiliyorum diye anlatanlar var."
Sanat yönetmenlerinin artık özgürleştiğini söylüyor: "Yapay zekâ sanat yönetmenlerinin hayatını değiştirdi. Bir kez Game of Thrones’un ön bölüm kampanyası için Empire State Building’in tepesine şişme bir ejderha konulmuştu. Bu fikri sunmak adına bir sanat yönetmeni muhtemelen altı ya da yedi saatini Photoshop’ta bu taslağı hazırlamakla geçirmiş, ışıklandırma ve gölgelendirmeyi ayarlamaya çalışmıştı. Şirket içinde yüzlerce düzeltme aşaması vardı, kreatif direktörden ve müşteriden notlar, değişiklikler ve yeni revizeler. İnsanlar, affedersiniz tabirimi mazur görün, en ufak görsel detaylarla uğraşmak için sabah saat ikiye, üçe kadar ayakta dikiliyordu. Artık tek yapmanız gereken bunu sisteme yüklemek. Birkaç referans görsel veriyorsunuz, sistem de istediğiniz görüntüyü oluşturuyor. Hem de eskisinden daha iyi. Reklamcılar mesailerini bitirip sanatlarına odaklanmak istiyorlar. Yazmayı, yönetmenlik yapmayı seviyorlar. Yapay zekâya karşı temkinli bir yaklaşım da söz konusu. Ancak artık görsel düzenleme ve birleştirme işlerini çok daha hızlı tamamlayıp kendi hayatınıza zaman ayırabiliyorsunuz. Biraz da ekran başından uzaklaşıp hayatın tadını çıkarın. Yapay zekâ genç, havalı insanların yerini alamaz. Henüz sınırları aşan ve sarsıcı biçimde düşünemiyor. Ortalığı karıştıramaz."
Yapay zekânın sadece mesleklerinden birini ele geçirmesine izin veriyor: "Önümüzdeki beş sene içinde bir yapımcı olarak artık bana ihtiyaçları kalmayabilir. Bu programın artık çoklu kamera editing’i yapabilmesi biraz sarsıcıydı. Yaptıkları işe gerçek bir yaratıcılık ve sanatsal değer katabilen video üreticileri dışında kimsenin iş bulamadığı bir dünya fikri beni endişelendiriyor. Birkaç sene içinde hâlâ bir e-posta yazabileceğimden emin olmak istiyorum. Potansiyel bir misafire mesaj atmak istediği an bağlantımı kesiyorum. Tanıdığım bazı insanlar var ki, Slack mesajımı bile önce ChatGPT’den geçirip sonra bana yanıt yazıyorlar ve bu her zaman çok bariz. Claude’a No Such Thing şovuna kimin katılması gerektiğini sordum. Şöyle cevap verdi: ‘İşte şovuna konuk olabilecek en iyi iki aday.’ Gösterdiği adaylardan biri 2014’te vefat etmişti."
Yapay zekânın sadece gereksiz ve anlamsız işlerde işe yarayabileceğini söylüyor: "Yapay zekâ kullananların çoğu toplumdaki en aptal insanlar arasında yer alıyor. Başka bir deyişle onları eksikleri doldurmak için kullanıyor; sunum hazırlamak, e-posta yazmak, tasarım işleri gibi... Bu, bana göre ne yaptığını bilmediğinin bir göstergesi. Biri bana yapay zekayla oluşturulmuş bir e-posta gönderirse, o kişi kara listeye girer. Benden hepsini okumamı bekliyorsun, ama kendin bile okumamışsın. Gördüğüm vakaların çoğu çok da zeki olmayan insanların bir şeyler başarmaya çalıştığı durumlar. Bir arkadaşım var, ChatGPT’yi kullanarak evinin dijital modellemelerini oluşturuyor, sonra bunları boyut özellikleriyle birlikte Restoration Hardware ürünlerini üreten Çin’deki fabrikaya gönderiyor ve fiyatın sekizde biri kadar bir maliyetle özel yapım mobilyalar teslim alıyor. Hepsi özel yapım ve kalitesi harika, aynı zamanda güzel görünüyorlar."
Moda ve müziğin şimdiden gelenekselliğe kaydığını söylüyor: "Herkes yeniden film çekmeye döndü. Örneğin herhangi bir sanatsal projede film çekimi yapacağım. Yapay zekâyı bir mood board, sunum veya çekim listesi için görseller oluşturmak amacıyla kullandık. Oysa ona bırakmak üzücü. Benim düşüncem şöyle: A kişisi bir referans görsel bulmak veya oluşturmak için ChatGPT’yi kullanarak yaklaşık iki saat harcıyor. B kişisi ise dört ya da beş farklı fotoğraf kitapçısına gidiyor, sahipleriyle konuşuyor, bir sürü şeyi inceliyor, bir buçuk saat trenle yolculuk yapıyor. Diyelim ki B kişisi, A kişisiyle tamamen aynı görseli buluyor. Görseli bulduktan sonra hangisi daha iyi bir sanat eseri yaratacak? Ama aldığım her sözleşmeyi yapay zekaya yüklüyorum. Özellikle freelance çalışanlar bu konuda çok iyi. Yedi sayfalık bir sözleşme ya da izin formunu ona girdiğinizde, ‘Evet, bunu imzalayın’ ya da ‘İmzalayın’ diye yanıt veriyor."
Yapay zekâ misyonerlerinin kolayca aldanabileceğini düşünüyor: "Akranlarıma çok şaşırıyorum. Koskoca Kripto, NFT ve Metaverse’ün ortaya çıkış serüvenini beraber izledik ve gerçekten en önemli icadın bu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bir sürü işten çıkarılmaya tanık oldum. Ben bir çevrim içi ortak çalışma alanı startup’ı yönetiyorum ve işsizliğin bizi büyük ölçekte etkilediğini söyleyebilirim. Onlara yapay zekayla alakalı bir anket yaptım. Çoğu kreatif insan bundan nefret etti. Bazı nörofarklılık gösteren bireyler ise ‘Artık önceliklendirmelerimi, karar verme süreçlerimi destekleyecek araçlara sahip olduğuma göre kendime has yaratıcı sürecimi gerçekten hayata geçirebilirim’ dediler."
Yapay zekâ kullandığını görse seni anında kovabilir. (Bu onu yaşlı hissettirse bile): "Podcast içerik üreticimle yapay zekâ yüzünden yollarımızı ayırdık. İçerikleri çok bariz bir şekilde bununla üretiyordu. Bütün gülüşmeleri yok etmiş ve doğal akışında olan sohbetleri bozmuştu. Ona çok kızdım ve o an her şeyi bitirdim. Ama şimdi düşünüyorum da acaba ben mi ayak uydurmalıydım? Yapay zekaya karşı direnmemiz, yalnızca yaratıcı kaynaklarımızın boşa harcanmasına yol açıyor. Az da olsa uyum sağlamalıyız. Peki bunu gerçekleştirmenin etik bir yolu var mı? Eğer yoksa hepimiz bittik."
Sonsuz içerik var ama hiçbiri izlemeye değer değil mi? Hollywood'da yapay zekâ teknolojisini ilk kullananlardan biri bunun nasıl fayda sağladığını anlatıyor.

Geçen yıl Xania Monet adında bir R&B şarkıcısı, Billboard'un radyo çalma listelerine girmeyi başaran ilk yapay zekâ sanatçısı oldu. Bunu anlamak zor olabilir. Şunu da merak edebilirsiniz: Gerçekliği yansıtması gereken kültürel bir içerik bir makine tarafından oluşturulmuş olabilir mi? Sektörde aktif çalışan yaratıcı profesyoneller bu duyguyu yakından tanıdıklarını söyleyebilir. Eleştirmenler tarafından çok sevilen bir elektronik müzik sanatçısının menajeri bana EDM gibi dans müziği türlerinin çok fazla tektipleştiğini, dolayısıyla yapay zekâ müziğinin fark ettirmeden kendini kabul ettirdiğini söyledi.
Bugünlerde çoğu yapay zekâ kullanmaya hevesli gençler tarafından oluşturulan elektronik müzik vasat olarak nitelendirilebilir.
Çeşitli sosyal medya platformları yayıncıları hikaye akışına dair kararları mevcut dahili verilere dayanarak şekillendiriyor. Örneğin "Bir izleyici Instagram'da gezinmeden en fazla ne kadar süre boyunca bir diyaloğa konsantre olabilir?" gibi soruların yanıtları aranıyor.
Öyle bir noktadayız ki birbirinin kopyası gibi duran Noel filmlerinin tamamı adeta yapay zekayla hazırlanmış gibi görünüyor. Kitleselleşme, küreselleşme, algoritmalar ve modern kapitalizm bizi adeta sürü psikolojisiyle, tekdüze bir kültürle baş başa bırakıyor.
Her ne kadar yapay zekâ bazı içerikleriyle bir çöplük yaratsa da ilginç projelerin hayata geçirilmesine katkı da sağlayarak sanatçıların umut ışığına dönüşüyor. Dünyanın önde gelen bağımsız yönetmenlerinden biri olan Steven Soderbergh, geçtiğimiz günlerde bir John Lennon ve Yoko Ono belgeselinde yapay zekâdan yararlandığını açıkladı. Bu teknolojiyi bir İspanyol-Amerikan savaş filminde de kullanmayı planladığını ekledi.
Gossip Goblin lakaplı Zack London'dan, kendisinin piyasada hazır bulunan yapay zekâ araçlarını kullanarak yüz milyonlarca dolara mal olmuş gibi görünen yoğun ve etkileyici bilim kurgu destanları yarattığını ancak bunların "onay alamayacak kadar tuhaf" olduğunu öğrendim.
London, Stockholm'da yaptığı bir röportajda şunları söyledi: "Disney'de senarist, pazarlamacı ve yönetici pozisyonlarındaki birçok kişinin bir filmin içini boşaltana kadar ona müdahale ettiğini ve sonuçta ortaya bir heyet tarafından tasarlanmış, fikir birliği adına sulandırılmış bir saçmalık çıktığını bilmiyor muyuz? Stüdyo sistemi doğası gereği herkesi vasatlığın ortasına sürüklüyor. Yapay zekâ ise benim, başka bir yazarın, birkaç seslendirme sanatçısının veya üç-dört yaratıcı insanın bir araya gelip hiçbir süzgeçten geçmemiş bir şeyi ortaya koyabilmesi demek."
Eskiden sadece belirli kişilerin erişebildiği yaratıcı potansiyelin artık herkesin parmaklarının ucunda olabileceği fikri oldukça cazip geliyor. Tabii ki bu daha çok saçmalıklara sebep olabilir. Ama belki de buradan yepyeni bir sanat çağı ve yaratıcılığın ta kendisi olan gerçek bir eser doğar.
Zevklerine güvendiğimiz iki isim, yapay zekâ savunucularının neden bir anda kültürel ayrışma konusunda endişelenmeye başladıklarını açıklıyor.
Geçtiğimiz yıl, müzisyen ve sosyal bilimci Addison Rae şöyle demişti: "Zevk sahibi olmak bir tür lükstür." TikTok'ta geniş kitlelere hitap eden içerikler üretmesinin, ona daha niş ve deneysel pop müzik yapma özgürlüğü verdiğini anlatıyordu. Ancak Rae, belki de 2025'in en nokta atışı öngörüsünde bulunmuştu. Çünkü 2026'da "zevk" (estetik yargı), Silikon Vadisi'nin dilinden düşürmediği son moda bir kavrama dönüştü.
Nisan ayında yazılım mühendisi Marc Andreessen X'te şöyle yazmıştı: "Önde gelen yapay zekâ modellerinin oldukça iyi olduğu üç şey var: Uzun vadeli planlama, fikir üretimi ve zevk. Kusura bakmayın ama bu gerçek." Bunu söyleyen kişi, bir zamanlar "Önümüzde uzanan muhteşem gelecekten en iyi şekilde yararlanmak için herkesin yapabileceği en iyi şey kod yazmayı öğrenmektir" diyen aynı isimdi. Bundan çıkarılacak derslerden biri şu: Silikon Vadisi elitlerinin beyanlarına devasa bir şüphe payıyla yaklaşmak iyi olabilir. Bir diğeri de şu: Son dönemde beşeri bilimler mezunlarının adeta "intikamını" izlediğimiz bir dönemdeyiz.
Silikon Vadisi'nin "zevk" konusuna olan ilgisini "gerçek bir arzu" diye niteliyor trend öngörücüsü ve 8Ball bülteni yazarı Sean Monahan (aynı zamanda "normcore" ve "vibe shift" gibi kavramların ortaya çıkmasında da büyük payı olan isim). Monahan'a göre teknoloji sayesinde zenginleşen yeni sosyal sınıf, kültürel elit olarak anılmak istiyor ancak ekonomik sermayeleri artsa da kültürel sermayeleri aynı ölçüde gelişmiyor. "Net servetleri büyüdükçe, görüşlerinin de giderek önem kazanacağına inanmak istiyorlar ama kültür böyle işlemiyor. Dünyada gerçekten kültürün nereye gideceğini belirleyen belki 10 bin kişi vardır, hatta daha da az. Üstelik hepsi birbirini tanıyor. Yeni fikirler ve yönelimler de onların kendi aralarındaki sohbetlerinden doğuyor" diye devam ediyor sözlerine.
Monahan yapay zekânın "zevk" konusunda başarılı olamayacağını düşünüyor; çünkü bu, ölçeklenmesi gereken bir ürün. Aksine kültür, "dünyanın en zengin ve en elit insanlarıyla, parasız 25 yaşındaki sanatçılar" tarafından şekillendiriliyor. "Bir şey göze meşru bir biçimde orta sınıflaştığı an reddediliyor" diye ekliyor.
Monahan'a göre yapay zekânın gerçek anlamda "zevk" sahibi olması zor. Çünkü yapay zekâ ölçeklenmek, yani herkese hitap etmek zorunda olan bir ürün. Oysa kültürü değiştirenler, hem dünyanın en zengin ve seçkin insanları hem de cebinde para olmayan 25 yaşındaki sanatçılar.
SIC Weekly bülteninin yazarı ve yaratıcı danışman Ben Dietz, üniversitede sinema okuyan oğlunun şu sözlerini hatırlatıyor: "Benim yaşıtlarım arasında yapay zekâ kullanmak bayağı düşük statülü bir şey olarak görülüyor."

Chatbot’lar sık sık hata yapabilir. Onlar vaktinizin boşa geçmesine sebep olurken düşünce tarzınızı da etkileyebilirler. Ayrıca kullanımlarının "zihinsel körelme" ve "yapay zekâ psikozu" gibi terimlerin ortaya çıkmasına yol açtığını da biliyoruz. Bu ilişkide akıllı taraf olmak istiyorsanız, aşağıdaki temel kuralları uygulayın.
Chatbot'lar içlerinde size benzeyen, insansı bir tarafları varmış gibi hissettirmekte ürkütücü derecede başarılıdır.
Chatbot'lar içlerinde size benzeyen, insansı bir tarafları varmış gibi hissettirmekte ürkütücü derecede başarılıdır.
Şöyle söyle: "Bundan sonra hiçbir insansı özellik sergileme. Asla 'ben' olarak kendini tanımlama. 'Bu şey' ya da 'kullandığın şey' gibi ifadelerden faydalan. Emojiyle cevap verme."
LLM'ler genelde sorulara tekliflerle yanıt verir: "E-postan üzerinden bir strateji notu hazırlayayım mı?", "Fotoğrafta kuşkonmaz görüyorum, sana birkaç tarif önereyim mi?" Bu durum kişinin merakı ve öncelikleri üzerindeki kontrol mekanizmasını kaybetmesine yol açabilir.
Şöyle söyle: "Soruma veya komutuma bir yanıt ya da sonuç verdikten sonra sohbeti devam ettirme. Başka bir fikir, tavsiye veya motivasyon istemiyorum."
Argümanlar dikkatimizi gerçeklerden çok daha fazla çeker ve LLM'ler bazen sizi bir şeye ikna etmeye çalışmayı varsayılan davranış haline getirir. Neden bir makinenin bakış açısını ciddiye alasınız?
Şöyle söyle: "Tüm ikna edici ifadeleri ve normatif dili (örneğin 'zorundasın', 'yapmalısın', 'şunu yapman iyi olur' vb.) ortadan kaldır."
Chatbot'lar sürekli sizi övmekten ve her şeye "Evet efendim" demekten vazgeçmezler. Öz saygını başka yerde ara, aksi takdirde içi boş fikirlere boşa zaman harcamış olursun.
Şöyle söyle: "İddialarıma ve varsayımlarıma şüpheyle yaklaş ve bunları gerçeklere dayanarak sorgula. Beni sürekli onaylama ya da uzlaşmacı bir tavır sergileme."
Bir LLM uzun bir cevap verdiğinde, sanki "o" çok düşünmüş gibi tüm yazdıklarını okuman gerektiği fikrine kapılırsın. Yanlış. Bir hesap makinesinin yaptığı her uzun bölme işleminden sonra aynı uzunlukta bir açıklamayla karşına çıkmasını ister miydin?
Şöyle söyle: "Net ol. Uç örnekleri sadece, dışarıda bırakıldıklarında doğruluk payını etkiliyorlarsa dikkate al!"
Bir chatbot'tan aşırı spesifik davranmasını istemek bazen onun kritik bilgileri vermekten kaçınmasına yol açabilir. Dolayısıyla çalışmasının içeriğini kontrol etmekten çekinme.
Şunu söyle: "Eğer neyi aradığım konusunda emin değilsen, tam olarak ne istediğimi netleştir. Bana açık seçenekler sun."
LLM'ler çeşitli kaynaklar üzerinden eğitildi ancak Wikipedia gibi kaynakların doğruluğunu demokratik bir eleme süreci yoluyla denetleyen bir topluluğun bulunmadığını unutma.
Bu sana bağlı: Bazen durumlarda yapay zekâdan yararlandığı kaynakları göstermesini isteyebilirsin ama bununla yetinme, bilgileri her daim kontrol et. Önemli durumlarda ona körü körüne güvenme. İnsanların özensiz iş teslim ettiğini asla unutmaz.
Elbette tercih ettiğin yapay zekâya işini ve tercihlerini öğrenme izni verebilirsin. Ama o şey senin tarzınızda konuşmaya başladığında, kendini tuhaf bir yankı odasında daha fazla zaman geçirirken bulabilirsin.
Şöyle söyle: "Nötr bir ses kullan. Cevaplarını, hakkımda bildiğini sandıklarına göre şekillendirme ya da onlara bana dair düşündüklerin paralelinde bir yön verme."
Tıbbi tavsiye. Terapi. Teorik fizik seminerleri. Teoloji tartışmaları. Normalde yüzlerce dolara mal olan sohbetler için ayda sadece 20 dolar ödüyorsan, kendini buna kaptırmaman gerektiğinin bilincinde olmalısın.
İnsanların yapay zekâya ve onun verdiği tavsiyelere kendilerini fazla kaptırıp işlerini, evliliklerini, paralarını, zamanlarını, akıl sağlıklarını ve hatta (bazı ciddi vahim durumlarda) hayatlarını kaybettiklerini unutma!
Yapay zekâ bizi zaman alan beyaz yaka işlerinden hem de hayatın en tatmin edici uğraşlarından kurtarmayı vaat ediyor. Ancak bu durum risk almaya yol açabilir. İnsanların saygısını kaybedebilir ve varlığını gereksiz hale getirecek bir sürecin önünü açabilirsin. İnsan olmanın değerini gözardı etme!
Şöyle düşün: Ondan destekleyici bir pozisyonda kalmasını bekleyebilirsin. İşin kalitesini artırmak için yapay zekâya verdiğin sorumlulukları gözden geçir!