Getty Images; Kolaj: Eva Baron
Her yaz erkek giyimi sohbetlerinin dönüp dolaşıp geldiği konu şortlar oluyor. Şort paçaları ne kadar uzun ya da kısa olmalı? Ofise giyilir mi? Akşam dışarı çıkarken uygun mudur? Hatta bir erkek şort giymeli mi? Bunların hepsi geçerli sorular. Hava iyice ısındığında hafif ve ferah bir şort hem pratik hem de rahat olabilir. Ancak şortlar uzun yıllardır "ileri seviye stil" denince akla gelen ilk parça olmadı. En azından klasik erkek giyim anlayışı bunu söyler. Günümüzde ise giderek daha fazla stil sahibi erkek doğru kombinlendiği sürece şortların da şık ve özenli görünebileceğini kanıtlıyor.
Yaz aylarında plak şirketi yöneticisi Sameer Sadhu şort giymek konusunda en ufak bir tereddüt yaşamıyor. Ferah düğmeli gömleklerden ince dokulu beyaz tişörtlere hatta zaman zaman bir Napalm Death uzun kollusuna kadar her şeyle şort giyiyor.
"Şort hayatım boyunca hep giydiğim bir parça oldu" diyor nemli iklimiyle bilinen Singapur'da büyüyen Sadhu. "Şort ve tişört benim günlük üniformam gibiydi. Yaş aldıkça bu görünüm biraz daha rafine hale geldi."
Sadhu için bu dönüşüm yıllardır giydiği Dickies şortları bırakıp Comme des Garçons ve Stòffa gibi markaların daha şık tasarımlarına yönelmek anlamına geliyordu. En az bunun kadar önemli olan bir diğer değişiklik ise ayakkabı tercihiydi.
"Artık Converse ya da Vans yerine loafer giyiyorum."

Sameer Sadhu
Bu görüş konuştuğum hemen herkes tarafından dile getirildi. Kaliteli bir deri ayakkabının dönüştürücü etkisi.
"Bir şortu daha şık göstermenin en önemli adımı bana göre loafer giymektir" diyor moda yazarı Jake Woolf.
Erkek giyiminin yaşayan efsanelerinden Nick Wooster da aynı fikirde. Hatta ona göre yaz aylarında iyi kullanılmış bir çift loafer yepyeni bir sneaker'dan çok daha fazla kombin seçeneği sunuyor.
"Şortu sneaker'la giydiğinizde kendinizi tek bir stile hapsediyorsunuz" diyor Wooster. "O noktadan sonra görünümü farklı bir yere taşımak gerçekten zor."
Bundan sonrası ise detaylarda gizli.
Wooster'ın "giyim hiyerarşisi" adını verdiği bir yaklaşımı var. Ona göre düğmeli bir gömlek doğal olarak tişörtten daha resmidir. Blazer ceket ise kazaktan daha şık bir izlenim yaratır.
"Bunun çok kasıntı görünmesi gerekmiyor" diyor. "Ben terzi işi bir ceketi insanların hırka ya da overshirt kullandığı gibi kullanıyorum. Üzerime geçirip çıkıyorum."
Bir diğer favori yöntemi ise "terzilik dünyasının mullet saç modeli" diye tanımladığı yaklaşım. Üst taraf ciddi alt taraf eğlenceli.
Wooster'ın ifadesiyle "Çok şık bir parçayı çok rahat bir parçayla bir araya getirdiğiniz anda kombin doğal olarak havalı görünmeye başlıyor."

İster tişört ister gömlek ister pike polo giyin. Jake Woolf üst parçayı dışarıda bırakmak yerine pantolonun içine sokmayı öneriyor. Böylece siluet çok daha düzenli ve derli toplu görünüyor.
Özenle seçilmiş bir kemer ya da karakter sahibi bir güneş gözlüğü gibi aksesuarlar da görünümü bir adım ileri taşıyor.
"Buradaki mesele kıyafetin bilinçli bir seçim olduğunu göstermek" diyor Woolf. "Bütün bu küçük dokunuşlar görünümü daha şık hissettiriyor."
Elbette bir şortu şık göstermenin yolu sadece onu neyle kombinlediğinizden ibaret değil. Şortun kendisi de en az o kadar önemli.
Wooster'ın ilk tavsiyesi klasik pantolonlarda kullanılan kaliteli kumaşlardan üretilmiş şortları tercih etmek.
"Benim şortlarımın çoğu aslında günlük değil" diyor. "Terzi işi kalıplarla hazırlanıyorlar ve geleneksel olarak takım elbiselerde kullanılan kumaşlardan üretiliyorlar."
Sadhu ise geçen yıl düğününde şort giymeye karar verdiğinde işi tamamen ciddiye almış. Stòffa'ya özel dikim bir takım elbise hazırlatmış. Dökümlü kruvaze bir blazer ile koyu lacivert tonlarında geniş kesimli pileli bir şort.
Şortları o kadar sevmiş ki daha sonra aynı modelden birkaç tane daha diktirmiş.
Peki en zor soruya gelelim.
Şort akşam yemeğine ya da gece etkinliklerine giyilebilir mi?
Woolf bile bu noktada işlerin biraz daha gri bir alana girdiğini kabul ediyor.
"New York'ta hava 32 dereceyse ve gün boyunca sokakta dolaşıyorsam şort giymekte hiçbir sakınca görmem. Ama akşam yemeğine giderken şort giymeyi her zaman tercih etmem" diyor.
Yine de bunun kesin bir kural olmadığını özellikle vurguluyor.
"Polo Bar'daki bir akşam etkinliğine şortla gittiğimi hayal edebilir miyim? Kesinlikle. Her şey onu nasıl giydiğime bağlı. Oxford gömleğimi şortun içine sokup altına da loafer giyersem kendimi gayet şık ve özenli hissederim."
Belki de asıl cevap tam olarak bu.
Şortla şık görünmek katı kurallara ya da ezber formüllere uymaktan çok onu bilinçli bir şekilde giymek ve kombin üzerinde biraz emek harcamakla ilgili.
Elbette hala "şortla giriş yasaktır." kuralını uygulayan bazı mekanlar bu görüşe katılmayabilir.
Sadhu'nun vedalaşırken verdiği son tavsiye ise ne para gerektiriyor ne de fazla zaman.
"Sadece ütüleyin." diyor gülerek. "Gerçekten bu kadar basit. İnsanlar kırışık kıyafetleri olduğu gibi giyip çıkıyor. Oysa ütülenmiş ya da buharlanmış bir şort hiçbir ekstra çaba harcamadan sizi çok daha özenli ve şık gösteriyor."
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ US WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.