British GQ
Milyonlarca insanın önünde gömleksiz bedenini sergilemeye hazırlanmak bir şeydir. Bunu göklere uzanan bir IMAX ekranında hem de bir Christopher Nolan filminde yapmak ise bambaşka bir şey. Üstelik bilgisayar üretimi karın kasları da yok. Yine de The Odyssey için bir bilet aldığınızda 55 yaşındaki Matt Damon'ı her zamanki kadar fit bir halde savaşlarla sertleşmiş kahraman Odysseus olarak seyircilerin üzerinde yükselirken ve rolüne tamamen uygun görünürken bulacaksınız.
Belki de bundan daha etkileyici olan şey bu heykelsi fiziğin nasıl ortaya çıktığıdır. Elbette Oscar ödüllü Damon gibi bir oyuncu için fiziksel dönüşümler iş tanımının yalnızca bir parçasıdır. Ancak bu kez durum farklıydı. Kişisel antrenör ve fizyoterapist Gabe Stump ile çalışan oyuncunun mitolojik bir forma girmek için yalnızca beş ayı vardı. Üstelik bütün bunları son derece temel imkanlara sahip bir apartman spor salonunda ve sizin gibi sıradan bir insanın işini bırakmasına ya da şansının yaver gitmesini ummasına gerek kalmadan uygulayabileceği basit bir antrenman programıyla yaptı.
Matt Damon filmler arasında kendini bırakan türden bir oyuncu değildir. Ancak Odysseus gibi görünerek de dolaşmaz. The Odyssey öncesinde oyuncunun gömleksiz bir sahnede etkileyici görünmesi gerekmesinin üzerinden de bir süre geçmişti. "Onunla biraz tombul Nike yöneticisi Sonny Vaccaro'yu canlandırdığı Air filmi çıktıktan hemen sonra çalışmaya başladım." diye hatırlıyor Dr. Stump. Bunu Netflix'in The Rip ve Apple TV'nin The Instigators filmleri izledi. İkisi de fazla ten göstermesini gerektirmiyordu. "Son üç yıldır aslında yalnızca genel kondisyon çalışıyorduk. Daha çok uzun ömürlülüğü düşünüyor onu işlevsel ve sağlıklı tutmaya çalışıyorduk." diyor Dr. Stump.
Dr. Stump'ın ifadesiyle Damon'ın The Odyssey antrenmanlarına başladığı sıradaki vücudu "üzerinde çalışılabilir" durumdaydı. Oyuncu ilk Bourne günlerinden beri oldukça istikrarlı biçimde korumayı başardığı sağlam bir kas temeline sahipti. Ancak destansı bir kahramandan bekleyeceğiniz türden bir belirginliğe tam olarak sahip değildi. Temel olarak olması gereken yere ulaşabilmek için Damon'ın yaklaşık 15 pound (yaklaşık 6.8 kilo) yağ vermesi ve bunu yaparken mümkün olduğunca fazla kasını koruması gerekiyordu.
"The Odyssey için ulaşmaya çalıştığımız çok belirli bir hedefimiz ve görünümümüz vardı. Buna Nolan ile Matt ve sanırım filmin tarihsel olarak nasıl görünmesini istediklerine karar veren danışmanlar birlikte karar verdi." diye hatırlıyor Dr. Stump.
"Temelde geri dönüp şöyle söylediler. 'Odysseus'u açıkça bir savaşçı ve çok güçlü biri olarak görüyoruz. Ancak 20 yıl süren bu yolculuktan geçmiş ve bu süre boyunca giderek daha yağsız hale gelmiş.'"
Damon'ın mevcut kaslarını kaybetmeden vücudundan mümkün olduğunca fazla yağ atabilmesi için antrenörü haftada dört kuvvet antrenmanı gününden oluşan bir program hazırladı. İki üst vücut ve iki alt vücut günü, haftanın ortasında da bir kardiyometabolik antrenman günü vardı. "Kuvvet günleri gerçekten önemliydi. Bunun nedeni daha fazla hacim kazanmasını istememiz değildi. Sahip olduğunuz hacmi koruyan ve vücudunuza yakıt olarak vücut yağını önceliklendirmesi gerektiğini söyleyen şey kuvvet antrenmanıdır. Vücudunuz neyi elinde tutmak istediği konusunda çok inatçıdır. Kasları kullanmıyorsanız vücudunuz yağ yerine o dokuyu tüketir." diyor Dr. Stump.
Damon'ın apartmanının bodrumundaki mütevazı spor salonunda yapılan kuvvet antrenmanları sade alandaki ekipmanların son derece sınırlı olması nedeniyle basit tutuldu. Dr. Stump kısa süre önce Vogue'a "Ne kadar kötü olduğuna şaşırırdınız." demişti. Her antrenman altı ila sekiz egzersizden oluşuyor ve yalnızca 45 ila 60 dakika sürüyordu. İkili pazartesi ve perşembe günleri üst vücut salı ve cuma günleri ise alt vücut çalışıyordu. Bu düzen vücut bölgeleri arasında en az 72 saat toparlanma süresi sağlıyordu.
Üst vücut günlerinde her seansta göğüs sırt omuz biseps ve trisepsi çalıştıran itme ve çekme egzersizlerinin bir karışımını yapıyorlardı. Ayrıca bir antrenmandan diğerine yatay ve dikey hareketler arasında dönüşümlü çalışarak kasları farklı hareket düzlemlerinde kullanıyorlardı.
"Bir gün düz sehpada dambıl bench press yapıyorduk. Bir sonraki üst vücut gününde ise eğimli sehpada yapıyorduk. Ya da bir gün göğüs destekli row yaptıysak bir sonraki sefer barfiks yapıyorduk" diye hatırlıyor Dr. Stump. Seanslar bench press veya row gibi ana bir kaldırışla başlıyor ardından filmde en çok ekranda görünecek olan daha küçük ama oldukça fotojenik kasları izole etmek için cable fly veya landmine press gibi yardımcı hareketler geliyordu. Dr. Stump Damon'a bütün egzersizlerde üç ya da dört set yaptırıyordu. Ana hareketlerde 8 ila 10 tekrar sonrasında gelen yardımcı hareketlerde ise 12 ila 15 tekrar uygulanıyordu. "Genel fikir daha yüksek hacimde çalışmaktı. Gerçekten yoğun kuvvet çalışmalarından ziyade çok sayıda set yapıyorduk." diyor Dr. Stump.
Alt vücut günleri de aynı formülü izliyordu. "Bir trap barımız vardı. Dolayısıyla temel bacak hareketimiz trap bar deadlift oldu" diyor Dr. Stump. "En ağır çalıştığımız hareket buydu." Ancak squat rack gibi temel bacak antrenmanı ekipmanlarının bulunmaması nedeniyle ikili yaratıcı olmak zorunda kaldı. "Normal bir halterimiz vardı ama rack yoktu" diyor Dr. Stump. "Bu yüzden landmine squat çeşitleri ve farklı hip thrust türleri yaptık." Dr. Stump kardiyometabolik günün daha az planlı olduğunu kabul ediyor ve Damon'ın kardiyodan pek hoşlanmadığını belirtiyor. "Kardiyo yapmaktan nefret ediyor. Ama kim etmiyor ki değil mi?" Bunun yerine bu seanslar kuvvet antrenmanı dışındaki yararlı çalışmaların toplandığı genel bir gün işlevi görüyordu. Bazı haftalarda VersaClimber üzerinde interval çalışmaları ya da sağlık topunu yere vurma kettlebell swing ve ip atlamadan oluşan bir yüksek yoğunluklu interval antrenmanı yapılıyordu. Diğer haftalarda ise ikili yalnızca hareketlilik çalışmalarına veya sabit tempolu kardiyoya odaklanıyordu.
"Diyelim ki hafta içinde birkaç ağır antrenman yapmıştık ve daha düşük yoğunluklu bir şeye ihtiyacımız vardı. O zaman yalnızca 'Tamam ağırlık yeleğini giy kulaklığını tak ve 45 dakika yokuş yukarı yürü. Çok hızlı olmak zorunda değilsin. Yalnızca iyice terle ve sonra eve dön' diyordum." diyor Dr. Stump.
Günün sonunda Damon ne kadar sıkı veya ne kadar sık antrenman yaparsa yapsın 15 pound (yaklaşık 6.8 kilo) yağ verebilmesi beslenmesine bağlı olacaktı. "En başta ona bunun bir diyet ve beslenme hedefi olduğunu söyledim. Vücut yağı kaybetmekten söz ettiğiniz her durumda mesele alınan kaloridir. Bunu daha fazla egzersiz yaparak kontrol edemezsiniz" diyor Dr. Stump.
Neyse ki Hollywood dönüşümlerini iyi bilen Damon için bu şaşırtıcı değildi. "Benim asıl üzerinde durduğum şey sahip olduğu kas kütlesini desteklemek için yeterli protein aldığından emin olmaktı. Ancak gerçek şu ki beslenmesi konusunda çok fazla yardıma ihtiyacı olmadı. Sanırım bunun nedeni bunu daha önce pek çok kez yapmış olması." diyor Dr. Stump.
Dr. Stump antrenman sürecinde alkol gluten ve işlenmiş şekerden uzak durmasının Damon'ın kalori alımını azaltmasında büyük rol oynadığını belirtiyor. Dr. Stump'a göre Damon'ın bu kadar kısa sürede gişe filmine yakışır sonuçlar elde etmesini sağlayan şey nihayetinde hem spor salonunda hem de beslenmesinde sürece bağlı kalmasıydı. "Antrenmanları açısından onunla ilgili en etkileyici şeyin istikrarı olduğunu söyleyebilirim. Her gün gelip yapılması gereken işi yapan biri. Filmde nasıl göründüğüne baktığınızda da bence en çok ortaya çıkan şey bu." diyor Dr. Stump.
BU İÇERİK İLK OLARAK BRITISH GQ WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.