Spider-Man: Brand New Day (2026)
Duvarlarda gezinen kahramanın hayranları sabırsızlanmaya başlamıştı. Spider-Man: Brand New Day, süper kahramanın kostümünde Tom Holland’ı gördüğümüz dördüncü uzun metraj film olarak bu yaz vizyona girecek, ancak Marvel Studios, Noel’de gösterime girmesi planlanan Avengers: Doomsday için tam dört (evet, dört!) fragman yayımlamakla o kadar meşguldü ki, Destin Daniel Cretton imzalı bu yeni filmi kamuoyuna tanıtmakta gecikti. Shang-Chi and the Legend of the Ten Rings’in yönetmeni Cretton, üçlemesi Spider-Man: No Way Home ile sona eren Jon Watts’tan görevi devralıyor ve bizi uzun zamandır büyük ekranda görmediğimiz bir Spider-Man yorumuna geri götürüyor: Çoklu evren maceraları ve yüksek teknolojili zırhların ardından Brand New Day, Sam Raimi filmleri sayesinde pek çok izleyicinin tanıdığı şehirli, sokak düzeyinde suçla mücadele eden kahramanı geri getiriyor. Kendi spandeks kostümünü yıkayan, yaşlı teyzelerin karşıdan karşıya geçmesine yardım eden ve haftada birkaç kez Scorpion (Michael Mando) gibi suçlularla mücadele eden bir adam. Ve nihayet onu aksiyon içinde kendi fragmanında görüyoruz.
Fragman, Parker’ın mevcut durumunu oldukça iyi özetliyor; bunu hafif melankolik bir “Artık roket fırlatmıyorum” duygusuyla ifade edebiliriz. Önceki filmlerde Holland’ın canlandırdığı karakterin hem Spider-Man olmayı öğrenmesini hem de MJ (Zendaya) ile ilişkisini ve Ned Leeds (Jacob Batalon) ile dostluğunu geliştirdiğini görmüştük. Burada ise durum tamamen tersine dönmüş. Kahraman her zamankinden daha özgüvenli ve ayakları yere basıyor — hatta şehrin anahtarı bile ona verilmiş — fakat Peter’ın kişisel hayatı pek de parlak sayılmaz. Brand New Day’in, Daredevil: Born Again dizisinin yaklaşan ikinci sezonunun hemen ardından geçmesi bekleniyor; bu da umarız kahramanımızın avukatı Matt Murdock’un o zamana kadar New York’u yozlaşmış bir belediye başkanından kurtarmış olacağı anlamına gelir. Vatandaşlar (belki J. Jonah Jameson hariç) koruyucularını seviyor, ama o sadece iki kişiyle yeniden bağ kurmak istiyor. Maskesinin içinden gördüğümüz o öznel çekim, tüm bunları tek başına yapmak zorunda olan bir karakterin izolasyonunu ve yalnızlığını mükemmel şekilde yansıtıyor.
Yine de cevap bekleyen pek çok soru var. Öncelikle filmin ana kötü karakteri kim olacak? Hepimiz Scorpion’u severiz, ama belli ki işin içinde başka biri daha var... İşte burada Sadie Sink’in canlandırdığı gizemli karakter devreye giriyor. Fragmanda neredeyse hiç görünmemesi, Marvel’ın elinde büyük bir koz sakladığı şüphesini doğuruyor. İlk teori, Bruce Banner’ın (her zaman görmekten memnun olduğumuz Mark Ruffalo) bu hikâyede yer alabileceğine işaret ediyor: Parker’ın, The Other adlı çizgi roman serisinden alınmış bir mutasyon sürecinden geçtiği düşünülürse — bu seri, J. Michael Straczynski ve Peter David gibi yazarların, Mike Deodato ve Mike Wieringo’nun çizimleri eşliğinde karakterin mitolojisini daha ezoterik bir şekilde yeniden yazdığı bir hikâyedir — kahramanımızın Marvel Sinematik Evreni’ndeki “geliştirilmiş” bireyler listesine katılmaya hazırlandığını düşünmek mantıksız değil. Bildiğimiz gibi bu, aslında “mutant” demenin başka bir yolu. Bu bağlamda Sink’in Jean Grey’i canlandırma ihtimali de güç kazanıyor ve bu da X-Men’in evrene resmen dahil edilmesinin önünü açabilir.
Ancak fragmandaki belirli bir sahne, farklı bir ihtimali işaret ediyor: Tramell Tillman’ın canlandırdığı karakter, son derece güçlü bir tehdidden bahsederken, ekranda zihinleri kontrol edilen bir grup insan görüyoruz. Bu ipuçları, henüz MCU’da görmediğimiz Daredevil düşmanı Typhoid Mary’yi işaret ediyor. Fragmanda ayrıca Spider-Man’in The Hand ninjalarıyla savaştığı sahneler de yer alıyor. Tüm yollar, muhtemelen Örümcek Adam, Murdock ve Frank Castle arasında bir iş birliğine çıkıyor. Tarzları çok farklı olsa da, New York halkının refahı için mücadele etmeleri onları birleştiriyor. Bizim eğilimimiz, Sadie Sink’in Typhoid Mary (Maria) rolünde olabileceği yönünde; ancak fragmanın en ilginç yanı, Wonder Man sonrasında Marvel’ın, süper güçlü bireyleri denetleyen bir devlet kurumu olarak Damage Control’u giderek daha önemli bir konuma yerleştirmeye devam etmesi. Özellikle de New York dışında bulunan ve genç yetenekler için kurulmuş o meşhur okulun kapılarını açmasına doğru ilerlerken…
Spider-Man: Brand New Day, 24 Temmuz’da sinemalarda.
BU İÇERİK İLK OLARAK GQ ESPANA WEB SİTESİNDE YAYINLANMIŞTIR.