
Bir Met Gala daha geride kaldı. Metropolitan Museum of Art’ın ışıkları söndü, davetliler partiden ayrıldı ve gecenin son görünümü de objektiflere yansıdı. Baştan açık konuşalım: Erkek davetlilerin çok azı, hatta belki de hiçbiri kıyafet koduna tam anlamıyla uymadı. Kimileri klasik takım elbiseleri tercih ederken, kimileri daha şaşırtıcı seçimlere yöneldi. Kısacası, dress code’a birebir bağlı kalmamak her zaman kötü giyinmek anlamına gelmiyor.
Bazı davetliler renkli parçalar, deri ceketler ve her zaman güçlü duran jean seçimleriyle erkek giyimi tarafını başarıyla temsil etti. Tüm konuklar kendi moda yorumlarını ortaya koyduğuna göre, biz de GQ olarak dün gece Met Gala kırmızı halısında gördüğümüz en iyi beş görünümü sıralamaya karar verdik.

Metropolitan Museum of Art’a gelen ilk isimlerden biri olan Bill Skarsgård için bu Met Gala tamamen illüzyonlar üzerine kuruluydu. Oyuncu, yün ve ipek satenden hazırlanmış uzun patchwork smokinini, deri ceket görünümü vermesi için özel işlenmiş kaplamalı pamuk bir peacoat ile tamamladı. İlk bakışta bir başka deri görünümü gibi dursa da gecenin en başarılı kombinlerinden birine dönüştü.

Bu Met Gala için Valentino büyük oynamayı tercih etti. Roma merkezli moda evi, kreatif direktörü Alessandro Michele liderliğinde baştan ayağa özenle hazırlanmış bir ünlü kadrosuyla Metropolitan Museum of Art’a geldi. Açıkçası en iyiyi seçmek kolay değildi ama sonunda tercih Ahn Hyo-Seop’tan yana oldu. Oyuncu ve şarkıcı, altın, siyah ve pembe tonlarında payet işlemelerle zenginleştirilmiş tek düğmeli bir ceket ve işlemeli alamaro kapamayla dikkat çekti. Görünümün asıl yıldızıysa kravat yerine boynuna bağladığı kırmızı ipek ascot oldu.

Yapacak bir şey yok, Tom Ford her yıl Met Gala’nın en iyi giyinenleri arasına girmeyi başarıyor. İşin en etkileyici tarafıysa bunun için fazla çaba göstermesine gerek olmaması. Metropolitan Museum of Art’a yalnızca doğal zarafeti, kusursuz kalıplı takımı ve vazgeçilmez güneş gözlükleriyle gelmesi bile yeterli oluyor.

Teknoloji milyarderlerinin domine ettiği bir Met Gala yılında Nicholas Hoult, yapılabilecek en ikonik hamleyi yaparak Metropolitan Museum of Art’a adeta moda dünyasından çıkmış alternatif bir Lex Luthor gibi geldi. Şu sıralar Superman devam filminin setinde çalışan İngiliz oyuncu, çizgi roman kötüsünün ikonik tıraşlı kafasını neredeyse dominatrix estetiği taşıyan deri Prada görünümüyle tamamladı.

Dior giyen kalabalık ünlü grubu arasında gecenin en iyisi büyük ihtimalle Adrien Brody’ydi. Belki smokin ceketini deri pantolonla eşleştirmesinin yarattığı etkiydi, belki de doğrudan oyuncunun doğal karizmasıydı ama Brody, Metropolitan Museum of Art’ın merdivenlerinden gecenin en güçlü görünümlerinden birini seçtiğinden emin bir tavırla çıktı.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ ITALY WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.