
Robin Hood, Britanya tarihinin en ünlü figürlerinden biri. Yıllar boyunca filmlerde ve dizilerde, hem kahraman hem de suçlu arasında bir yerde konumlandırılan bir karakter olarak resmedildi. Tacı temsil eden otoriteye karşı mücadele eden, yoksullara yardım etmek amacıyla hırsızlık yapan, sabotajlara girişen ve zaman zaman öldürmeye kadar varan eylemlerde bulunan bir adam olarak anlatıldı. Kral Aslan Yürekli Richard ve Prens John döneminde, halkın büyük bir kısmı son derece zor koşullarda yaşarken, Robin Hood bu adaletsizliğe karşı duran bir figür hâline geldi.
Efsanelerde ve filmlerde Robin Hood ile haydutlardan oluşan çetesi, adaletten kaçarak saklanır. Çünkü kraldan çalıp açlıktan kırılan halka kaynak sağlamakla uğraşırlar. Disney uyarlamasında, ki bu versiyon en sevilenlerden biridir, Robin Hood’u kılık değiştirerek, Sheriff’in yoksul ailelerden zorla aldığı paraları geri alırken ve gülünç Prens John’a gündüz vakti yaklaşarak mücevherlerini çalarken görürüz.
2026’da vizyona girmesi planlanan ve Hugh Jackman’ın başrolünde yer aldığı La muerte de Robin Hood adlı yapımda ise Robin Hood, suç ve ölümle şekillenmiş bir hayatın ardından kendi ölümlülüğüyle yüzleşen, kurtuluş arayan yaşlı bir adam olarak karşımıza çıkar.
Bu farklı anlatıların ortak noktası, Robin Hood’u bir kahraman olarak sunmalarıdır. Yasaları sürekli çiğneyen ve sorun yaratan, ancak bunu “iyi” bir amaç uğruna yapan bir kahraman. Ancak bazı uzmanlara göre, sinema aracılığıyla tanıdığımız Robin Hood figürü tarihsel olarak tam anlamıyla gerçek değildir.
Robin Hood Britanya’nın en tanınmış karakterlerinden biri olsa da, tarihsel anlamda gerçekten yaşamış bir kişi değildir. Uzmanlara göre Robin Hood, Orta Çağ İngiltere’sinde hırsızlara verilen bir lakaptı. Efsanedeki karakter, o dönemde yaşamış çeşitli haydutların hikâyelerinden esinlenerek oluşturuldu.
Ayrıca yeşil kıyafetiyle tanınan ve sinema uyarlamalarıyla görünümü zamanla değişen bu “hırsızlar kralı” figürü, aslında 1800’lü yılların ortalarına ait bir roman geleneğinden beslenir.
BBC’nin aktardığına göre, “Robin’in Nottingham Şerifi’ne karşı verdiği mücadeleye dair hikâyeler 14. yüzyıla kadar uzanır. Ancak halkın ilgisini gerçekten canlandıran eser, Sir Walter Scott’un 1820 tarihli romanı Ivanhoe olmuştur. 1194 İngiltere’sinde geçen bu romanda ‘hırsızların kralı’, onurlu ve ‘diğer’ krala yani dönemin hükümdarı Kral Richard’a sadık bir adam olarak tasvir edilir.”
Robin Hood hikâyesinin ortaya çıkmasının temel nedenlerinden biri, Orta Çağ’da tüm gücün ve kaynakların taçta toplanmış olmasıdır. Halk ise yoksulluk, güvencesizlik ve ağır yaşam koşulları altında eziliyordu. Bu durum, kraliyete karşı büyük bir öfke ve hoşnutsuzluk yarattı ve insanlara umut verecek hikâyelere, figürlere duyulan ihtiyacı doğurdu.
BBC’nin de belirttiği gibi, tarih boyunca yaklaşık yüz yıllık bir dönem boyunca birçok kişi Robin Hood adıyla anıldı. Ancak romanlarda ya da çok daha sonra ortaya çıkan filmlerde betimlenen Robin Hood’a birebir uyan tek bir tarihsel figür bulunmuyor.
Aynı şekilde Marian, Little John ve Friar Tuck gibi Robin Hood hikâyesinin ayrılmaz parçaları olan karakterlerin de tarihsel varlığına dair güvenilir kayıtlar yok.
Tıpkı James Bond örneğinde olduğu gibi, Robin Hood da gerçek ile kurmacanın bir araya getirilmesiyle yaratılmış bir figür. Amaç, kalıcı, ilham verici ve heyecan uyandıran bir hikâye inşa etmekti. Belki de gerçekten, efsanedeki Robin Hood’a benzeyen ve adalet dengesini az da olsa değiştirmeye çalışan bir adam vardı. Ancak bunu kesin olarak bilmemiz mümkün değil. Çünkü tüm tarihsel belgeler günümüze ulaşmadı.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ MÉXICO Y LATINOAMÉRICA WEB SİTESİNDE YAYIMLANMIŞTIR.