Getty Images
Algoritmalar da yardımcı olmuyor. Endişelerimiz hakkında bir arama yaptığımız anda tüm içerikler korkularımızı daha da büyütmeye yöneliyor. Avustralya'da bizimle aynı durumdan geçen bir kadının felaketlerle dolu hikayesini tekrar tekrar izlerken buluyoruz kendimizi. Forumlarda insanların en karanlık düşüncelerini okuyoruz. Sürekli kaydırıyor ve kaydırıyoruz, yakınlarımızla konuşamadığımız korkularımızı en uzağımızda olanların hayatından izleyerek parasosyal ilişkiler kuruyoruz. Tüm bunlar mental berraklığımızı bulandırıyor, beyin sisi yaratıyor ve sürekli aynı korku dolu düşüncelerin esiri olarak saatler, günler ve aylar geçirmemize neden oluyor.
Bireysel problemlerini dağ gibi hayatının merkezine koyan bireyler manipüle edilmesi daha kolay, daha çok tüketen "oyuncular" haline geliyor. Korku doluysan kimseye, en çok da kendine asla bir faydan dokunmuyor. Kimseye bir faydan dokunmayacağına ikna olduğunda ise daha çok çevrimiçi kalıyor, daha çok kaydırıyor ve daha çok ucuz veri üreterek büyük şirketlerin üzerine imparatorluklar inşa ettiği kaynakları oluşturmak için üzerine düşeni yapıyorsun.
Yeni güç mental berraklık. Buna erişmek için olmazsa olmaz üç koşul var. Hep birlikte inceleyelim.
Sabah kalktın, kafan bulanık ve düşünceler teker teker zihnine üşüşüyor. İlk yapman gereken şey hareket etmek. Dışarıya çıkıp 45 dakika yürümek, YouTube'dan egzersiz videosu açıp 30 dakika matın üzerinde tepinmek, yoga akışına dönmek veya sadece dolap düzenlemek bile olabilir. Araştırmalar sabah ilk iş vücudunu hareket ettiren kişilerin hem daha sağlam bir bedene ve zihne sahip olduklarını, hem de günün geri kalanında sabah hareket etmiş olmanın verdiği fiziki tatmini yaşadıklarını gösteriyor.
Sabah saatlerinde hareket etmek endorfin ve serotonin seviyelerini artırırken beslenme düzenini de pozitif şekilde değiştiriyor.
Nasıl ki ateşe bakmak evrimsel olarak güveni çağrıştırıyorsa elimize bir kalem alıp beyaz bir kağıda bir şeyler karalamak da evrimsel olarak düşüncelerimizi dışarıya yansıttığı ve onları daha somut ve kontrol edilebilir hale getirdiği için bizi rahatlatıyor. Öyle ki içinden çıkılmaz bir konuyla baş etmek durumunda kaldığımızda, elimize bir kalem alıp bunu bir yabancıya anlatır gibi kağıda dökmekte fayda var. Düşünceleri yazılı bir şekilde beyaz sayfada görmek çözümün bazen resmin içinde bulunduğunu gösterebiliyor kişiye.
Her hikâye, senaryo, film, dizi, kitap, efsane ve mit bir kahramanın yolculuğu üzerine kuruludur. Kahramanımız hayatı yolunda giderken bir olay yaşar ve bu durumdan farklı bir mental durum ile çıkar. Karakterin yaşadığı zor durumlar aslında deneyimlediği güzel anlardan daha değerlidir.
Zor durumlardan geçerken genelde o durumun dinamikleri içine hapsoluyoruz. Bu durum neden bizim başımıza geliyor? Ne zaman bitecek? Bu kadar kötü bir durumu hak etmek için ne yaptık?
Tüm bu düşüncelerle baş etmek için öncelikle hayatın başımıza gelen muhteşem anlar birliği değil, iyisi ve kötüsüyle deneyimlenecek bir yolculuk olduğunu kabul etmek geliyor. Bu kabule ulaştıktan sonra kötü anların da hikâyeye dahil olduğunu, hatta o anlarda nasıl davrandığımızın zaten onu çekici kılan kısım olduğunu anlıyoruz.
Bu noktadan sonra hiçbir şey gerçekten "dünyanın sonunu getirecek kadar kötü" olamaz. Çünkü dünyadaki herkes gibi bizim de kalp kırıklıklarımız, boğazımızı düğümleyen kaybedişlerimiz ve özlemlerimiz olduğunu kabullenmek zaten insanlık deneyiminin mihenk taşlarından.
Sabah kalktık, hareket ettik, bir şeyler karaladık ve kabullendik. Yarım gün oldu bile ve asgari seviyede bir mental berraklığa kavuştuk. Bundan sonra yapacağımız her şey bonus olacaktır.
Ama eğer "Bir adım daha öteye gitmek ve gerçekten dibini görebildiğim ve düşüncelerin bulutlar gibi hızlıca gelip geçtiği bir zihne sahip olmak istiyorum" diyorsanız, yapabileceğiniz en büyük yatırım günde 20 dakika susmak, gözlerinizi kapatmak ve oturup nefesinize odaklanmak.
Zihni sakinleştirmek ve odaklanmayı geliştirmek için nefes alıp verme temelli meditasyona Budistlerin deyimiyle Anapana diyoruz. Bunu her gün uygulamak zor olsa da dünyadaki en ödüllendirici pratiklerden biri. Meditasyon yapın, kendi kahvaltınızı hazırlayın, hareket edin, yazın, yazın ve yazın. Dünya yıkılsa da bu küçük alışkanlıklarla kendinizle çıkabileceğiniz yarım günlük bir mental kaçış rotası oluşturabilirsiniz.