Dünyanın Bütün Küfürleri, Birleşin!

Yalan yok, yeri geldi mi okkalı bir küfür gerekiyor. Üstelik o yer de sürekli geliyor. Memlekette kalsak işimiz kolay da, dünyanın bir ucunda tepeniz attı mı ne diyeceksiniz?

12 Mart 2016

Dünyanın Bütün Küfürleri, Birleşin!

Jason Sacher’in dünyanın dört bir yanından küfürleri derlediği 'How to Swear Around the World' isimli kitabının rehberliğinde, yakası açılmadık lafları bir turlayalım.

* Yolunuz Finlandiya’ya düşer de ağız dolusu sövmek isterseniz (tercihen soğuk havaya) “perkele”ye başvurun. Sözcük, Hıristiyanlık öncesi dönemde yıldırım tanrısı anlamına geliyormuş. Zamanla tanrıdan şeytana, oradan da küfre dönmüş. Neşeli, kızgın, depresif; her anınızda kullanabilirsiniz. R’nin üzerinde Seda Sayan vurgusunu unutmayın: Perrrrrkele! 

* “Con” sözcüğü ve çeşitlemelerini Paris’te ilk önce taksi şoföründen duyacaksınız. Orijinali, kadın cinsel organından biraz seksist biçimde bahsettiğinden pek kibar sayılmaz. Bugünkü versiyonları gündelik kullanıma daha uygun. Gayrimeşru bir ilişkiden doğduğunu düşündüğünüz hasmınız için tekrarlayın: Quel conard!

* Yeşil şapka takıyorsa bile, bir Çinli’ye “Yeşil şapka takmışsın” (Dai lü’maozi) demeyin. İlla diyecekseniz, o Çinli’nin boynuzlandığını ima ettiğinizi de bilin.

* Latincede küfür etmek bile havalı: Nullius filius! Mealen, piç. Tam tercümesi: Hiç kimsenin çocuğu!

* İranlılar sakalı sever. Sakallarına doğru yellenilmesindense elbette hazzetmezler. Hasmınızın yüzüne “Guuz be rişet!” derseniz, kendisi için bu eylemi uygun gördüğünüzü ifade etmiş olursunuz.

* Kimi hakaret olarak ayak yalatır, kimi daha kuzeyde bir yerleri. Arjantinliler hem kibar hem absürt. Biri size “chupamedias” dediyse, bu “seni çorap yalayıcı” anlamına gelir. İster kızın, ister gülüp geçin; size kalmış.

* İtalyanca’da “cazzo” dediniz mi akan sular duruyor. En yakın tercümesi, evet o, yani ilk aklınıza gelen şey. Bu kelimeyle bütün bir günü geçirebilirsiniz. Sadece küfür değil; yeri geldi mi bahtsızlığı, yeri geldi mi aptallığı anlatmaya yarıyor. Cümle içinde kullanalım: “Frego un cazzo!” Yani, “Umurumda değil.” Daha rahat tercümeler mümkün de şimdi burada uygun düşmez. Siz aklınızı korkak alıştırmayın tabii.

* Çabaya gerek yok; İskandinav insanını hiçbir zaman anlayamayacağız. “Järnvägar!” dediklerinde “Lanet olsun” diye sövmüş olduklarını bilin ama kelimenin aslında “demiryolu” anlamına geldiğini duyunca neye yoracaksınız?

* İki kelime, yabancı! “Niu be” Çince’de pek ayıp. Bizim bir ana ve onun argodaki cinsel organından türettiğimiz küfrü, Çinliler “dana”dan türetiyor. Aklınıza getirdiniz mi? Yalnız sizin içiniz fena, Çinliler bu ifadeyle bir şeyin ne muhteşem olduğunu tasvir ediyormuş.

* Laf sokma konusunda bir İrlandalı’yı geçeceğinizi sanmayın. Harbiden zor. Şöyle bir bedduayı üreten akıldan bahsediyoruz: Go n-ithe an cat thú is go n-ithe an diabhal an cat. Diliniz yoksa çevirelim: Seni kedi yesin, kediyi de şeytan yesin. Hadi buyur! 

* Sırplar “Jebo te Papa!” derken ayıp etmiş gerçekten. Cinsel ilişki? Hem de din adamıyla? Hem de Papa’yla?

* Japonlarda küfür kelimesi pek yok ama gündelik kelimelerle ince ince giydiriyorlar, aman dikkat! Yüzünüze “Ki sama” diye söylendiklerinde “Aman efendim” dediklerini düşünebilirsiniz. Kullanılan tona göre annenizin babanıza sadakatini sorguluyor da olabilirler. 

* Küfretmek kolay, hatayı affettirmek zor. Centilmenlikse hiçbir zaman geçilmez. Kusur sizdeyse insan gibi özür dileyin. Dancadaki özür sözcüğünde biz yardımcı olalım: Undskyld. Bugünden çalışırsanız gelecek yılki Kopenhag yolculuğunuza yetişir.