A Knight of the Seven Kingdoms, Bir Sonraki Game of Thrones Değil. Sevilmesinin Nedeni de Bu HBO
Popüler

A Knight of the Seven Kingdoms, Bir Sonraki Game of Thrones Değil. Sevilmesinin Nedeni de Bu

‘AKOT7K’ yönetici yapımcısı Ira Parker, Peak TV döneminin en kanlı dramalarından biriyle aynı evrende geçen, takılmalık bir dizi yapmayı anlatıyor.

Bu röportaj, A Knight of the Seven Kingdoms’ın birinci sezonunun ilk dört bölümü için spoiler içerir.

Game of Thrones evreni, ölçeği küçülterek avantaj sağladı. Son yapım A Knight of the Seven Kingdoms, dünyayı buz zombilerinden kurtarmak ya da bir aile içi iç savaşı durdurmakla ilgili değil. En azından ilk birkaç bölümde hikâye, onurlu bir şövalye olan Ser Duncan the Tall’ın doğru olanı yapma çabasını ve bu süreçte biraz şöhret kazanma arzusunu anlatıyordu. Ancak geçen hafta her şey değişti. Kuklacı sevgilisi Tanselle’i savunurken Prens Aerion Targaryen’e saldıran Dunk, yaveri Egg’in de aslında bir Targaryen olduğunu öğreniyor.

Dördüncü bölüm Dunk’ı hapiste başlatıyor. Özgürlüğe dair küçük bir şansı var. Prens Aerion Yedilerin Yargılaması’nı talep ediyor. Dunk ve Aerion altışar şövalyeden oluşan ekipler kuracak ve biri pes edene kadar dövüşecekler. Kadim geleneğe göre kazanan tanrıların gözünde aklanacak ve masum ilan edilecek. Arkasında büyük bir hanedan desteği olmayan Dunk, son ana kadar takım toplamaya çalışıyor. Sonunda Aerion’un kardeşi ve Demir Taht’ın varislerinden Prens Baelor onun tarafını seçiyor.

Bu gelişme doğrudan George R.R. Martin’in “The Hedge Knight” novellasından geliyor. Dizi sorumlusu Ira Parker sezon boyunca metni sadık bir şekilde uyarladı. Dizi finale yaklaşırken Parker, ikinci sezonun erken prodüksiyon sürecinden zaman ayırarak GQ’ya diziyi hayata geçirme yolculuğunu, Dunk’la paylaştığı ortak yönleri, açılıştaki o çok konuşulan sahneyi ve daha fazlasını anlattı.

GQ: Bu fırsat ilk nasıl karşınıza çıktı?

Ira Parker: Sabah dörtte HBO’dan Dunk ve Egg hakkında ne hissettiğimi soran bir mesaj aldım. Kitapların hepsini hızla okudum ve hazırlığımı yaptım. Haftanın sonunda Dunk ve Egg dönemini muhtemelen George’dan bile daha iyi biliyordum. Gerçekten derin bir araştırma yaptım. HBO ile çok iyi görüşmelerim oldu. Sonra Santa Fe’ye gidip George’la buluştum ve konuşmaya devam ettik. Her şey şaşırtıcı derecede sorunsuz ilerledi. Normalde işler böyle gitmez.

Süreç bu kadar kolay ilerleyince bunun daha zor olması gerektiğini düşündünüz mü?

Perde arkasında çok ciddi bir emek var. İşlerin kolay görünmesi için o emek gerekiyor. Genelde her şeyin iyi gideceğini umarsınız ama gitmez. Bu yüzden hoş bir sürpriz oldu.

Dunk ve Egg dönemini araştırırken neye yaslandınız?

Bu dünyaya zaten House of the Dragon’da bir sezon çalıştığım için aşinaydım. Ana seriyi üniversitede okumuştum ve diziyi izlemiştim. Asıl mesele Dunk ve Egg’in hayatlarını şekillendiren şeyleri anlamaktı.

Egg’in hayatında çocuk, prens ve kral dönemleri var. Bunların çoğu dizide kullanılmayacak çünkü daha sonra yaşanıyor. Biz sadece ipuçları veriyoruz. Asıl odak basit hikâye anlatımı. Burada ve şimdi. İlk sezonda “The Hedge Knight” hikâyesini anlatıyoruz. Ardından dün çekimlerine başladığımız “The Sworn Sword” var. O da iki hanenin arasında geçen daha kapalı bir hikâye. Belki bir gün “The Mystery Knight”ı da yaparız.

George’la ilk konuşmalarda neler dikkat çekti? Sizden ne istiyordu?

“Sadık uyarlama” ifadesini neredeyse ilk üç cümlede dört kez söyledi. Bu hikâyeleri ve karakterleri çok seviyor. Onları televizyonda doğru şekilde görmek istiyordu. Ben de aynı fikirdeydim. Tonu ve anlatım biçimini seviyorum. Sorun sadece bu kısa metinleri nasıl bir diziye dönüştüreceğimizdi. “The Hedge Knight” ilk basımında sanırım 80 küsur sayfaydı.

İç monologlar çok fazla. Dunk oldukça kaygılı bir karakter. O iç sesi dışarı çıkarmak, dünyayı genişletmek ve televizyona uygun hale getirmek gerekiyordu.

HBO’nun süre konusunda esnek olması büyük avantajdı. İlk başta 10 bölüm birer saatlik sandım. Oysa altı bölüm, yarım saatlik format bize daha kompakt ve keyifli bir anlatım sağladı. Böylece uzatmıyoruz.

Dizinin tonu klasik bir sitcom gibi “takılmalık” hissettiriyor. Komedi geçmişiniz bunun üzerinde etkili oldu mu?

Better Things’in kalbi çok güçlüydü. Bu novellaların da kalbi var. Ama burada ölüler yok, büyük politika yok, ejderhalar yok. Dunk esprili bir kahraman değil. Atlarımız, kalbimiz ve birkaç güzel ağacımız var. Malzememiz bu.

Seyirciye bir sonraki Game of Thrones’u vaat etmiyoruz. Bu hikâyeler kendi tonuyla keyifli.

Prodüksiyon tasarımcısı Tom McCullagh’ın katkıları hakkında ne söyleyebilirsiniz?

İlk kez biri bana Tom hakkında soru soruyor. Bu dizi onsuz yapılamazdı. Bütçemiz çok kısıtlı. Bir Game of Thrones dakikasının maliyetinin dörtte biriyle çalışıyoruz. Buna rağmen ortaya koyduğu işler inanılmaz. Ayrıca dizinin diğer yapımlara benzemesini istemedik. Her şey Dunk’ın bakış açısından. Daha kirli ve cilasız görünmeli.

Turnuva alanı Dunk için Madison Square Garden gibi. Devasa ve korkutucu. Kukla çadırındaki her detay bile düşünülmüş. Tom bu dünyayı seviyor ve bu sevgi her şeye yansıyor.

Dunk’la kendiniz arasında benzerlik görüyor musunuz?

Kanada’da küçük bir kasabadan geldim. Babam tuvalet kâğıdı satıcısıydı. Los Angeles’a gelip bu işi yapmak hem korkutucu hem heyecan vericiydi. Dunk’ın yolculuğunda da doğru anda yardım eden insanlar var.

Dunk özel biri değil. Soyu sopu yok, çok zeki değil, olağanüstü bir savaşçı da değil. Dayanarak ilerliyor. Yaratıcı sektörde çoğumuz böyleyiz. Bir yıl daha hayatta kalmaya çalışıyorsunuz, sonra bir şans geliyor.

İlk bölümde Game of Thrones temasını verip Dunk’ın kelimenin tam anlamıyla üstüne tuvaletini yapması çok eğlenceli bir tercihti. Bu sahne sizi de mutlu etti mi?

Bunu duymak beni çok mutlu ediyor. O an Dunk için önemli. Hepimiz kafamızda kahraman müziği çalarken büyük şeyler yapacağımızı sanırız. Sonra gerçeklik çarpar. O da gidip tuvalete gider çünkü kahraman değil. Bu sahne karakterden doğuyor ve dizinin tonunu anlatıyor.

Dördüncü bölümde hapishane sahnesinde Peter ve Dexter arasındaki konuşma çok etkileyiciydi. O anı hatırlıyor musunuz?

Yönetmen Sarah Adina Smith “Dexter gerçek bir oyuncuya dönüştü” demişti. Dinamik tersine dönüyor. Egg artık prens. Dunk hatalar yapmış biri ama affedici. Ser Arlan onu kurtarmıştı. Şimdi o da Egg için aynısını yapmak istiyor. Bu dünyaya böyle bakmak güzel.

Dunk, sonuçlarını bilse bile kuklacıyı yine savunur muydu?

Evet. Aynı şeyi tekrar yapardı. Aşk aşk. Kuklacı kıza gönlü var.

Baelor’un Dunk’ın tarafını seçmesi neden?

Aerion’un bunu hak ettiğini biliyor ama kardeşine karşı çıkmak zor. Kim olduğunu kanıtlamak istiyor. Erdem sınanmadıkça erdem değildir. Kimsenin ondan bunu yapmasını istemesine gerek yok. Kendisi istiyor. Doğru olanı yapıyor. Gerçekten onurlu biri olduğunu gösteriyor.

BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.

İZLE
Men of the Year 2025: Late Checkout
İLGİLİ İÇERİKLER
İlgili Başlıklar
Daha Fazlası