Kelsey Niziolek - GQ US; Getty Images
Yıllardır mikroiğneleme, akne izlerini yumuşatma, hiperpigmentasyonu soldurma ve kırışıklıkları düzleştirme becerisi sayesinde kozmetik dermatoloji kliniklerinin pek de gizli olmayan silahlarından biri. Ancak bu tedavinin cazibesi yalnızca yüzle sınırlı değil. Dermatologlara göre mikroiğneleme, saç derisinde de şaşırtıcı derecede etkili olabiliyor ve özellikle saç dökülmesini yavaşlatmak, daha kalın ve daha dolgun bir görünüm elde etmek isteyen erkekler için nispeten hızlı ve iyileşme süresi kısa bir seçenek olarak giderek daha fazla tercih ediliyor.
İğnelenip dürtülmek için randevu almadan önce, mikroiğneleme ve saç dökülmesiyle ilgili temel bilgileri, daha yerleşik çözümlerle kıyaslandığında nerede durduğunu da içerecek şekilde, aşağıda bulabilirsiniz.
Mikroiğneleme, ciltte ya da saç derisinde mikro kanallar oluşturmak için cerrahi kaliteye sahip çok ince iğneler kullanan, minimal invaziv bir işlemdir. Amaç, vücudun doğal yara iyileşme yanıtını tetiklemektir. Bu süreç kolajen ve elastin üretimini uyararak cildin tonunu ve dokusunu iyileştirmeye yardımcı olur. Cilt açısından sağladığı kazanımların ötesinde, mikroiğneleme saç sağlığı için de dikkat çekici avantajlar sunar.
Kaliforniya’nın Sacramento kentindeki Golden State Dermatology’de görev yapan, kurul onaylı dermatolog Dr. James Kilgour’a göre, “Mikroiğneleme, büyüme faktörlerinin salınmasını sağlar ve kan akışını artırır; bu da saç folikülü çevresindeki kök hücrelerin aktive olmasına yol açar. Tüm bu sinyaller birlikte çalışarak uykuda olan folikülleri yeniden büyüme fazına iter ve hâlihazırda aktif olanları güçlendirir.” Oluşan mikro yaralanmalar, serumlar, trombositten zengin plazma yani PRP ve minoksidil gibi topikal tedavilerin de daha etkili şekilde emilmesine olanak tanır. PRP, kısaca kan alınıp santrifüjde döndürülerek trombositler ve büyüme faktörleri ayrıştırıldıktan sonra topikal olarak uygulanması ya da yüzeysel şekilde enjekte edilmesi işlemidir. Amaç, doku yenilenmesini ve iyileşmesini desteklemek, yeni kan damarlarının oluşumunu teşvik ederek daha kalın ve daha sağlıklı saçların çıkmasını sağlamaktır. Topikal minoksidil ise, New York’ta görev yapan kurul onaylı kozmetik dermatolog Dr. Michele Green’e göre, saç büyüme döngüsünde saçları büyüme fazına iten ve aktif olmayan saç foliküllerini yeniden canlandıran, FDA onaylı bir ilaçtır.
Peki tedavi süreci nasıl ilerler? Çoğu kişi, işlem yapılacak bölgede 30 dakikaya kadar uyuşturucu kremle bekler. Krem temizlendikten sonra, uygulayıcı mikroiğneleme cihazını cilt ya da saç derisi üzerinde gezdirir. Bazı durumlarda, ancak her zaman değil, işlem sonrasında topikal ürünler uygulanır ve hasta evine gönderilir. Dr. Green, hafif kızarıklık, şişlik ve ağrı yaşanabileceğini söylüyor; ancak yan etkiler genellikle hafif ve kısa süreli oluyor.
Şu ana kadar, mikroiğnelemenin tek başına saç dökülmesi üzerindeki etkisine dair çalışmalar sınırlı. Sakalında seyrelme olanlar için de, mikroiğnelemenin özellikle sakal çıkışı üzerindeki etkisini inceleyen araştırmaların yetersiz olduğu belirtiliyor. Yine de, Journal of Cosmetic Dermatology’de yayımlanan 2022 tarihli bir derleme, mikroiğnelemenin toplam saç sayısını yüzde 5’lik topikal minoksidile kıyasla anlamlı ölçüde artırdığını ortaya koydu. Ancak bu iki yöntemin birlikte kullanılması daha da büyük bir fayda sağladı.
Dr. Kilgour’a göre mikroiğneleme, esas gücünü tamamlayıcı bir tedavi olarak gösteriyor. “PRP, minoksidil ya da diğer topikal büyüme tedavileriyle birlikte kullanıldığında, emilimi artırarak ve foliküler aktiviteyi birden fazla yol üzerinden uyararak sonuçları güçlendiriyor,” diyor. Saç dökülmesini birden fazla cepheden hedefleyerek, başlangıç durumunuza bağlı olarak dolgunluk, tel kalınlığı, yoğunluk ve genel saç sağlığında “mütevazıdan anlamlıya” uzanan iyileşmeler beklenebileceğini belirtiyor. Dr. Green’e göre ise, saç dökülmesinde azalma görülmesi de oldukça muhtemel.
Her iki dermatolog da, cerrahi dışı sonuçları en üst düzeye çıkarmak isteyen erkekler için mikroiğnelemeyi güçlü bir seçenek olarak savunuyor. Ancak bunun bir mucize olmadığını ve tek seferlik bir çözüm sunmadığını da özellikle vurguluyorlar.
Dr. Kilgour, “Mikroiğneleme saç dökülmesini kesinlikle yavaşlatabilir, ancak altta yatan genetik süreci tamamen durduran kalıcı bir anahtar değildir,” diyor. Dr. Green ise, ağızdan alınan Propecia gibi tıbbi düzeydeki saç dökülmesi tedavilerinin muhtemelen daha etkili olduğunu ekliyor. Bununla birlikte, “Saç derisine uygulanan mikroiğneleme, oral, topikal ya da klinik ortamda yapılan diğer tedavilerle birlikte çalışarak saç dökülmesini önlemeye ve saçların yeniden çıkmasını desteklemeye yardımcı olabilir,” diyor.
Kısacası, mikroiğnelemeyi saç restorasyonu planınızda başrol oyuncusu değil, güçlü bir yardımcı olarak düşünmek daha doğru.
Androgenetik alopesiniz, yani erkek tipi saç dökülmeniz varsa ve aktif olarak seyrelme ya da açılma yaşıyorsanız, mikroiğneleme değerlendirilmeye değer bir tedavi. Ancak en iyi sonuçlar için bir dizi seansa bağlı kalmanız gerektiğini unutmayın. Standart uygulama, aralarında bir ay olan en az üç seanstır. Her bir seans en az birkaç yüz dolara mal olabilir ve PRP ya da diğer topikal tedavilerin eklenmesi toplam maliyeti iki katına kadar çıkarabilir.
Bu bir yatırım, ancak deneyimli bir uzmanla ve düzenli şekilde uygulandığında karşılığını verebilecek bir yatırım.
Dr. Kilgour, “Mikroiğneleme, düşük riskli, minimal invaziv ve özellikle kapsamlı bir planın parçası olarak kullanıldığında gerçekten etkili olduğu için en sevdiğim araçlardan biri,” diyor. Ayrıca mümkün olan en erken aşamada başlanmasının önemine de dikkat çekiyor. “Seyrelmeyi ne kadar erken ele alırsak, foliküller o kadar duyarlı oluyor,” diye ekliyor.
Saç restorasyonu yolculuğunuzun hangi aşamasında olursanız olun, etkili olabileceğinden emin olabilirsiniz. “Bir rutine bağlı kalmaya istekli olan ve doğrudan ilaçlara ya da cerrahi işlemlere geçmeden sonuçlarını optimize etmek isteyen erkekler için mikroiğneleme mükemmel bir başlangıç noktası,” diyor Dr. Kilgour. “Ve hâlihazırda tıbbi tedavi görenler için ise, saç çıkışını bir üst seviyeye taşıyan eksik parça olabilir.”
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.