Oynadığın rollerin bir kısmı hâlâ “yetişme sürecindeki” karakterlerdi. Kendi dönüşümün bu karakterlere nasıl yansıdı?
Bu bana, bir şeyleri öğrenmekle alakalı geliyor. Yaş aldıkça ve büyüdükçe, her geçen gün yeni şeyler öğreniyoruz. Ben de öğrendiğim ve tecrübe ettiğim şeyleri, her zaman oynadığım karakterlere yansıtmaya çalışıyorum. Karaktere ve mesleğe bakış açım, oynadığım karakterleri anlama biçimim her zaman çok değişken oluyor. Bu da galiba hep yeni bir şey öğrenmeyi ve tecrübe etmeyi sağlıyor. O yüzden kendi dönüşümüm ve büyüme sürecim, hep pozitif bir yerden oldu. Çünkü her geçen gün yeni bir şey öğrendim. Öğrendiğim şeyleri de yaptığım işin ve oynadığım karakterlerin üzerinde uygulamayı çok seven biriyim. O yüzden, iyi ve pozitif bir yerden etki etti, diyebilirim.

10’lu yaşlardan beri bu işi yapmanın sana göre avantaj ve dezavantajları neler?
Avantaj ya da dezavantajları var mı, açıkçası bilmiyorum. Avantajı; teknik detayları ufak yaşta öğrendim. Erken yaşta film setine girdiğimde -çocukken de çok meraklıydım- her şeyi öğrenmeye çalışıyordum. Kameralara, lenslere, ışığa ve özellikle de yönetmenlerin oyuncularla nasıl ilişkiler kurduğuna çok dikkat ediyordum. İşin tekniğini, duygusunu, insanların birbirleriyle nasıl ilişkiler kurduğunu erken yaşta gözlemlemek -10’lu yaşlardan bahsediyorum- ve bazı şeyleri erken fark etmek, benim için avantaj oldu.
Bir dezavantajını sanırım görmedim. Bazen okuldan geri kalıyordum. Belki bu olabilir ama ailem sağ olsun, bana her ikisini de birlikte yürütmenin önemini aşıladılar. Kısacası; mesleğe, insan ilişkilerine, işin duygusuna dair detayları görmek benim için en avantajlı şeydi.
Kariyerini başlangıcından bu yana ele alırsak, bugünkü tecrübeli Burak geçmişteki Burak’a, "Şunu daha erken öğren” diyecek olsa, bu ne olurdu?
Aslında bu, bir önceki soruyla doğrudan bağlantılı. Hayatımdaki şekillenmelerin çoğu, "Keşke daha erken öğrenseydim" dediğim konularla ilgili. Erken yaşta bu sektörün içine girmiş olmaktan ötürü, kendimi daima şanslı hissediyorum. Bugün karşılaştığım olaylara, hadiselere verdiğim tepkiler veya geliştirdiğim bakış açısı, hep bu sayede oldu.
Çevremdeki insanları, özellikle iş hayatındaki profesyonelleri gözlemlemeyi ve onların bu tür durumlara nasıl tepki verdiğini, nasıl çözüm ürettiğini izlemeyi alışkanlık edindim. Sanırım bu, erken öğrenme sürecinin bana kattığı en büyük fayda oldu. Bu açıdan, gerçekten şanslı olduğumu düşünüyorum. Bir şekilde “Şunu keşke erken öğrenseydim” dediğim şeyleri erken öğrenmiş bulundum aslında!”
Ancak, "Keşke daha erken öğrenseydim" dediğim bir konu var: Sahne tecrübesi. Yani tiyatro sahnesine çıkmak. Çocukluğumdaki sahne deneyimlerimi saymıyorum. “Tiyatroyla uğraşmanın ve sahneye çıkmanın verdiği tecrübeyi keşke daha erken yaşlarda edinseydim” demiştim, profesyonel olarak ilk sahneye çıktığımda.
Oyuncu olma hayalin var mıydı?
Evet hayalim vardı aslında. Çocukken televizyonda oynayan oyuncuları görüp çok etkilendiğimi, anneme ve babama “Ben de oynamak istiyorum, ben de yapabilirim” dediğimi hatırlıyorum! Bu tutku gitgide büyüdü bende. Ailemin de desteğiyle hayalimin gerçeğe dönüşmesi, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çocuk kursiyer olmamla başladı.
Sana kendini geliştirmekte en çok ne fayda sağlıyor: Gerçek hayat tecrübesi mi, oyunculuk deneyimi mi, kendini daha iyi tanımak mı?
Kendimi geliştirmek konusunda bana en çok, yeni şeyler öğrenmek fayda sağlıyor. Oyunculuk ve aslında hayatla ilgili de böyle. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Her geçen gün hayat, başka bir şey getiriyor.
Meslekle ilgili kendimi geliştirmek adına da birçok şey yapmaya çalışıyorum. Bu; oyunculuk deneyimiyle, çalıştığım dönemlerle, okuduğum eserlerle ve kendi gelişimimle gerçekleşen bir şey. Çünkü hepsi bana bir hayat tecrübesi sağlıyor. Kendini geliştirmek konusunda hepsinin beraber işlediğini düşünüyorum. Yani, insanın kendini tanıması, mesleği ile ilgili deneyim elde etmesi ve hayatıyla ilgili bir sürü tecrübe edinmesi fayda sağlıyor.

Yaş aldıkça ve büyüdükçe, her geçen gün yeni şeyler öğreniyoruz. Ben de öğrendiğim ve tecrübe ettiğim şeyleri, her zaman oynadığım karakterlere yansıtmaya çalışıyorum.
Oyunculuğun sende en çok neyi zorlayacağını hiç tahmin etmemiştin?
Her işin kendine göre zorlukları var. Bu mesleğin de, ister sinema, ister tiyatro olsun, çalışma ortamıyla ya da pek çok başka konuyla alakalı zorlukları var. Zorlukların dışında benim genel olarak en önem verdiğim şey, çalıştığım alanın mutlu ve huzurlu olmasıdır. İyi işlerin ve iyi performansların, o şekilde ortaya çıktığına inanan biriyim.
Bir role hazırlanma sürecin nasıl ilerliyor? Oynayacağın karakterle nasıl tanışırsın?
Hazırlanma sürecim karakterle ilgili bilgi toplamakla başlıyor. Senaristten elde edebildiğim bilgileri toparlıyor, üstüne de çalışmaya devam ediyorum. Süreli olarak kullandığım yöntem; karakteri tanımak adına doğru soruları sorup, cevaplarını almak. Bir karakteri sıfırdan oluşturuyorsun. Benim en çok keyif aldığım dönemdir bu...
Belli bir yaştan sonra ekrandaki kişilerin birbirlerine çok nasihat vermeyi sevdiğini görüyorum. Son zamanlarda duyduğun, gerçekten sana fayda sağlayanı hangisiydi?
Yani sorunun tam karşılığı olur mu bilmiyorum ama ailemden gelen bir söz/nasihat vardır: “Sen işini layıkıyla yap, gerisi zaten olur.”
Benim de hayat mottom olmuştur. Ben kendimden razı olayım, kendi üstüme düşeni yapayım; gerisi zaten bir şekilde rayına giriyor. Ailemden duyduğum ve uyguladığım en iyi nasihatlardan biridir bu.
Otomobil kullanmayı çok sevdiğini biliyorum. Direksiyonda olduğunda günün, hayatın ya da rolünün neresine park edersin kendini? Nasıl bir yer senin için direksiyon başı?
Evet, direksiyon başında olmayı çok seviyorum. Otomobillere ufak yaşlardan beri ilgim var. Otomobil kullanmak beni her daim rahatlatmıştır, onlarla ilgili konuşmayı da çok severim. Özellikle uzun yolda kafamı boşaltmaktan çok keyif alıyorum. Direksiyon başı; en huzur bulduğum ve en mutlu olduğum yerlerden biri.
Bir role değil de Burak’a çalışsan… Yani kendini tanımak için bir karakter yaratacak olsan, o karakter nasıl biri olurdu?
Ben iletişimle beslenen biriyim. İnsan iletişimi, aile ve arkadaş iletişimi benim için çok önemli. Beni tanıyan insanlar da bunu bilir. Muhabbet etmeyi, konuşmayı ve bir şeyler paylaşmayı seven biriyim. Herhalde karakterin de o özelliklerine odaklanırdım.
Sana göre oyunculuğun kalbinde insanları anlamak mı, kendini ifade etmek mi, yoksa oyun oynamak mı var?
Açıkçası bu tarz sorulara çok cevap veremiyorum. Genç olduğumu göz önünde bulundurarak böyle şeyler söylemekten kaçınırım genelde ama kendi hissettiğim yerden; oyunculuğun üçüyle de çok alakalı olduğunu düşünüyorum. Yani insanları anlamakla da çok ilgisi var, bir şekilde kendini ifade ediyor olman da lazım ve tabii ki işin doğasında da oyun oynamak var. Dolayısıyla benim için üçünün birleşip harmanlandığı bir alan oyunculuk.