“Tipimiz” Olmayan Kişilere Aşık Olabilir Miyiz?
İlişkiler

“Tipimiz” Olmayan Kişilere Aşık Olabilir Miyiz?

Hepimizin az çok hoşlandığı bir “tip” vardır. Peki ya ilişkilerin bununla hiç ilgisi yoksa?

İster kabul edelim ister etmeyelim, değişmez bir gerçek var: ilişkiler kurallara uymaz. Aşkta doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur (toksik davranışlar elbette bunun dışında) ve çoğu zaman, ilk bakışta “benim tipim değil” dediğimiz kişilere ilgi duyduğumuzu fark ederiz. Bu, bazen başta sadece sempatik bulduğumuz bir iş arkadaşı olabilir, bazen bir arkadaşın arkadaşı ya da ilk anda hiç çekici gelmeyen biri. Peki gerçekten “tipimiz” olmayan birine aşık olabilir miyiz? Daha da önemlisi, böyle bir ilişkinin uzun vadede geleceği var mıdır?

Birinin tipimiz olmaması yalnızca fiziksel özelliklerle ilgili değildir. Sarışın ya da esmer, kısa ya da uzun boylu olmasından ibaret değildir. Konu çok daha derin. Uyumla, benzer hobiler ve hayaller paylaşıp paylaşmadığımızla, beklentilerimiz ve hayata dair planlarımızın örtüşüp örtüşmediğiyle ilgili. Ama bazen hiçbir ortak noktamız yokmuş gibi görünen birine rağmen onunla birlikte olmak isteyebiliriz.

Bu durum, flört dünyasında “curveball crushing” olarak adlandırılan bir eğilimin parçası. Terim kulağa karmaşık gelse de, aslında oldukça basit. İnsanların aradıkları kişi tipine ya da “olmazsa olmazlar” listelerine dair katı beklentileri bir kenara bırakıp, beklenmedik olana kendilerini açmaları anlamına geliyor. Yani yüzeysel kriterleri geride bırakıp, derin ve duygusal bağlar kurmaya odaklanmak. Bu da hiç hayal etmediğimiz biriyle güçlü ve kalıcı bir ilişki inşa edebileceğimiz anlamına geliyor.

Bu, hayattaki partnerimizden beklediğimiz her şeyden vazgeçmek demek değil. Sadece aşkı her yerde bulmaya daha açık olmak demek. Gerçek şu ki, aynı hobileri paylaşmamak ya da seçimlerde aynı oyları vermemek bir sorun olmak zorunda değil. Asıl önemli olan, benzer değerlere sahip olmak ve fiziksel çekimin ötesine geçen bir bağ kurabilmek.

Kendimizi şaşırmaya izin vermek, bizi hiç ummadığımız yerlerde, hiç beklemediğimiz kişilerle aşka götürebilir. Peki bunda ne kötü olabilir ki? Flört uzmanlarına göre, “tipimiz” olmayan birine aşık olmamamız için hiçbir sebep yok.

Çoğu zaman insanların alışkanlıklarına bakarız. Spor yapıyorsak sporcu birini, kitapları seviyorsak onlarla kitap konuşabileceğimiz birini ararız. Bunu yapmamızın nedeni, bize güvenli hissettirmesidir. Ancak bu, mutlu ya da uzun ömürlü bir ilişki yaşayacağımızın garantisi değildir. Hatta tam tersine, zıt ilgi alanlarına sahip olmak, iki tarafın da birbirini zenginleştirmesine ve yeni şeyler öğrenmesine olanak tanıyabilir.

“Curveball crushing” yaklaşımı, bizi daha somut özelliklerden ziyade şu sorulara odaklanmaya davet eder: Buluşmalarda ne kadar rahat hissediyoruz? Konuşmak ne kadar kolay geliyor? Bizi güldürüyor mu? Kurduğumuz bağ ne kadar gerçek hissettiriyor? Uzun vadede önemli olanlar bunlardır, çünkü bunlar her şeyin yolunda gittiğinin işaretleridir.

Gerçek uyumun olup olmadığını bu şekilde anlayabiliriz. Ve açık konuşalım: hem en iyi romantik komediler hem de gerçek hayat, bize defalarca gösterdi ki en güzel ilişkiler çoğu zaman en şaşırtıcı şekillerde ve en beklenmedik yerlerde doğar. Bu yüzden kapıları asla tamamen kapatmamak gerekir.

BU İÇERİK İLK OLARAK GQ SPAIN WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası