Özel gün ve haftaları unutmak

Başlığı okuduğunuzda, filmlerdeki gibi, ortam birden bulanıklaşıp avcunuzun içiyle alnınıza vurduğunuz bir ana seyahat ediyorsanız, siz de bu olayı yaşamış çoğunluktansınız demektir. Çoğunluk diyorum ama yıllardır süregelen bu efsanevi unutkanlığımız artık tehlikede. Neden mi?

05 Mart 2015

Özel gün ve haftaları unutmak


Teknoloji gelişiyor

Şu an en azından bir akıllı telefonunuz varsa, herhangi bir tarihi unutmamak yolunda dev bir adım atmış sayabiliriz sizi. Zira halkımızın çoğunun bir fotoğraf, daha doğrusu selfie makinesi olarak kullandığı bu aygıtlar, aslında unutmamamız gereken bir tarihi kolayca kaydetmemizi sağladığı gibi, önümüzdeki yıllarda da olayın yıldönümünü gözümüze sokabiliyor. Daha bunun bulutu var; bilgileri oraya girerseniz cihaz değişikliğinde bile kaybetmiyorsunuz. Hadi tüm bunları geçtim, akıllı telefonunuz yoksa Facebook hesabınız da mı yok? Yukarı-aşağı yönlü kafa sallıyorsanız en azından doğum günlerini unutma olasılığınız çok az. Hediyelik eşya dükkanlarıyla ortak çalışıyormuş gibi, her sabah o gün doğan arkadaşlarınızı listeliyor Facebook. Kaçış yok.

Kadınlar değişiyor

Evet, hâlâ hediye aldıklarında gözlerinde kalpler olan o “smayli” gibi oluyorlar ama artık hatırlanmak istiyorlar. Unutma ve unutulma sürelerinin giderek azaldığı modern zamanlarda, bu kadar olan biten arasında kendisiyle ilgili bir ayrıntının hatırlanması yetiyor çoğu kadının mutluluğuna. Şimdi aklınıza en sert örneğin geldiğini ve bana “O hiç öyle değildi birader!” diye itiraz ettiğinizi biliyorum ama bu da bir arz-talep dengesinde ilerliyor. Kabul edelim ki biz de flört sırasında aşırı ilgi gösterip beklentiyi büyüttüğümüz kadınlar için ilişki sırasında aynı istikrarı sağla(ya)mıyoruz. Sonra gelsin, “Sen eskiden bunları hiç unutmazdın”lara karşılık, “Ya ne alakası var”lar. Evet, bunların hiçbiri olmadan, yapısal olarak ilgi anlamında delirmiş kadınlar da var ama onları konuşmayalım, çok konuşursak gelebilirler.

Erkekler değişiyor

Duyarlı olmamanın artık bizim tarafımızda pek de prim yapmadığını fark etmeye başladık sanırım. Zaten ilk koşulda anlattığım teknolojik gelişmeler bire bir eşleşmeyi ve sadakati epey zorluyor, bulmuşken kaybetmemek için artık daha da dikkatli davranıyoruz sanki. Gerçi bazı hemcinslerimiz bunun da suyunu çıkarıp tabiri caizse “like” almak için komik durumlara düşse de, etrafımdaki çoğu adam ilişkisine daha fazla özen gösteriyor ve asla unutmaması gereken şeyler konusunda daha duyarlı. Buna rağmen sanırım bir arkadaş sohbetinde bizim için bir kadının söylediği “Nerede bizimkinde o incelik...” serzenişine birkaç yüzyıl daha gevrek gevrek sırıtacağız. Evet, nedenini bilmiyorum ama bu gerçekten çok eğlenceli.

İlişkiler değişiyor

Çünkü her yıl 14 Şubat’ta “Bence Sevgililer Günü çok saçma” diyen insan sayısı artıyor. Çoğu insan artık birlikte olduklarında diğerini esir almadığının veya alamadığının farkında. Sadakat en kolay kaybedilebilir kavramlardan biri olmuşken, belirli gün ve haftalar için birini yormayı veya kaybetmeyi göze almayı pek seçen yok. Kavgalar genelde sosyal medya paylaşımları ya da paslaşmaları üzerine kurulurken sizin tanışma yıldönümünü unutmanız o kadar da büyük sorun yaratmıyor aslında. Tabii karşı cinsin, sorun büyük olmasa da büyük gösterme tuzağı birkaç milyon yıl daha kurulacak, o ayrı.

Peki değişmeyen ne?

Bu konuda çok fazla atıp tutmaya gerek yok; tüm bu yaşananlara rağmen insanın ilişki yaşama isteği değişmiyor. İster yukarıda yoğunlukla bahsettiğim gibi iki farklı cins arasında, isterse aynı cins arasında olsun; ilişki en çok konuşulan şeyler listesinin başındaki yerini asla kaybetmeyecek. Ve sanırım erkeklerin özel günleri unutması geyiği de ilişkiler sürdükçe konuşulacak. Yani dünyanın sonuna kadar...

Yazının tamamı ve çok daha fazlası GQ Türkiye Mart sayısında ve GQ Türkiye Dijital edisyonunda...