Mert Yazıcıoğlu: Kökleri Dün, Ritmi Bugün Fotoğraf: Burcu Karademir, Moda Direktörü: Anıl Can
MOTY

Mert Yazıcıoğlu: Kökleri Dün, Ritmi Bugün

"Yılın Erkek Oyuncusu" Mert Yazıcıoğlu ile birliktesiniz. "Klasik olmak", zamana direnç gösterip anlamını kaybetmemeyi gerektiriyor. Her zaman diliminde yeniden okunabilen, evrensel geçerliliği her daim taşıyan, değişen zamanlara uyum sağlayan bir varoluş hâli. Yeni nesil klasiğe ise başka bir sorumluluk daha ekleniyor. Bu geçerlilik hâlini biraz daha esnetmek, erişilebilir kılmak; şimdiye ait bir akışkanlık hâli yaratmak. Bugünün dünyasında yeni nesil klasiğin bu özellikleri taşıması ve dünün kökleri ile bugünün ritmini bir araya getirmesi bekleniyor. Sanki bu cümleler "yeni nesil klasikliğin" değil de, Mert Yazıcıoğlu’nun tanımını yapıyor. O kendi inandıklarından hiç taviz vermiyor, her çağda kendisine ve dünyaya dair prensipleri var. Dünyaya ve kendi dünyasına karşı özünü hep aynı tutarken, farklılıkların ritmini de her an duyuyor ve hayatına dahil ediyor.

Bu yıl dışarıdan bakınca epey hareketli görünüyor; sen bu yılı kendine nasıl tarif ediyorsun?

Bu yıl benim için tam anlamıyla bir keşif ve dönüşüm yılı oldu. Dışarıdan hareketli görünse de içeriden baktığımda aslında kendimi daha iyi tanıdığım, hangi yöne gitmek istediğimi daha net gördüğüm bir dönem olarak tarif edebilirim.

Mert Yazıcıoğlu: Kökleri Dün, Ritmi Bugün

Yeni bir projeye başlarken kendine hangi soruları soruyorsun?

Genelde ilk sorduğum şey, “Bu hikâye beni heyecanlandırıyor mu?” oluyor. Karakterin derinliği, o dünyanın beni içine çekip çekmediği ve bu projenin bana yeni ne öğreteceği önemli. Eğer bu sorulara heyecanla ‘evet’ diyorsam, çalışmaya koyuluyorum.

Oynadığın karakterler arasında, set kapandıktan sonra bile sende iz bırakan bir rol oldu mu?

Aslında tam tersi. Ben, her oynadığım karaktere benden bir parça bırakmaya çalışıyorum. Çalışma biçimim bu yönde. Bunun cevabı da bende değil, izleyen kişilerde bulunabilir.

Kendinde son dönemde keşfettiğin yeni bir yön var mı?

Evet, aslında son dönemde biraz daha sabırlı olmayı ve her şeyi hemen kontrol altına almam gerektiğini düşünmeden akışına bırakmayı öğrendim. Bu da bana hem sette hem de günlük hayatta daha fazla esneklik kazandırdı.

Yeni bir projeye başlarken, ekip ruhu senin için ne kadar belirleyici? Kendini sette en çok hangi anlarda güvende hissediyorsun? Prova, ilk sahne, set sonrası o çember sohbetleri?

Ekip ruhu benim için çok önemli. Provalardaki uyum ve set sonrası sohbetler bana iyi hissettiriyor; bu birliktelik de yaptığımız işe doğal bir akış katıyor.

Uzun set günlerinden sonra kendini sıfırlamak için başvurduğun ritüeller var mı?

Bazen oturup dakikalarca boş bir duvarı izlediğim anlar oluyor. Üstümden yorgunluğumu attığımı düşündüğüm zaman günlük hayatıma devam ediyorum.

Kıyafet ya da stil senin için iç dünyanı yansıtan bir dil mi?

Hayır. Rahat giyinmeyi, giydiğim zaman konforlu hissettiğim kıyafetleri tercih ediyorum.

Mert Yazıcıoğlu: Kökleri Dün, Ritmi Bugün

Gardırobunda en sevdiğin parçalar?

En sevdiğim parçalar genelde zamansız, rahat ama şık olanlar. Genellikle siyah renk tercih ediyorum. Siyahın o zamansız ve her duruma uyan havası benim için vazgeçilmez. Bu yüzden dolabımda da en çok siyah parçalar var.

Minimalist giyinmeyi seviyorsun; özellikle siyah senin için önemli. Peki bu sadelik anlayışı hayatının başka yerlerine; evine, alışkanlıklarına ya da ilişkilerine yansıyor mu?

Evet yansıyor. Evimin de sade olması hoşuma gidiyor. Daha konforlu ve rahat hissediyorum. İnsanlarla ilişkilerim de genel olarak karmaşık değildir.

Ben, her oynadığım karaktere benden bir parça bırakmaya çalışıyorum.

"Yeni nesil klasikler", sence neyi ifade ediyor?

Bence "yeni nesil klasikler", hem zamansız bir duruşa sahip olan, hem de bugünün ruhunu yakalayan şeyler. Yani sadece geçmişten gelen bir klasik olmak değil, aynı zamanda sürdürülebilir, anlamlı bir hikâyeye ve günümüzle bağlantılı bir ruha sahip olmak önemli.

Kendi hayatında “yeni nesil klasik” dediğin alışkanlıklar var mı?

Alışkanlık değil ama saat merakım var. Bana göre yeni nesil klasik olan saatlere sahibim.

Bir gün başka bir seçeneğim kalmasa ve başka bir meslek yapmak zorunda kalsam, yönetmen olmak isterim. Dünya kurmak, bir hikâyeyi anlatmak, bir oyun alanı kurup ona insanları inandırma fikri çok hoşuma gidiyor.

Arabalarla ilgili merakın nereden geliyor?

Arabalar aslında çocukluktan beri içimde olan bir merak. Hem mühendislik harikası olmaları hem de her arabanın kendine has bir karakteri olması beni çok etkiliyor. Arabalar benim için sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve bir tutku diyebilirim. Her arabanın kendine ait bir ruhu olduğunu düşünüyorum.

Bugünün şehir hayatında, hızın ve gürültünün ortasında, kendi iç sesini duyabildiğin anları nasıl yaratıyorsun; yalnız kaldığında kendini en çok nerede “evde” hissediyorsun?

Aslında genellikle evdeyim. Kendi alanımda sessizce vakit geçirmek, belki bir kitap okumak ya da sadece sakin bir köşede oturmak bile bana yetiyor. Kendi iç sesimi en iyi, evimin huzurunda duyabiliyorum.

Genç oyuncuların hayatına nasıl dokunmak istiyorsun?

Yaptığım işi en iyi şekilde yaparak.

Şu ana kadar duyduğun en güzel cümle, öğüt, ders?

Kim olduğumuz önemli değil, önemli olan planımızdır.

Bu hayatta birisine söyleyebileceğimiz en güzel cümle veya sorabileceğimiz en anlamlı soru?

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.” - Mustafa Kemal Atatürk.

Doğayla baş başa kaldığında o sessizlikte, kimse yokken, seni en çok şaşırtan düşünceler ya da farkına vardığın şeyler ne oluyor?

Hayatın akışının devam etmesi. Kendini zor bir durumda hissetsen de zamanın aktığını hissettiğin an. Belki gözüne takılan bir yaprak parçasının düşüşü, belki bir karıncanın örümcek ile savaşı. Belki bir yağmur damlasının düşüşü. O anlara şahit olmak büyüleyici geliyor.

Sence bu sakinliğinin kökeni nerede?

Bilmiyorum. Sakin olduğum konusunda emin değilim. Sakin olduğum anlar da oluyor, tam tersi hiperaktif olduğum anlar da. Belki de o, bunu söyleyen insanların o an gördüğü, daha gözlemleyici ve koruyucu hâlimdi.

Otomobillerden saatlere, hızdan mekanik detaya uzanan merakların var. Bir gün oyunculuğa ara versen bu ilgi alanların seni başka hangi mesleğe ya da hayal ettiğin başka hangi yola iterdi ?

Başka bir meslek yapmayı düşünmüyorum. Ancak bir gün başka bir seçeneğim kalmasa ve başka bir meslek yapmak zorunda kalsam, yönetmen olmak isterim. Dünya kurmak, bir hikâyeyi anlatmak, bir oyun alanı kurup ona insanları inandırma fikri çok hoşuma gidiyor.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası